Baş büyücü, iyice gerilmiş sandalyesinde arkaya doğru yaslandı. Galatriel, başını kaldırıp ona baktı. Gözlerinde çok açık bir küçümseme vardı. 'Doğru bildin, Mallehan' diye fısıldadı erkeğin zihnine doğru. 'Ben biliyorum'

Kral kaşlarını çatarak "Ne demek istiyorsunuz?" dedi sert ve kızgın bir tonda. "Benim veliahdım bir şeytana mı bağlanmış? Bunu mu demek istiyorsunuz? Ben böyle bir aşağılanmaya izin veremem, Leydi Galatriel" diye gürledi ayağa kalkarak.

Rhys'de hemen ayağa kalktı. "Efendim" dedi.

Galatriel ise sakinliğini korumaya devam etti. "Belli ki hatırlamıyorsunuz, Kral Victor" dedi. "Ancak oğlunuz henüz sekiz yaşlarında bir çocukken Aoda'nın kılıcını bulmayı başarmıştı. O yaştaki bir çocuğu Aoda gibi yüzyıllara meydan okuyan bir şeytanın kontrol altına alması zor olmadı. Rhys onu yıllar önce kanıyla bedenine kabul etti. Bu sayede Aoda onu kendisine hapis etmeyi başardı."

Herkes şaşkınlıkla Galatriel'e bakarken genç kadın ayağa kalktı. "Ben Rhys'in zihnini gördüm" dedi. Gözlerini erkeğin gözlerine dikerek. "Anılarını gördüm ve anladığım kadarıyla bu anıya şahitlik eden üç kişiden sadece biri bunu hatırlıyor." Galatriel, aşağılayan bakışlarını tekrar Mallehan'a çevirdi. "Seni her zaman bir şarlatan olarak görmüşümdür. Ancak beni etkilemeyi başardın bu sefer. Bu kadar güçlü bir kilit büyüsü beklemiyordum senden. Öyle ki bu insanlar yıllardır hiçbir şeyi hatırlamadan ve hatta bir şeylerin kayıp olduğunu anlamadan hayatlarına devam etti."

Mallehan korku ve tedirginlikle geri doğru bir adım attı ve oturduğu sandalyeyi düşürdü. "Ben" dedi zorlukla yutkundu. "Ben sadece prensimi ve Camelot'u korumaya çalışıyordum" diye savundu kendini.

Ancak Galatriel, onun gibi bir şarlatanla vakit kaybetmeye niyetli değildi. "Eğer anıları olsaydı önlem alabilirlerdi belki" dedi. "Oysa sen Aoda'ya davetiye verdin." Kadın ona doğru yürürken Mallehan korkuyla geri geri kaçıyordu. "Sen her zaman bir böcektin, Mallehan" dedi. "Senin bir büyücü olarak eğitilmeni hiçbir zaman onaylamadım ve ne kadar haklı olduğumu da görebiliyorum. Zekâdan yoksun zavallı böceklerin daha fazla soruna yol açmasına izin veremem"

Mallehan korkuyla Rhys'in ardına saklandı. "Prensim" dedi. "Yalvarıyorum beni affedin" dedi korkudan tir tir titriyordu. "Yalvarıyorum" diye diz çöktü ve Rhys'in ayaklarına kapandı.

Rhys ve Galatriel karşı karşıya durdular. Rhys, derin bir nefes aldı. Bir prens olarak mantıklı davranması gerekiyordu. Eğer Galatriel'in söyledikleri doğruysa şuanda kendisinin bu halde olmasının en büyük sorumlularından biri bu adamdı.

Yeşil gözleri onun bal rengi gözlerine dikildi. "Doğru mu bütün bunlar?" dedi kadına doğru kısık bir sesle.

Galatriel başını onaylarcasına salladı hafifçe. "Anılarda yolculuk yapan tek kişi sen değildin" dedi.

İkisi bir süre birbirlerine baktı. Eğer bu sıradan bir durum olsaydı babası böyle bir suç yüzünden bu adamı idam ederdi. Ancak şuan da bu adamı Galatriel'in ellerine bırakırsa ona ne yapacağını kestiremiyordu. Galatriel, oldukça yaratıcı olabilirdi. Ölmekten daha beter şeylerin olduğunu bilecek durumdaydı.

Genç kadın onun kafasındaki ikilemi duyabiliyordu sanki. "Rhys" diye fısıldadı. "O bir büyücü" dedi. "Onu cezalandırmak bana düşer. Senin için yaptıklarımın yanında bu kadarını hak ediyorum. Bana güvenmek zorundasın"

Rhys bir süre daha onun önünde durdu. Ardından yana çekildi ve Mallehan'ı onun önünde savunmasız bir halde bıraktı. Galatriel, derin bir nefes aldı. "Şarlatan" diye hırladı ve elini uzattı. Galatriel'in elinden karanlık bir ışık parladı ve bir an sonra yok oldu.

Mallehan acı içinde yüzünü tutmuş kapaklandığı yerde inliyordu. Galatriel, duruşunu iyice dikleştirdi. "Gözünün önündeki şeyleri bile göremeyen senin için gözlere ihtiyaç yok, Mallehan" dedi. "Bundan sonraki hayatını kör bir şekilde geçirmeye mahkûmsun."

Galatriel, korku ve şaşkınlık içindeki krala ve diğerlerine baktı. Ardından başıyla selam verdi ve odadan çıktı. Yalnızca Rhys dalgın bir şekilde duruyordu bir kenarda. Bir an sonra erkek kadının arkasından odadan çıktı.

Rhys, kadının peşinden koştu ve bileğini yakaladı. "Gala" dedi endişeli bir şekilde.

Genç kadın başını kaldırıp ona baktı. "Bazı şeyleri unutmamak lazım, Rhys" dedi sakince. "Yeteri kadar oyalandık ikimizde. Artık bu işi bitirip hayatlarımıza geri dönmemiz gerekiyor."

Rhys bir süre ona baktı öylece ardından bir şeyleri kabullenmiş gibi başını salladı. "Ne istiyorsun?" diye sordu zayıf bir sesle.

Galatriel, hafifçe başını yana eğdi ve düşünceli bir şekilde yere baktı. "Bu sarayda senin Aoda'nın kılıcını bulduğun bir oda var" dedi. "Bu kulelerin birinde. Yanlış hatırlamıyorsam içinde Lysandra ve Grandal'ın heykellerinin olduğu bir odaydı. İlk olarak oraya gitmemiz gerek."

Rhys düşünceli bir şekilde çenesini ovdu. "O odayı bir kere bir iblis beni oraya fırlattığında tesadüfen buldum" dedi. "Yıllarca arayıp bulamadığım bu odayı şimdi nasıl bulabilirim bilmiyorum"

"Sorun değil" dedi Galatriel. "Aoda'nın kılıcı oradan çıktı ve mühür kırıldı. Eminim artık koruması kalkmıştır. Bana kalırsa buradaki herhangi bir oda gibi rahatlıkla bulabiliriz" dedi ve arkasını dönüp merdivenlere doğru yürüdü.

Doğrusu Galatriel haklıydı. İkisi de odayı sanki elleriyle koymuş gibi buldu. Oda tıpkı Rhys'in bıraktığı gibiydi. Kral heykelinin kafası kopmuş, iki heykelinde elleri kırılmıştı. Yerde kırık heykel parçaları duruyordu. Kraliçenin kafasıysa hala öne eğik bir şekilde duruyordu.

Galatriel bir süre gözlerini kapadı ve derin nefesler alarak durdu. Bir süre sonra nefesleri yavaşlamaya başladı. Genç kadın sanki bir trans haline girmiş gibiydi.

Rhys endişeyle ona baktı. Galatriel bir şeyler mırıldandı ardından birden olduğu yere yığıldı. Rhys, genç kadını yere düşmeden yakalamayı başardı. Endişeli bir şekilde ona baktı. Bir şey yapmak istiyordu ancak cadılık kanunlarını bilmiyordu. Onu transtan çıkarırsa neler olabileceğinden emin değildi.

Galatriel bir süre daha kendi kendine mırıldandı ardından derin bir nefesle gözlerini açarak sıçradı. Rhys, endişeyle kadının omuzlarını tutup onu sakinleştirmeye çalıştı. Galatriel ne olduğunu anlamaya çalışarak bir süre durdu ve sonra erkeğe baktı.

"Bir fikrim var" dedi. "Sanırım aradığım şeye nasıl ulaşabileceğimi biliyorum"

Camelot PrensiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!