****Ertesi Gün****

Alabama'da Jamie'nin ofisindeydik. Buraya karşı ilk izlenimlerim kötü yönde değildi ancak Jamie'nin iki lafından biri buranın tehlikeli olduğu ve yanından ayrılmamam gerektiğiydi. Onu dinleyecektim elbet, her zamanki gibi. Masasının başında evraklarla uğraşırken onun tapılası suratını izlemeye dalmıştım. Kapının çalınması irkilmeme sebep oldu, Jamie'nin sert 'gel' sesinin ardından, bir kadın içeri girdi. Daha önce görmüştüm, tatlı ve hoş birine benziyordu. Sanıyorum ki burada çalışan biriydi
"Merhaba patron, kusura bakmayın rahatsız ediyorum, sizinle kısa süreliğine bir şey konuşmam gerekiyor."
"Elbette Bella, söyleyebilirsin, Jessica kız arkadaşım, yabancı değil."
"Tabii öyle, ancak yine de yalnızca size söylemek isterim, bundan sonra uygun görürseniz kendisine söyleyebilme özgürlüğüne sahipsiniz elbette."
Jamie ona imali gözlerle baktı, ironik bir şekilde;
"Bana bu özgürlüğü verdiğiniz için teşekkürler 'patron' "
"Özür dilerim efendim, kusuruma bakmayın"
"Sorun yok, dışarıda bekle, geleceğim"
Başını sallayıp çıktı. Doğruldum.
"Merak etme, dönünce sana söylerim"
"Peki, tamam"
Anlımdan öpüp dışarı çıktı. Onun sözünden çıkmak istemiyordum çünkü beni buraya kadar getirmişti ve bu büyük bir lütuftu, en azından Jamie için. Kıskançlıktan ölsem bile sesimi çıkartmadan onaylamam gerekirdi, bende aynen öyle yaptım. Yaklaşık on dakika sonra Jamie tekrar içeri girdi, ona ne olduğunu sorarmışcasına baktım.
"Sorun yok, önemli bir şey değilmiş"
"Gerçekten mi"
"Evet Jess"
"Yine de söyleyemez misin, çünkü ben-"
"İzin verirsen imzalamam gereken tonlarca evrak var"
Başımı salladım, söylemek istemiyorsa onu zorlamamam gerekirdi ancak er ya da geç ne söylediğini öğrenmem gerekirdi yoksa meraktan çatlardım.
Öğlen arası olduğunda sonunda evraklardan kafasını kaldırıp bana baktı.
"Jess öğlen biraz işim var, öğleden sonra da öyle, Max diye bir arkadaşım var seni ona emanet edeceğim, birlikte alışveriş yapıp yemek yiyebileceğin bir tip, akşam da seni yanıma bırakacak, anlaştık mı?"
"Seninle kalamaz mıyım?"
"Sıkılacaksın, bunu istemiyorum, gitmen iyi olacaktır, hem buraları da biraz gezmiş olursun"
"Tamam, eğer öyle istiyorsan giderim."
"Akşam görüşürüz anlaştık mı?"
"Tamam, görüşürüz.."
O sırada içeri biri girdi, gözleri parlayan, esmer siyah saçlı ve hafif sakallı, oldukça tatlı bir tipti. Giydiği siyah takım elbise ile adeta bir model gibi sergiliyordu vücudunu.
"Merhaba patron, çıkalım mı?"
"Selam dostum, tabii, o sana emanet"
Demek Max sensin yakışıklı çocuk. Bu herif o kadar yakışıklıydı ki bir an Jamie'nin beni oyuna düşürmeye çalıştığını falan sandım. O sırada ateşli bana gelmem için işaret yaptı, ateşliydi, ona iç sesimin takmış olduğu lakapla birlikte eşlik ettim, bakalım beni nereye götüreceksiniz bay ateşli...
Asansöre bindiğimizde yalnızca ikimiz vardık, böylece tanışma fırsatı bulduk.
"Üzgünüm, büyük kabalık ettim, ben Max, Jamie ile yakın arkadaşız, burada tanışmıştık yıllar önce.."
"Memnun oldum, ismim Jessica. Jamie bana senden hiç söz etmemişti, o yüzden şaşırmadığımı söylersem yalan olur"
"Sanırım sana anlatacağı kadar değerli biri değilim."
"Eminim öylesindir, Jamie arkadaşlarından pek söz etmez, ancak ben sorarsam bilgi edinebilirim."
"Evet, biliyorum."
O sırada kata geldik ve indik. Bahçeye çıktık ve birden önümüzde duran arabanın kapıları açıldı, şaşırmış halde ateşliye baktım, elinde anahtar vardı, saniyeler içinde arabaya binip bana da binmemi söyledi. Hayli lüks, çok lüks, tanrım...
"Bu araba senin mi?"
"Evet, beğendin mi?"
"Hiç böyle bir arabaya binmemiştim. Ancak fazla lüksten uzak durmaya çalışıyorum, yine de güzelmiş."
"Öyle mi, sanıyordum ki Jamie senin önüne her istediğin şeyi döşüyor"
"Yanılıyormuşsun, öyle bir ilişkimiz yok."
"Anladım, nereye gitmek istersin?"
"Buraları pek bildiğimi söyleyemem, ama acıktım, sonra da belki bana biraz şehri gezdirirsin. Jamie biraz yoğun biliyorsun, o yüzden henüz gezme fırsatı bulamadık."
"Peki, nasıl isterseniz Bayan Washington'lı"
Güldüm, iyi anlaşacak gibi duruyorduk..
Öğlen güzel bir yerde yemek yedik ve hep konuştuk, onu tanıdıkça ne kadarda eğlenceli bir tip olduğunu anlıyordum. Çok iyi birine benziyordu. Yemekten sonra beni alışverişe götürdü, aldığım poşetleri de taşıma zahmetine bulunuyordu.
"Aslında kendim taşıyabilirim"
"Olmaz öyle, siz Washington'lılar nasıl yapıyorsunuz bilmiyorum ama Alabama'da buna izin veremem."
Kıkırdadım, ironikti.
"Peki bay Alabama'lı, eğer öyle diyorsan taşımaya devam edebilirsin"
Birkaç mağza daha gezdik, en sonunda bir iç çamaşırcıya girmeye karar verdim. Buraya fazla şey getirmediğimden südyen, külot ve geceliğe ihtiyacım vardı. Ben içeriyi dolaşırken bay ateşli dışarıda beklemeyi seçti. Kendime hemen bir şeyler aldım ve erkek bölümüne geçtim. Annemlerden ayrı olduğumuz için bizi rahatsız eden kimse olmayacaktı ve Jamie için seksi iç çamaşırları alıp onları üstünde görebilirdim. Ayrıca bizi basacaklar korkusu da olmayacaktı. Onun için çok seksi şeyler beğendim, üzerinde görmek için sabırsızlanıyordum. Elbette Jamie bunlardan hoşlanmayacaktı çünkü penisini aşırı belli edeceklerine emindim ve o bundan hoşlanmazdı. Yine de almayı seçerek kasaya parayı ödedim ve bay ateşliyi buldum.
"İşin bittiyse bir şeyler içelim mi? Jamie'nin işi uzayacak gibi gözüküyor."
"Evet güzel olur, bende yorulmuştum zaten..."
Sokaktaki kafelerden birine doğru ilerledik ve cam kenarında bir yere oturduk, garson güler yüzüyle bizi selamladı.
"Merhaba, ne alırdınız?"
"Ben şarap alabilir miyim, beyaz, kayısılı lütfen"
"Elbette, özel olarak istediğiniz bir marka var mıdır?"
"En iyisi olsun"
"Peki ya siz hanımefendi?"
"Bende aynısından, teşekkür ederim."
Gülümsedi ve başını sallayıp gitti. Max bana bakıp beyaz dişlerini gösterecek şekilde gülümsedi.
"Demek seçimlerime güveniyorsun"
"Ağız tadın güzelmiş gibi gözüküyor, sana güvenmek istedim"
"Doğru karar, beğeneceksin, ben hep bundan içerim"
"Göreceğiz.."
Hava yavaş yavaş kararıyor, bizse hiç durmadan sohbet ediyorduk, Jamie ise hiç aramamıştı.
"...Peki ya sen, resim yapmaktan hoşlanır mısın?"
"Elbette Max, ama başarılı olduğumu söylemem sanırım."
"Sanıyorum ki daha uzun süre buradasınız, sana öğretmemi ister misin, birkaç kolay teknikle harika resimler çizmeni sağlayabilirim"
"Gerçekten bunu yapar mısın? Çok isterim."
"Elbette, hiç merak etme buradan gittiğinizde müthiş bir ressam adayı olacaksın."
Güldüm ve şarabımdan bir yudum aldım, gerçekten harika olduğunu söyleyebilirdim, hafif ve tatlıydı, tam da istediğim gibi.
"O zaman bana ilk dersimi yarın verir misin?"
"Yarın sabah çalışıyor olacağım, akşam müsait olursan eğer..."
"Elbette, Jamie için de uygunsa seninle buluşabilirim."
"Tamamdır, anlaştık o zaman"
"Anlaştık"
Gülümseyip bir yudum daha aldım, ardından çalan telefonumu açtım.
"Merhaba Jamie"
"Merhaba bebeğim, neredesin?"
"Bir kafede, sen neredesin?"
"Ofisten yeni çıktım, Max'e seni Derby Park'a bırakmasını söyler misin, seni oradan alacağım, anlaştık mı?"
"Tamam söylerim, görüşmek üzere."
Kapattım. Ardından Max'e dediğini ilettim. Başını sallayıp hesabı istedi, benim için şarabımın parasını ödedikten sonra birlikte arabasına binip yola koyulduk.
"Yarın sana şarap ısmarlamama izin verir misin, böylece kendimi daha iyi hissederim"
"Sen nasıl istersen bayan şehirli"
"Hadi ama, bana Alabama'lılar şehirli değilmiş gibi davranma"
"Sen başkentlisin, sen daha şehirlisin"
İkimizde güldük, ardından bay ateşli beni parka bıraktı, Jamie'nin yanında doğru gidip ona sarıldım. Arkamdan da Max gelmiş olacaktı ki poşetleri Jamie'nin arabasına koyuyordu.
"Teşekkürler Max"
"Sorun değil patron"
"Bana patron demez misin, kendimi kötü hissediyorum"
"Tamam patron, tekrar demem, patron."
Güldüler, ona teşekkür ettim ardından el sıkışıp ayrıldık. Jamie'nin arabasına bindim ve onu yanağından öptüm. Beni geri öpmedi.
"Günün nasıldı Jess?"
"Gayet iyi, Max iyi birine benziyor"
"Evet iyidir, eğlendiysen sorun yok."
"Evet eğlendim, yarın da bana resim çizmeyi öğretebileceğini söyledi, sanırım sen işteyken bende onunla vakit geçirebilirim, değil mi bebeğim?"
"Tabii nasıl istersen, sorun yok"
"Bana bir şey için kızgın mısın?"
"Hayır, neden öyle düşündün?"
"Biraz soğuk gibisin de"
"Ah, hayır, yalnızca biraz yorgunum, üzgünüm"
"Seni anlıyorum merak etme"
Elime uzanıp onu nemli dudaklarına götürdü ve öptü. Çok geçmeden otelin önündeydik, Jamie'nin burada bir dairesi vardı ancak beni oraya götürmek istemediğini çünkü çok küçük olduğunu söylemişti.
Asansöre bindik ve odamıza doğru ilerleyip varınca ikimiz de yatağa yığıldık. Onun üzerine çıkıp yanağından öptüm, belime sarıldı.
"Burada seninle birlikte yalnız olmak çok hoş"
"Seninle de öyle Jess, keşke daha fazla zamanım olsa da birlikte daha çok vakit geçirebilsek."
"Evet, yorgun olduğunu biliyorum ama, en azından birazcık, çok azıcık da olsa bana zaman ayıramaz mısın?"
"Ayırıyorum Jess"
"Öğlen yemeğini bile beraber yiyemedik, akşam da aynı şekilde. Ayrıca şu an seninle deli gibi sevişmek istiyorum ama bunu sana söylersem bana vereceğin cevap yorgunum sonra yaparız olacak Jamie, bence isteyen zaman bulurdu, sadece biraz ilgi istemiştim senden..."
Üzerinden indim ve arkamı dönüp yattım, ışığı da kapattım. Derince nefes alıp arkamdan elini omzuma koyup okşadı, ardından yavaş yavaş belime doğru indi ve hafifce sarıldı.
"Yapma böyle bebeğim, özür dilerim"
Omzumdan yumuşacık öptü ve belime daha sıkı sarıldı.
"Dön bana, biraz konuşalım lütfen"
Tamamen ona dönmedim, yüzüstü yattım, o da elini yanağıma ilerletip okşadı.
"Sana beklediğin değeri veremediğim için özür dilerim, sadece gerçekten çok yorgunum Jess, lütfen anla beni, bütün gün tek yaptığım şey saçma evraklarla uğraşmak, işteyken yemek yiyecek zamanı bile bulamıyorum, akşam da böyle oluyor işte, tek istediğim şey biraz uyku, çünkü sabah olduğunda tekrar aynı şeyleri yapmak zorunda olacağım.."
Cevap vermedim, ya da vermek istemedim, bilmiyorum. Belki de fazla abartıyordum.
"Uyumak üzereyim Jessica, cevap ver lütfen"
"İyi geceler Jamie"
Tekrar döndüm ve gözlerimi yumdum, derince nefes aldı, iç çekti, ardından başımı okşayarak öptü ve üzerime hafifçe örtüyü çekti. Sanıyorum ki çok geçmeden ikimiz de sızmıştık...
Sabah uyandığımda Jamie yanımda değildi, saat on bire gelmek üzereydi, telefonuma uzanıp Jamie'yi aradım.
"Günaydın, neredesin, beni neden almadın?"
"Bugün Max'le takılmak istediğini söylemiştin, buraya gelmen anlamsız olur diye düşündüm, seni öğlen olmadan otelden alacak."
"Peki tamam"
"Bana hala kızgın mısın?"
"Hayır, değilim"
"Öylesin, biliyorum..."
"Sorun değil Jamie"
"Kapatmam gerekiyor Jessica, tekrar arayacağım."
Ardından telefon kapandı. Derince nefes aldım, ardından giyinmeye gittim. Ne vardı yani, sadece birazcık vakit geçirmek istiyordum. Bana gelmeden önce bu kadar yoğun olacağını söylememişti. Söyleseydi gelmeye tenezzül dahi etmezdim.
İçime kırmızı iç çamaşırlarımı, üzerime de en sevdiğim elbiselerimden birini giydim, gün için oldukça iyi ve sadeydi.

Deli (+18)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!