26.AÇTIĞIN YARAYI KİM KAPATIR?

16.7K 1K 2.7K
                                    

*Özellikle ilk kısmı medyadaki müzikle okumanızı tavsiye ederim❤*

Engebeli bir yokuştur aşk. Bazen düşer, bazen kalkar, bazen takılır, bazen yuvarlanırsınız... Bazen yolun başında, bazen de yolun ortasında pes edersiniz. Kimi zaman zirveye ulaşıp orada kalırsınız, kimi zaman zirveden düşersiniz ve başladığınız noktaya dönersiniz...

Ama hangi aşamada olursanız olun acır canınız, tatmışsanız aşkın mayhoş tadını vazgeçemezsiniz ondan. Sevilirken de yıkılırsınız sadece severken de. Çünkü doyamazsınız ona. Ne kadar sevilirseniz sevilin ya yetersiz gelir ya da inanamazsınız.

Alp de inanamamıştı bu denli sevildiğine, bu denli sahiplenildiğine. O yüzden karşısına çıkan ilk fırsatta inkar etmişti hayal gibi gelen sevgiyi. Hala bile düşünüyordu; kendisinden nefret eden adamın aniden bu denli aşık birine dönüşmesi mümkün müydü? Aklına Emre'yle geçirdiği zamanlar gelince ikna oluyordu aslında.

Bu adam her gece mutlaka onunla uyumak için evini, düzenini değiştiren adamdı. Her sabah Alp'i uzun uzun izleyip de dokunmaya bile kıyamayan bu yüzden de asla kaçırmadığı derslerine geç kalandı. Kendini sevgisine öylesine kaptırıp artık haftada sadece birkaç kere dövüşen kişiydi. Sırf Alp istiyor diye zamanını teşkilatta geçirendi Emre. Her şeyi geç, sevdiğine bakarken gözleri parlayan dokunmaya çalışırken elleri titreyen bir aşıktı. Alp nasıl olmuştu da anlık sinirle tüm bunları görmezden gelebilmişti?

Aradan günler geçmişti ve Emre ile konuşamamıştı. Genç adam bu kez kaçmamıştı. Her gün okula geliyor, Yavuz'la veya teşkilattan yakın olduğu herkesle sıradan sohbetine devam ediyor ama Alp'i asla görmüyordu. Kendini görünmez sanmıştı hatta reis. Emre öylesine boş bakıyordu ki Alp'i gördüğünde, genç adam ellerine bakıp var olduğuna ikna olmaya çalışıyordu.

Ama artık yetmişti, dayanamıyordu. Emre ile ne olursa olsun konuşması gerekiyordu, bu yüzden otoparkta genç adamın Audi A6'sının yanında, gelmesini bekliyordu. Emre'nin ders programını ezberlediğinden birkaç dakika içerisinde otoparkta olacağını tahmin ediyordu.

Kısa süre sonra tam beklediği gibi uzun genci otopark girişinde görürken kalbinin heyecanla sıkışmasına engel olamadı. O kadar özlemişti ki, hem de her gün gördüğü halde, çocuk gibi ağlayabilirdi. Emre'nin Alp'i fark etmesi genç adamın titreyen ellerini birbirine geçirdiği anlara denk geldi. Aralarındaki kısa mesafeden bir an için göz bebeklerinin titrediğini görmüştü. Sonrasında hemen takındığı boş bakışlar umrunda değildi Alp'in. Emre hala ona kıyamayacak kadar seviyordu kısa genci.

Hiçbir şey söylemeden arabasını açmak için elindeki anahtarın düğmesini kullanan adama bakmaya devam etti. Arabanın açıldığını belirten otomatik ses bulundukları alana yayılırken kafasında kurabileceği cümleleri tartıyordu ama yoktu. Bu yüzden bulabildiği tek şeyi söyledi.

"Konuşmamız lazım."

Tepki yoktu. Gri tişörtün üzerine geçirdiği önü açık lacivert gömlek rüzgarda uçuşurken sürücü tarafındaki kapıyı açmıştı bile. O kadar soğuk ve tepkisizdi ki Alp tekrar görünmez olduğunu düşünecekti. Emre yerine kurulup arabayı kapatacakken son bir hamle yapıp ön yolcu koltuğunun kapısına ulaşıp hızla açtı. Uzun genç daha ne olduğunu anlayamadan Alp yerine kurulurken kapıyı kapatıp emniyet kemerini taktı.

"Madem beni görmüyorsun, görmeni sağlarım."

Birkaç saniye şaşkınlıkla bakan adamın gözlerine yavaş yavaş konan sinire şahit olurken yutkunmadan edemedi. Yalan yok, Emre'nin siniri ne kadar korkutucu olursa olsun bunu bile özlemişti. Boğazı düğüm düğüm olurken daha şimdiden bu haldeyse konuşurken ağlamaktan korktu. Çok seviyordu, çok özlemişti, çok canı yanıyordu...

YAKAMOZHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin