1.BÖLÜM

172 7 2


                         6 ay önce...

  ''ANNE! Anne!''rüya ve gerçek arasında gidip gelen seslerle ve kafasınadaki karmaşalarla uykusundan sıyrılmıştı. Minik kızın var gücüyle bağırması ve küçücük elleriyle kapıyı yumruklaması sonucu , yavaş yavaş gözlerini açıvermişti genç kadın. Güneş yeni doğmuş ve ilk ışıklarıyla açık olan perdeden odayı aydınlatıyordu. Henüz ayılamamış ve uykunun verdiği mahmurlukla bir an nerede olduğunu anlayamamıştı. An itibariyle ne için uyandığını bile tam anlayamamıştı ; ta ki minik kızın tekrar çığlık ve ağlama karışımı bir sesle bağırmasıyla yerinden fırlamış ve hızla kapıya doğru koşmuştu. Bir an kalbi sanki duracak gibi olduysa da kendisini toparlamış ve halen daha kapının ardında hıçkırarak ağlamakta olan kızı aceleye kucağına alarak sakinleştirmeye çalışmaktaydı. Kucağına aldığı minik yavrusuyla yatağının kenarına oturmuş ve sakinleşmesini bekleyerek göğsüne yaslamıştı. Her zaman böyle bir durumla karşı karşıya kalmamanın verdiği tedirginlikle ve ne yapacağını bilememenin verdiği acemilikle küçük kızının başını okşayak kendisine bakmasını sağlamıştı. Biraz da olsa sakinleşmiş ve kocaman açtığı mavi gözleriyle annesine bakmakta olan ve bu haliyle adeta yavru bir kedi gibi görünen kıza yumuşacık bir ses tonuyla konuşmuştu.

"Sakin ol bebeğim.''Derken bile sakin olmasını tüm kalbiyle içten içe umuyordu.

Gün henüz yeni doğmuştu. Sabahın ilk saatlerinde böyle bir durumla karşılaşmayı kesinlikle beklememekteydi. Yüzünde peyda olan üzüntüsüyle miniğini iyice kendisine çekerek '' Şimdi derin bir nefes alıyoruz ve yavaşça veriyoruz'' dedi. Uygulamalı bir şekilde göstererek derin nefes aldı ve aynı şekilde tekrarlamasını bekleyerek sevgiyle küçük kızına baktı. Annesinin yaptıklarını harfiyen ve içinde annesine beslediği inanılmaz derecedeki aşkla yapmaktaydı. Her ne olursa olsun bu minik kız için önemliydi. Annesinin onu onaylayan bakış atmasıyla doğru yaptığını anladı ve şımarık bir tavırla gerisin geri güven veren kollara kendisini tekrar bırakmıştı.

Ağlaması artık tamamen geçmişti ve yerini derin iç çekişlere bırakmıştı. Genç kadın artık küçük kızının sakinleştiğini anladığında yavaşça ipek kadar yumuşak olan saçlarını hafiften okşayararak kendisine bakması için hafif bir sesle konuşmaya başladı. Güven ve huzur kokan bu kollardan ayrılmak zor oluyordu minik kız için. Eğer gördüklerini anlatırsa gerçekten kötü şeylerin olacağından korktuğu için anlatmak istemiyordu öte yandan .

'' Hadi bi'tanem anlat bakalım anneye , neden ağlıyordun.'' Sabırlı bir şekilde ağzından çıkacaklara odaklanmaya başladı. Kontrollü bir şekilde hareket edebilmesi için öncelikle küçüğünü dinlemesi ve ardından karar vermesi gerekirdi.

"Korkunç bir rüya gördüm. '' Der demez minik başı kuş gibi hemen önüne düşüverdi. Anında dolu dolu olan gözlerini bir noktaya kenetlemişti. Gördüğü kabustan çok etkilendiği halen daha titiremekte olan minik ellerinden anlaşılıyordu.

Küçük kızın bir anda durgunlaşması ve önüne eğdiği başından ; Genç kadın ciddi anlamda artık endişe duyuyordu. İyiyden iyiye artık sabırsızlanıyordu. Cesaret vermek amacıyla gözlerinin içine şefkatli bir şekilde bakıp devam etmesini onaylar bir biçimde kafa sallamaktaydı. Ürkek bakışlarla kendisine bakan kızı konuşmak için zorlamıyor daha çok kendi isteğiyle ne gördüğünü anlatma taraftarıydı.

Düşüncelerinde yine yanılmamıştı. Minik kızı daha fazla dayanamamış ve gördüğü kabusu nefes nefese kalacak bir hızla ve korkunun verdiği heyecanla annesine anlatmaya başladı.

'' Sen gidiyordun anne! Bizi burada bırakmıştın ve o yere geri dönmek zorunda kalmıştık!  Beni kardeşimden ayırmışlardı anne"! Bir yandan gözlerinden yaş akarken ağaçtan kopmak istemeyen bir yaprak gibi annesinin boynuna sıkıca sarılmıştı küçük kız.

Kan KırmızıBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!