1. Bölüm

33 6 0


                Yorucu günün ardından maillerini okumak için internetini açtı. Gelen kutusunda yine bir çok mail okunmayı bekliyordu. Gözlerini kısarak ekrana yaklaştı. Başlıkları tek tek inceledi: çoğu baktığı davalara ait avukatlardan gelen maillerdi. Bu kadar yorucu günün ardından bunlara yoracak sağlam bir kafası kalmamıştı. Şahsi hesabına geçti. Gelen kutusu:1 yazıyordu. Bu adresini neredeyse eşi dahil kimse bilmezdi. Başlıkta "Kalbimdesin" yazıyordu. Bir an için duraksadı. Bu hesabına ulaşmak başkalarınca neredeyse imkansız sayılırdı. Kim olduğu konusunda hiçbir fikri yoktu. Bu tür tacizlere de oldukça alışıktı. Maili işaretledi ve sil butonuna basacakken merak duygusuna engel olamadı ve açtı. En azından içeriğine baksa iyi olacaktı.

"Merhaba, merhaba diyorum aslında ama sen çok uzun zamandır kalbimdeydin. Gitmedin. Yeni de gelmedin. Sadece senin haberin yoktu ve şimdi oldu. Benim için çok geç kalınmış bir ilanı aşk biliyorum. Ama beni geç kaldıklarımda yaşamak ister misin?"

Kurtuluş, bir çok kadının hayallerinde bile düşleyemediği kadar yakışıklı bir adamdı. Neredeyse 40 yaşına basacak olmasına rağmen hala genç ve karizmatikti. O yüzden evli olduğu halde evliliğinden caydırmaya çalışan girişimlere çok şahit oldu. Aslında çokta mutlu bir evliliği var denilemezdi. Eşi Seren son zamanlarda neredeyse eve uğramaz olmuştu. Küçücük bir kasabada yaşıyorlar ve halkın diline düşmekten en çokta Kurtuluş korkuyordu.

Maili dönüp dönüp okudu, inceledi. Kime ait olduğunu bir maille bulamazdı. Acaba bu maili önemsemeli miydi? Silip unutmalı mıydı yoksa polisle işleme başlatmalı mıydı? Tam bunları düşünürken yeni bir mail geldi. Hemen o maile baktı. Yine aynı hesaptan gelmişti. Bir önceki mailin gelme saatine baktı. Sabah gönderilmişti. Yeni gelen maili açtı.

"Maillerine bu saatte baktığını biliyorum. Lütfen oradaysan bana mail at."

Kurtuluş cevap yazdı. "Kimsiniz?"

"Sadece sana aşık biriyim."

"Peki sen beni tanıyor musun? Benim kim olduğumu biliyor musun da böyle tehlikeli sularda yüzüyorsun?"

"Seni tanımadığımı mı düşünüyorsun Kurtuluş? 1.80 boylarında siyah saçlı ama bir o kadar beyaz tenlisin. Koyu kahve gözlerin var. Böyle anlatınca normal bir Türk erkeğisin ama sanırım tüm Çatıköylü kızlara sana hayran."

"Dediğin gibi tüm Çatıköy halkı beni tanıyor zaten. Madem tanıyorsun bu ne cüret? Polisler anında ensene yapışır. Bir daha rahatsız etme."

"Ne düşünüyorsun seni tuzağa düşürecek, intikam alacak biri miyim? Neyden korkuyorsun sana aşık olan bir kızdan mı? Bir an için kendini serbest bıraksan ve bana bir mail atacak kadar vakit ayırsan ne kaybedersin?"

"Beni tanıyorsan evli olduğumu da biliyorsundur. Ayrıca hanımefendi bu konuştuklarımızı daha sonra başka yerde kullanmayacağınız ne malum. Üzgünüm hayat sizin kalbinizdeki sevgi kadar masum değil."

"Seren, ah Seren, ne yazık ki o elindeki kıymeti bilemeyen zavallı bir kadın. Dış dünyanın yapmacık ilişkileriyle mutlu olup sıcak yuvasını bir buz gibi soğutmayı başarmış biri. Sadece kağıt üzerinde kalmış bir evlilik. Ama neden mutlu olmadığı bir evliliği yürütür ki insan? Neden ondan boşanmıyorsun?"

Kurtuluş okudukları karşısında şok oldu. Karşısında her kim varsa yazdıklarından daha çok şey bildiği aşikardı. Acaba yakın çevreden olabilir miydi? Ona açılamayan yakın bir arkadaşı.

"Kimsin sen?"

"Senden sadece vakit isteyen biri."

Kurtuluş bir oyuna kurban gitmek istemiyordu. Mailleri sildi ve masadan kalktı. Aklı maillerdeydi. Televizyonun karşısına geçip kanalları dolaştı. Elinde kumanda ekrana bakıyordu. Bir anda telefonuna mesaj geldi. Kurtuluş telaşla telefonuna sarıldı. Bir şirket adıyla gönderilmiş bir mesajdı. Kurtuluş püfledi. Mesajı okumadan maillerine telefonundan baktı bu sefer gelen bir mail var mı diye ama yeni bir mail yoktu. Telefonu geri sehpaya koydu. Evliliğini düşünmeye başladı. Sahi neden hala devam ediyordu bu evlilik? Kurtuluş model bir kişilikti. Iyi bir meslek, kendisine yakışan bir eş, belli kalıpların dışına çıkmayan bir hayatı olmalıydı. Evliliği ne kadar kötü giderse gitsin boşanma etiketini taşımamalıydı. Hem boşansa ne değişecekti ki hayatında?

Bu düşünceler içerisinde telefonuna tekrar mesaj geldi. Yine aynı şirketten gelmişti. Her zamanki basit reklamlardı işte. Hoşnut olmaya olmaya mesajı açtı:

"En azından hoşçakal diyebilirdin. Ağaç oldum mail beklemekten." Kurtuluş resmen yerinde zıpladı. Bu da neydi şimdi. Nasıl yapmıştı bunu? Bu kadın tam bir manyak diye geçirdi aklından. Cevap yazmak istediğinde mesajını gönderemedi. Tek taraflı yazışma formatındaydı numarası. Aramak istedi aramaya da kapalıydı. Direk mail bölümünü açtı.

" Bunu nasıl yaptın? Sen hacker mısın?"

"Hayır yalnızca sana ulaşmak için teknoloji yeteneğimi birazcık geliştirdim."

"Evet pek azmış resmen her kanaldan sızmışsın."

"Hayır asla kanunsuz iş yok. Her hesabım numaram gerçek. Amacım sadece sana ulaşmaktı. Bunun için kanunsuz işlere bulaşmaya gerek yok."

" Benim dilimden konuşuyorsun yani."

" Seni ikna edebildim mi? Sadece bir şans ver bana."

"Neden, ne değişecek ki? Benim hakkımda her ne biliyorsan bil bu hayatımda hiçbir değişime sebep olmayacak. Beni ikna etmek için boşuna çabalıyorsun."

"Seni ikna etmek değil niyetim. Seni sana davet ediyorum. Bendeki seni gör başka bir şey istemiyorum. Söz zamanla bir tehlike hissedersen bana işlem yapabilirsin bundan asla gocunmam."

Kurtuluş kızın yazdıklarını düşündü; gerçekten masum bir aşık olabilirdi. Ona bir şans tanımaya karar verdi.

"Peki tamam sana bir şans veriyorum nerede buluşacağız."

"Ups ben buluşma teklif etmedim. Sadece beni dinlemeni istiyorum. Geç vakitten de olsa hislerimi sana yaşatmak istiyorum. Ama bu süreçte lütfen aşkı hissetmeye çalış beni bulmaya çalışma."

"Pekala seni dinliyorum."

"Teşekkür ederim şimdi gitmeliyim. Yarın cumartesi işin yoksa İstanbul' a gider misin zaten bir iki saatlik bir yol. Star Avm' ye gel. Hani Yılmaz Avukatlık Bürosu karşısındaki Avm. Senin ilk iş yerin."

" Hım sen beni gerçekten çok uzun zamandır tanıyan birisin. Hani buluşma yoktu."

"Hani beni bulma yoktu. Beni tanımıyorsun ama ben seni evet yıllardır tanıyorum ve sana aşığım. Benimle buluşmayacaksın sadece geçmişi yad edeceğiz o kadar."

"Anlaştık. Iyi geceler o zaman."

Ne yapıyorsun sen ya bu bir oyunsa? Istanbul' da artan saldırıların önüne geçilemez oldu. Ya bir suikastın planıysa? Kurtuluş karmaşık bir duygu içerisindeydi. Ama bugüne kadar suikastı gerektirecek tehlikeli davası da olmamıştı öyle. Gitmeli miydi gitmemeli miydi? Kafası allak bullak oldu. Saçma sapan bir maille yola mı çıkacaktı. En iyisi uyuyup sabah buna karar vermeliydi.

Kendisine bir bitki çayı hazırladı. Hala aklı maillerdeydi. Bugüne kadar kendisine bu kadar tutkuyla aşık olan biri karşısına çıkmamıştı. Serenle evlilikleri apayrı bir hikayeydi zaten. Kendisini düşündü onun da bugüne kadar kariyer peşinde koşuşturmaktan boş sevdalara zaman ayıracak vakti de gönlü de olmamıştı.

AŞKIN BİR ADIM GERİSİNDEBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!