2. Bölüm

10.1K 443 42

"Komutanım, daha fazla bekleyemeyiz!" Yarbay, iç çekerek başını salladı.

"Biliyorum, Aslan. Ama elimizde hiç bir bilgi yok!"

"Gidelim baskın yapalım Komutanım! Çökelim üstlerine!"

"Daha ne bekliyoruz Komutanım! Daha kaç şehit vereceğiz! Kaç masumun ölümünü izleyeceğiz! Kaç çocuğun yetim, öksüz kalmasını bekleyeceğiz! Kaç kadın dul kalacak daha! Kaç anne ağlayacak! Ben dayanamıyorum!" Yarbay, gözlerini yumdu.

"Yeter! Ben de istiyorum! Ben de köklerini kurutalım, çatılarını başlarına yıkalım, bu dünyada da cehennemi yaşatalım, insanların rahat nefes almasını sağlayalım istiyorum! Ama şu an yapabileceğimiz bir şey yok! Beklemek zorundayız! İstihbarat'tan haber bekliyoruz! Gelsin, çıkıcaz!" Odadaki herkes gergindi. Üzgün ve yorgun. Fiziksel değil, zihinsel bir yorgunluktu onlarınki. Artık ölüm duymak istemiyorlardı. Bir yerlerde bombalar patlamasını, insanların ölmesini izlemek istemiyorlardı. Engelleyebildikleri kadarını engelleyebilmek, engelleyemedikleri için de engelleyebilmek için güç dilemek istiyorlardı. Ne bok yapıyor olurlarsa olsunlar, artık bir şeyler yapmak istiyorlardı. Boş boş oturmak değil!

"Komutanım," Yarbay başını kaldırıp karşısındaki adama baktı.

"Başlama Aslan!"

"Biz askeriz! Hem de öyle sıradan askerlerden falan değil! Türk Askeri'yiz biz Komutanım! Durmak, beklemek bize yakışmaz! İzin verin, gidelim!" Yarbay'ın artık başlarına ağrılar giriyordu. O da istemiyordu beklemeyi!

"Bakın! Her ihbara güvenemeyiz! İstihbarat'ın onaylamasını bekliyoruz! Tuzak olabilir! Sizi, askerlerimi bile bile ateşe atamam! Anlıyor musunuz lan beni!" Odadaki herkes iç çekti. Şu lanet toplantı odasına oturmaktan başka bir bok yapmıyorlardı!

Yarbay ve Özel Kuvvet Tim'i toplantı odasında oturmuş, haber bekliyorlardı. Bu Tim, belki de Türkiye'nin en güçlü Timiydi! En iyi askerleri toplamışlardı. En iyi Bordo Berelileri! Timin başında Tarık Yarbay vardı. Ondan sonraki en rütbeli kişi ise Yüzbaşı Aslan'dı. Tim'de beş Bordo Bereli vardı.

Teğmen Barın Öztürk, Asteğmen Macit Vurgun, Kdm. Uzman Çavuş Salih Arslan ve Astsubay Kdm. Başçavuş Kerem Topçu. Başlarında ise Kdm. Yüzbaşı Aslan Korkmaz! Dönemin en iyi beş askeri. Bordo Berelisi!

"Komutanım," Yarbay yanına gelen askere baktı. "N'oldu?"

"Bir video geldi," dediğinde askerin bakışlarından bir şeyler döndüğünü anlamıştı. Masadaki herkesin gözü askere döndüğünde, Yarbay "Aç," emrini verdi.

Videoyu projeksiyona yansıttı.

Video'da sandalyeye bağlı bir adam, bir sürü şey anlatıyordu. Ve anlattığı şeyler çok önemli bilgilerdi. Herkes ayaklanırken Yarbay askere döndü. Ancak o konuşamadan asker yanıtladı.

"Tam şimdi, istihbarat onayladı efendim."

"Video'yu kim çekmiş?" Aslan'ın sorusuyla herkes tekrardan askere dönmüştü. Asker başını iki yana salladı.

"Bunu derhal araştırın!" Yarbay ayağa kalktı.

"Hemen bu gece operasyona çıkıyorsunuz çocuklar. Adres belli, gidin ve indirin!" Yarbay'ın ayaklanmasıyla hepsi çoktan ayağa kalkmıştı.

"Onlar bombanın B'sini ağızlarına alamadan, içlerinden patlatacağız Komutanım!" Yarbay, Kerem'e baktı ve başını salladı.

"Göreyim sizi aslanlarım! Alnınızın akıyla gidin, alnınızın akıyla dönün!"

"Emredersiniz Komutanım!"


(-)


Herkes odalarında hazırlığını yapıyordu. Asla ayakkabısını bağlarken, Barın silahını kontrol ediyordu.

"Aslan," Aslan Barın'a döndü, "Söyle."

"Dikkat et kardeşim," Aslan gülümsedi.

"Dikkat etmesi gereken ben değilim kardeşim," dediğinde Barın da güldü. "Haklısın, ama sen yine de geçen seferki gibi atlama da namlunun ucuna!"

Aslan bağcığını sıktı ve doğruldu. "Bizim Kod Adımız Mermi asker ! Ne namlu, ne bomba korkutmaz bizi! Gerekirse önüne atlar, bu yolda, bu uğurda Şehit oluruz!"

Barın başını salladı.

"Emredersiniz Komutanım!" Bütün Tim aynı anda bağırdığında, Aslan başını iki yana salladı. Söylediklerinden bu sonuca varacaklarını az çok tahmin ediyordu zaten.

Hepsi hazır bir şekilde sıralandıklarında, Aslan karşılarına geçti.

"Hazır mısın Asker!"

"Hazırız Komutanım!"

"Şimdi gideceğiz ve o canilerin inlerini başlarına yıkacağız! Planlarını bertaraf edeceğiz! Emellerini gerçekleştirmelerine izin vermeyeceğiz!"

"Vermeyeceğiz Komutanım!"

"Soylarını kurutacağız!"

"Kurutacağız Komutanım!"

"Gerekirse bu yolda öleceğiz Komutanım," Barın başını Salih'e çevirdi.

"Biz buraya ölmeye değil yaşamaya geldik Çapkın! Yaşamaya ve yaşatmaya! Vatanımıza huzuru, barışı, birliği ve beraberliği getirmeye geldik! İlk amacımız bunlar! Kaderimizde şehit olmak varsa da seve seve! Ama önceliklerinizi unutmayacaksınız! ANLADINIZ MI!"

"ANLADIK KOMUTANIM!"


(-)


"Gittiler mi?"

"Gittiler Komutanım," Albay başını salladı.

"Sağ Salim dönerler inşallah."

"Amin Komutanım," Yarbay derin bir nefes aldı. Albay Murat, başını Tarık'a çevirdi.

"Video'yu gönderenin kim olduğunu anladın mı?" dediğinde Yarbay iç çekerek başını salladı.

"Anladım Komutanım," dediğinde Albay oynamakta olan videoya baktı. "Ne yapmayı düşünüyorsun?" Yarbay videoya baktı.

"Geri çağırmanın vakti geldi Komutanım," dediğinde Albay başıyla onayladı. "Bence de, Mermi için çok uygun. Bütün nitelikleri fazlasıyla taşıyor. Ve bence cezasını da yeteri kadar çekti," dediğinde Yarbay, "Haklısınız Komutanım, çağrıyı gönderiyorum," dedi.

"Gönder Tarık, gönder."

DAĞ CEYLANIBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!