36.DİRHEM DİRHEM AZALIRSIN

10.7K 918 753
                                    

Not: Medyadaki müzikle okumanızı tavsiye ederim.❤

Acı sizi kavurur, yıkık bir harabeye dönüştürür. Aldığınız her nefes haram olur da ölüm bile daha güzel görünür. Elinizi kolunuzu bağlar, çarelerinizi tükettirir. Gökkubbeyi size mezar yapar da ruhunuzun cesedini gören olmaz.

Emre'nin yavaş yavaş dinen titremelerini sadece izlerken tek hissettiği şey acıydı. Ruhunu boğan, hislerini yakan derin bir acı. Gerçeklerin sebep olduğu hadsiz bir acı. Baştan aşağı acıya bulanırken elinden hiçbir şey gelmiyordu.

Emre'nin her göz yaşı Alp'in gönül bahçesinde asit yağmuru olurken tüm çiçekleri solmuş, verimli toprakları çöle dönmüştü. Yüzündeki kanlar kururken gözyaşlarından dolayı ince şerit halindeki iki iz kanı dağıtmıştı. Gözleri ise o kadar boş bakıyordu ki az önce odayı dağıtan o değilmiş gibiydi.

Hesaplayamadıkları kadar uzun bir süre sonra koridordaki ayak sesleri de boğuk gelen tezahürat ve bağırışlar da artık duyulmuyordu. Emre ise krizini atlatmış sırtını devirdiği dolaba yaslayarak öylece yere bakmaya başlamıştı. Hiç ses yoktu. Bu Alp'in kendi içinde boğulmasına neden olurken sakinleşmiş olan Emre'yle iletişim kurmak için bir yol aradı. Aklına hiçbir şey gelmezken fikir vermesi için etrafına bakındı.

Dolaptan fırladığı belli olan bir su şişesi hemen dibine yuvarlanmışken onun biraz ilerisindeki havluyla aklına tek şey geldi. Suyu eline alıp ayağa kalktı ve Emre'ye döndü. Uzun genç hala yeri izlemeye devam ediyordu, Alp de ona bakmayı kesip havluya uzandı. Küçük yüz havlusunu alıp elindeki şişedeki tüm suyu ona boca etti. Yeterince ıslandığından emin olunca da hala aynı pozisyonda olan sevgilisine yürüdü. Tam önünde durup oturdu.

İlk birkaç saniye bakışlarını yakalamaya çalıştığı sevgilisinden tepki alamayınca havluyu Emre'nin yüzüne doğru kaldırdı. Sol eliyle çenesini tutarken ellerinin titriyor oluşunu görmezden gelmeye çalıştı. İlk olarak alnını temizlerken zaten çok fazla kan bulundurmayan bölgeyle işi çabuk bitmişti. Alnından sol kaşına inerken kanın bir kısmının kaynağı olan yarığa da varmıştı. Kim bilir bu kaş kaç defa böyle açılmıştı? Yaraya dokunmadan etrafını temizlemeye çalışırken yüzünde hissettiği sakin nefesler tenini yakıyordu. Acısı ruhunu yakan adamın nefesinin de tenini yakması gayet normaldi.

Kaşının etrafını temizlediğine ikna olunca şakağına kaydırdı havluyu. Geçtiği her yerde elinden geldiğince hassas olmaya çalışırken geride kan bırakmadığına emin oluyordu. Oradan elmacık kemiğine ulaşırken görüş açısını arttırmak için çenesini hafifçe kaldırdı. Ancak böyle Emre'nin bakışları Alp'i bulurken reis iliklerine kadar titrediğini hissetti. Hiç duygu yoktu. Buna karşılık kendisi de aynı bakmaya çalıştı ama beceremediğini hissedince işine döndü.

Temizlediği her kanın altından morluklar ve yeşillikler çıkarken izler bir günlük olmadıklarını haykırıyordu. Her seferinde acıttığını düşünüp Emre'ye bakıyordu ancak genç adam sanki izlerine baskı uygulanarak yüzü temizlenen kendisi değilmiş gibi Alp'e bakmaya devam ediyordu. Reis de onun soğukluğuna dayanamadığından işine dönüyordu.

Tüm yüzünü temizlediğinden emin olunca ilk olarak tamamen kana bulanmış havluyu çekti ardından da çenesini tuttuğu elini. Havluyu yavaşca kenara bırakıp kırmızıdan yer yer mora dönmüş yüze baktı. Konuşulması gereken onlarca konu varken bir aydır hasret kaldığı yüze dalmamak için kendini zorladı.

"Hatalı olan sadece ben değilim."

Sakin olmalı ve derdini tek tek anlatmalıydı. Yoksa sorunlarını çözemezlerdi.

"Her gün yanıma gelirken bir anda ben aramadan gelmemeye başlayınca aklıma tartışmamız dışında bir neden gelmedi."

Hala bomboş bakan adamla boğazı kururken yutkunmaya çalıştı. Ancak acı hissi geçiremezken devam etti.

YAKAMOZHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin