Bölüm 23

1K 140 9


FİNALE SON BİR BÖLÜM ARKADAŞLAR... LÜTFEN YORUMLARINIZI ESİRGEMEYİN....


Rhys, sırtındaki kanatların kendi emirleriyle hareket ettiğini fark etmişti. Hala havada asılı duruyorlardı. Kucağında Galatriel'in baygın bedeni vardı. Kollarının ve parçalanmış gömleğinin altındaki göğsünün siyah kıvrımlı bir dövmeyle kaplı olduğunu görmüştü. Köpek dişlerinin uzun ve sivri olduğunu hissedebiliyordu.

Şaşkındı ve neler olduğunu anlamaya çalışıyordu. En son uyandığında Galatriel yaralıydı ve ilk kraliçenin ruhuyla konuşmuştu ancak sonrasında Aoda tekrar kontrol altına almıştı. Neler olduğunu bilmiyordu. Kontrolü tekrar eline aldığında Aoda'nın varlığını artık hissedemiyordu. Onun baskısı yok olmuştu. Ancak güçleri bir şekilde Rhys'in kontrolündeydi.

Galatriel, baygın bir şekilde kucağındaydı ve elinde gevşek bir şekilde Rhys'in yaptığı kılıcı tutuyordu. Erkek yavaşça başını kaldırdı ve ailesinin hala endişeli bir şekilde beklediği sura doğru uçtu. Yavaşça aşağı doğru indiğinde herkes korkuyla biraz ondan uzak duruyordu.

İlk adım atan Cameron oldu. Yavaşça Rhys'e doğru yaklaştı. Şaşkın bakışlarla ona bakıyordu. "Rhys" dedi meraklı bir sesle.

Rhys başını kaldırıp ona baktı. "Cam" dedi o da şaşkındı. "Cam, Galatriel o-" dedi ve durdu ne diyeceğini bilemiyor gibiydi. Tekrar endişeyle kadına döndü. "Galatriel'i uyandıramıyorum" dedi.

Cameron belli ki karşısındakinin ağabeyi olduğuna inanmış gibi duruyordu. Genç adam onlara doğru yürüdü ve Rhys'in yanına diz çöktü. Ağabeyinin uzun sivri tırnakları birer pençe gibiydi. Erkek bunu görünce bir an durdu ancak sonra yine kollarında tutmakta ısrarlı olduğu kadına baktı.

Dikkatle başını kadının göğsüne dayadı. Kalp atışları çok yavaştı ancak yaşıyordu. Cameron başını kaldırdı ve etrafına baktı. "Şifacıyı çağırın" diye bağırdı. Ardından ağabeyine bakıp gülümsedi. "Yaşıyor" dedi. "Endişelenme yaşıyor"

Rhys, onun güvencesine karşılık gülümsedi. Bir süre daha iki erkek birbirine baktı. Tam o anda Helen ağabeyine doğru atıldı ve onun boynuna atladı. "Senin için çok korktum, Rhys" diye bağırdı. Rhys, ellerindeki pençelerin küçük kıza zarar vermemesi için özen göstererek ona sarıldı. "Ben iyiyim" dedi.

Cameron, Galatriel'i kucağına alıp ayağa kalktı. Genç kadın inleme tarzı bir ses çıkarıp hafifçe gözlerini açtı. Cameron, şaşkınlıkla ona baktı ve başını kaldırdı. "Rhys" diye bağırdı. "Galatriel uyandı, Rhys"

Erkek koşarak yanlarına geldi. Galatriel, oldukça güçsüz görünüyordu. Erkeğe bakıp zayıf bir şekilde gülümsedi. "Başarılı olmuş gibi duruyor" dedi zorlukla. Yorgunlukla başını salladı. "Rhys" dedi.

Rhys, onun saçlarını okşadı. "Buradayım" dedi.

"Dinlenmem gerekiyor" dedi Galatriel. "Artık dinlenmeliyim"

Rhys, hızla başını salladı. "Endişelenme, bebeğim" dedi. "Seninle ben ilgileneceğim."

Rhys, genç kadını Cameron'un kucağından aldı ve etrafına bakındı. Ardından sura doğru gitti ve tekrar havalandı. Şimdi Camelot'un hemen üstündeydi. Bütün halkın ve sarayın onu izlediğini biliyordu. "Ben sizin prensinizim" diye bağırdı. Kollarındaki kadını yavaşça havaya kaldırdı. "Sizin kahramanınız bu kadın" dedi. "Şeytanı yok eden bu kadın. Onun güçlerini bana aktardı ve şeytanların bundan sonra sizin evlerinizi yıkmanıza, ülkenize zarar vermesine izin vermeyeceğim" dedi. "Bu kadın beni sizin için bir canavara dönüştürdü. Yalnızca sizleri korumak için. Bundan sonra ben sizin sadece prensiniz olmayacağım. Aynı zamanda sizin koruyucunuz da olacağım"

Camelot PrensiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!