PANİK ATAK 

-GİRİŞ-


Panik atak; endişe, korku ve sıkıntı duygularını içinde bulunduran, nöbetler şeklinde ortaya çıkan bir rahatsızlıktır.
Belirtileri;
-Kalp çarpıntısı
-Nefes darlığı
-Göğüs bölgesinde sıkışma
-Titreme
-Boğuluyormuş gibi hissetme
-Bulunan ortamdan kopma
-Mide bulantısı ve baş dönmesi
-Göz kararması, bayılma
-Delirme korkusu
-Ölme korkusu.

Ben Almira.

14 yaşımdan beri bu iğrenç hastalıkla yaşıyorum.

Bu hastalığın başladığı güne dair hatırladığım çok az detay var kafamın içinde. Okulun bahçesinde oturduğumuzu hatırlıyorum. Orta okulun son senesiydi, o zamanlarda ki en yakın arkadaşım Nazlı ile birlikte bankta oturuyorduk. Her zaman arkadaşlarına çok fazla bağlanan biri olmuştum. Nazlıyı da çok seviyordum. Üzülmesini asla istemeyecek kadar çok, bunu hatırlıyorum. 

Daha sonra... Karşı bankta oturmuş umursamazca etrafı izleyen birini hatırlıyordum. Arda. 

 Nazlının aşık olduğu okulda ki en tatlı çocuk...

"Onu çok mu seviyorsun?"

diye soruyorum Nazlıya, utanarak gülümsüyor:

"Evet. "

diyor.

 Sonra aniden gülen yüzü somurtuyor:

"Ama o beni sevmez."

diyor, ağlamamak için dişlerini sıkarken. Üzülmüştüm.

"Neden?"

diye soruyorum cevabını bildiğim halde, Nazlı hastaydı. Ona kilo aldıran, onun bütün hayatını mahveden bir hastalığı vardı. Obezite.

"Şişman ve çirkinim."

diyordu Nazlı çaresizce. Omuzlarını sıkıp:

"Sen çok güzelsin. Böyle gizli nereye kadar seveceksin onu, şimdi gidip ona seni sevip sevmediğini soracağım."

Cevap beklemeden kalkıp Arda'nın yanına gidiyordum. 

Her zaman ani kararlar veren biri olmuştum. 

"Nazlıyı seviyor musun?"

Arda gülüyordu, kahkahalarla...

"Hayır, asla!"

diyordu. Bir kaç kez daha sorsam da cevap değişmiyordu. Sonra Nazlı'nın koşar adım yanıma gelip, heyecanla Arda'nın cevabını sorduğunu hatırlıyorum. 

Ona doğru cevabı söylememiştim,  söyleyememiştim.

"Evet o da seni seviyormuş."

demiştim. Buradan sonrası biraz kopuktu, korku burada bedenimi sarmıştı. İlk masum yalanımda. Ben yalan söylemezdim. Annem beni böyle yetiştirmişti, yalan söylemez ve asla kötü kelimeler kullanmazdım.

 Masum olmamaktan korkardım.

Sonra... Sonra Nazlı'nın Ardanın yanına koşup "Beni mi seviyorsun gerçekten?" diye sorduğunu hatırlıyorum. Korku tüm hızıyla artmıştı. Bankın kenarını tutarken, bacaklarımın titremeye başladığını hatırlıyorum.

Arda önce bana bakıp :

"Ona yalan mı söyledin?"

demişti. Sonra acımasızca devam etmişti:

"Asla! Bu çok iğrenç. Salak arkadaşın sana yalan söylemiş. Nazlı sen çok iğrençsin, seni kimse sevemez. Buna inanman bile çok saçma."

Kopukluk.

Korku, mide bulantısı, baş dönmesi ve titreme.

Nazlının gözyaşlarını gördüğümü hatırlıyorum, onu oradan çekip kurtarmam gerekirdi ama yapamıyordum. 

Donup kalmıştım, kalbim hızla atıyor ve nefes almakta zorlanıyordum... 

Sonrası daha bulanıktı, hatta devamında olanlardan çok azını hatırlıyordum. Ama Nazlı'nın bana son söylediği sözleri harfi harfine hatırlıyordum:

"Almira sen benim en yakın arkadaşımdın. Beni rezil ettin!"

Omzuma vurarak beni itti, yere kapaklandığım da titreme nöbetim baş göstermişti.

" Senin ölmeni istiyorum Almira, beter ol! "

Bacağıma tekme savururken devam etti:

"Bunu sana ödeteceğim, senin hayatını mahvedeceğim. Senden nefret ediyorum, senden her şeyini alacağım, seni bana bunu yaptığına pişman edeceğim! "

İşte bu sözler...

Panik atağımı başlatan bu küçük yalan ve Nazlının bana savurduğu nefret söylemleriydi.

Şuan 18 yaşındayım ve artık orta son değil, lise son sınıf öğrencisiyim. Hayatımda pek çok şey değişti ama bu titreme ve aşırı korku hali değişmedi. Hala bu hastalıkla yaşıyorum.

 Nazlı hakkında, onu bu olaydan sonra hiç görmemiştim. Okuldan kaydını aldırmıştı ve oturduğumuz semtten taşınmıştı. Bir kaç ay savurduğu tehdit yüzünden rahat uyuyamamış olsam da artık korkmuyordum. 

Bu sadece benim tarafımdan hatırlanacak kötü bir hatıraydı. Hayatımı mahveden hastalığı başlatan kötü bir an. Nazlı dediğini yapmıştı, beni bu hastalıkla yaşamaya mahkum etmiş, hayatımı mahvetmişti.



YAZAN: RUKİYE AKKÖK

PANİK ATAKBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!