9

1K 129 24

Kaç saattir koşuyoruz bilmiyorum.

Kaş saattir el eleyiz bilmiyorum.

Aniden duruyorum ve elimi çekiyorum. Ateş gibi olan gözleri bana dönüyor, çok soru var.

''Saklanacak yer bulmalıyız.'' diyorum.

Bana hala kırgın olduğu belli. Kaşlarını çatıyor. "Merak etme, ben zaten ayarladım." Önüne dönüp yürümeye devam ediyor. Onu durdurup sorunun ne olduğunu sormayacağım, çünkü nedenini biliyorum.

Gerisinden yürümeye başlıyorum. Korkuyorum, ama bunu dile getirmenin sırası değil. Devam etmek zorundayız.

Biraz daha yürüyoruz ve Mars arkasını dönüyor, durmamı sağlayan şey bu. Sol eliyle arkasını işaret ediyor. "Şuradaki mavi tabeladan dönüp insanların arasına karışacağız. Muhtemelen yol uzayacak, ama Korku'nun işini zorlaştıracağına eminim." Konuşacak gücüm olmadığı içim sadece başımı sallıyorum. Gökyüzü denilen şey camdan gördüğüm gibi değil. Cam her şeyi daha güzel gösterirdi. Gökyüzü artık gri.

Sola döndüğümüzde ileride insanlar görüyorum. Onları böyle izlemek bana cenneti hatırlatıyor. Cennette de böyle yapardık. Onların önemli sandığı koşuşturmalarını izler, bizi unuttukları anların elbet biteceğini, istediklerini almak için yine yalvaracaklarını düşünürdük.

İnsanlar böyleydi. İnsanlar şeytanlardan bile aşağılıklardı.

Onlarla Mars'sız yüzleşmek istemiyorum, bu yüzden yaklaşıp elini tutuyorum. İtmiyor, sıkmıyor, elini çekmiyordu. Sanki elini tutup tutmamam önemsizmiş gibi.

Yine de elini bırakmıyorum. Kalabalığa giriyoruz.

İnsanlar birbirine çarpıyor.

Mars'a.

Bana.

Nefesimi tutuyorum, buradan çıkmak en çok istediğim şey. Mars bu sefer sağa dönüyor ve kalabalık seyrekleşiyor.

Adımlarımız hızlanıyor. Biraz daha. Biraz daha.

Koşmaya başlıyoruz.

İnsanlar azaldıkça güvenim yerine geliyor. Evlerin yanından geçerken Mars'ın bizi nereye götürdüğünü merak ediyorum, bu sırada yavaşlıyor. "Geldik, istersen..."

Devamını duyamıyorum. Acı her yerimde. Yanaklarıma dokunuyorum. Göz yaşlarımdan çok kan var.

Çığlık atmayı denesem bile yapamayacağımı biliyorum. Yavaşça yere yığılırken Mars'ın ellerini belimde hissediyorum.

Nefes almak çok zor.

Bağırıyor, ama onu duymuyorum. İsmimi haykırıyor olmalı. Görüşüm bulanıklaşıyor, Mars'ın elleri kayboluyor.

Sadece kan var.

UyanışBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!