Hepsi bu. Hepsi bu. Hepsi bu.

Yüzümdeki dehşete düşmüş ifadeyi hızla silip baygın bakışlarımı yerleştirdim.

" Haklısın. Büyütmüyorum. Anlık yapılan şeyler değersizdir. "

Tepki vermeden aynı ifadeyle suratıma bakarken devam ettim.

" Git. Üstümü giyineceğim. " dediğimde bir şey söylemeden odadan çıktı.

Bir öpücükten sonra ' Biz şimdi neyiz ? ' diye peşinde dolaşacak türden kız değildim. Ama gayet normal iki insan gibi anlaşırken bunu öperek bozması hoşuma gitmemişti.

İncinmiştim.

Bu kadar kolay incinmekten nefret ediyordum.

Yarım saat önce Pınar'ı gördüğümde anneme karşı hissettiğim suçluluk ve babama olan hayal kırıklığımla yeterince incindiğimi düşünüyordum. Sırf o manzaranın tekrar aklımı kurcalamaması ve küçük bir çocuk gibi hissedip ağlamamak için odaya gelmiştim.

Ne olmuştu ?

Tekrar. Yine. Yeniden. İncinmiştim.

Yalnızdım. Adi egoist bir öküzle aynı odada kalıyordum. Her şey üst üste gelmek zorunda mıydı ?

Gözlerimin dolduğunu hissettiğimde avuçlarımı gözlerime bastırıp üstümü giyindim. O kadar öfkeliydim ki her şeye. En son yatağımın önüne yere oturup ağlamaya başladım.

Benim değil o kadının tatilinin zehir olması gerekiyordu. Benim değil o egoistin bunları düşünmesi gerekiyordu.

Ayağa kalktım ve pudrayla yüzümü bakılır hale getirip güneş gözlüklerimi taktım. Havuza indiğimde Çağrı kare siyah güneş gözlükleriyle şezlonga uzanmıştı.

Can ve Gülsüm ortalıkta görünmüyorlardı. Keyifli sayılabilecek birkaç ses çıkartarak yanındaki şezlonga uzandım. Bu sırada çaprazımda oturan çocuk bana doğru sırıttı.

" N'aber ? "dedi Çağrı.

Gerçekten bu kadar öküz olamazsın ama.

" İyi. " diyerek geçiştirdiğimde hoşuna gitmediğini belli ederek bakışlarını bana çevirdi.

" İlk öpücüğünün sahibine biraz daha nazik davranman gerekir. "

"İlkim olduğunu da nerden çıkardın ? Herkes çıktıklarıyla öpüşür. Ahahah yoksa kendi kendine hallendin mi ? "

Yüzünde hafiften bir şaşkınlık oluşurken dudakları aralandı.

" Ne hepsiyle öpüştün mü ? "

" Bu gayet normal bir şey değil mi ? Neden bu kadar şaşırdın ? Hatta Mertle işleri biraz ilerletmiştik. " dedim melül melül bakarak.

Ölümüne sallıyordum.

" Bizim okuldaki o salak çocuk mu? " diye sorduğunda düz bir şekilde onu izliyordum. Tam ağzımı açacaktım ki çaprazımda demin bana sırıtan çocuk konuşmaya başladı.

" Pardon, bana mı dediniz ? "

" Ne ? " dedik Çağrı'yla aynı anda ona bakarak.

"Adım. Mert. "

" Bu mu ?" diye sorduğunda yüzüm alaylı bir ifadeye büründü.

" Seni neden ilgilendiriyor? Zaten sadece anlık bir şeydi. Büyütmesene. Hepsi bu. "
KUMSAL VURDU GOOOOL OLDU. ÇAĞRI'YA KOYAN KOYDU !!

Kafiyeli oldu lan.

İçimden gelen gülme isteğini daha fazla bastıramadığımdan hızla telefonumu çıkarttım. Ve Can'a random gülüşünden oluşan bir mesaj attım.

"KİME : Can

SGFYFAHGSJJAHHHGSHSHAGHHSJHSHGAJHJJSJHAHKISJHSJHSUHJHSDYGAYGGAHSL "

Oh beeee rahatladım.

" Hepsi bu.." diye tekrarladıktan sonra hatırlamış olacak ki doğrulmuş olduğu şezlonga hiç bir şey demeden tekrar uzandı.

İki dakika sonra telefonum titredi.

KİMDEN : Can

" AGFSGFSUGJDHIJSDJJDKL NEYE GÜLÜYORUZ LAN ?? SYGEUYJSIHSSHSHSJAKL "

Tam cevap yazacaktım ki adının Mert olduğunu öğrendiğim çocuk ayağa kalktı ve şezlongta yanıma oturdu. Fakat ikimiz de şezlongun ucunda oturduğumuz için şezlong birden devrilince Mert üstüme düştü.

O KADAR İNSAN İÇİNDEN NEDEN BEN ? HAYIR NEDEN BEN YANİ ? NEDEN BEN ? HAYIR NEDEN ? NEDEN LAN NEDEN ?! AÇIKLAYIN LAN BİRİNİZ ??

Üzerimdeki ağırlık gidince bir nefes verip doğruldum. Mert denen çocuk özür dilerken Çağrı'nın gittiğini farkettim.

Onu geçiştirerek odaya doğru hızlı adımlarla yürümeye başladım. Tam bu anda ayağım kaydı ve yine havuzu boyladım. Çıktığımda Can bana hayvanları aratmayacak şekilde gülüyordu.

" Ahahahah Şimdi anladım neye güldüğümüzü lan ahahaha "

Havuzdan çıkmama yardım ettikten sonra üzerimi değiştireceğimi söyleyip odaya yürümeye devam ettim.

Yine duş almaya üşenip üzerime yeni kıyafetler geçirdikten sonta saçımı topuz yaptım. Kendimi yatağa atmamla birlikte gözlerimi kapattım. Sadece biraz dinlendirecektim... Ve.. gözlerimi açtım.

Lan hava kararmış ?!?!?

Kendime gelmeye çalışırken gelen kırılma sesleriyle birden ayağa fırlamıştım.

" Çağrı ? "

" Benim. Bir şey yok. " dediğinde otamatikman kafamı sesin geldiği tarafa çevirdim ve ışığı açtım. Yerdeydi ve eli kanıyordu.

" Ne oldu sana ? "

Koşarak ona yaklaştım. Ama ayağımdaki acıyla bağırdım.

" Al işte. Tescilli mal. Kırılma sesi duyup geliyorsun şu yaptığına bak. İyi misin ? "

"Sarhoş musun sen ? " diye sordum acıyı yok sayarak.

"Hayır, sadece hafiften uçuyorum."

Gözlerimi devirdim.

" Sarhoşsun saçmalama da git yat. "

Ayağa dikilirken bir an kendini kaybetmişçesine konuştu.

" Annem tam bir sürtük. Biliyor musun ? "
" Çağrı gerçekten uyumalısın. " dedikten sonra onu ittim ve koltuğa düşmesini sağladım.

" TOMOOĞM " Esnerken konuştuğu için çok garip bir ses çıkmıştı. Sessizce güldüm.

" Orada mı uyuyacaksın ? "

" Evet. Sen de gelsene. " Küçük bir çocuk gibi dudaklarını büzdü.

" İyi geceler. " diye mırıldandım ve önünden geçip yatağıma doğru hareketlendim. Sıcak bir el bileğimi tuttu. Çok, çok sıcak.

" Gitme ya, hadi. "

" Çağrı, senin ateşin var." dedikten sonra elimi alnına koydum.

" Biliyorum.. Kızlar sürekli söyler bunu. "

******

YAZ ÖKÜZÜBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!