18.DOĞUM SANCISI

16.5K 1.2K 1.8K
                                    

Huzur,TDK'ya göre insanın içinde duyumsadığı rahatlık duygusudur.  5 kelime ile anlatılabilen huzuru elde etmek için kimi milyonlarını harcar,kimi ömrünü,kimi şanslıdır direkt bulur...

Aslında huzuru binlerce farklı nedenle elde edebilirsiniz. Bazen bir çiçek kokusunda, bazen anne kucağında,bazen vatan ocağında,bazen de Emre gibi sevgili batağında... Kapalı göz kapaklarının ardındaki adamın nefes alışverişlerine kendi nefesleri karışırken bir kış sabahının ona getirdiği huzuru yudumluyordu.

Avucundaki eli sakin dokunuşlarla okşarken alnını yasladığı alnın soğuğa rağmen kendisini yakmasına izin veriyordu. Dünyanın kısa bir süreliğine durup onlara zaman tanıdığı bu küçük dilimde kendi payına düşen huzuru sonuna kadar kullanmak istedi. Bu yüzden risk alıp gözlerini açmaya karar verdi. Belki göreceği şey Alp'in nefreti olurdu belki de kendisi gibi dinginleşmiş bir Alp... Sonuç ne olursa olsun risk almaya değerdi.

Yavaşça gözlerinin önündeki perdeyi aralarken gördüğü manzara huzuruna mutluluk katmaktan başka bir işe yaramamıştı. Yanakları ve burnu kızarmış adamın sık ve kısa kirpikleriyle gözkapakları mükemmel kahvelerini örtmüşken aksi mümkün değildi zaten. Emre'nin dudakları geniş bir gülümseye ev sahipliği yaparken karşısındaki adamın duvarlarını yavaş yavaş yıktığını anlıyordu. Yüzüne vuran nefeslerin sahibi hiçbir şey yapmadığı için mutlu ederken Emre,onun uyuyormuş hissi veren yüzüne daldı. Alnını bulunduğu yerden çekerse tüm büyü bozulacakmış gibi geldiğinden o halde yapabildiği kadarıyla taradı yüz hatlarını. Zaten ezberlediği yüzü bir kez daha hatmederken bulduğu her ayrıntıyla bir kez daha kendini hazine bulmuş gibi hissetti.

Kemikli ve yumuşak elleri kendi nasır tutmuş elleri altında kayarken zıtlıklarının bile mükemmel şekilde uyumlu oluşu bir kez daha mutluluğuna mutluluk kattı. Esmer teninin altındaki beyaz ten sanki onun için yaratılmıştı. Bu yüzden dayanamayıp alnını Alp'in alnına sürttü. Belirsiz bir  zaman sonra eli dışındaki ilk hareket Alp'in uyanır gibi gözlerini yavaşça aralamasına neden olurken griye dönmüş yeşilleriyle karşıladı kahveleri.

Hiçbir duygu barındırmayan gözlere Emre,farkında olmadan aşkla bakarken cümlelerini toplamaya çalışıyordu. Zaten ne zaman kolay olmuştu ki maşuğun karşısında aşığın konuşması.

"Kim olduğunu hatırlamadığım birinin bir sözü vardı. 'Adı bir an nefret oluyor, bir an sevda, bir an alın yazısı,' diye."

Alp hala kendisine öylece bakarken sokağın ıssızlığı belki de onlara bu konuşmayı yapmaları için verilmiş bir fırsattı.

"Alın yazısı denen kavrama pek inanmazdım Alp. Ama hayat o kadar garip ki sana ters düşen ne varsa ömrüne düşüyor."

Birleşmiş ellerine gözlerini dikip devam etti.

"Bazen ufacık bir temasa bile boyun eğişin alın yazısı mı yoksa sevda mı olduğunu bilmem," gözlerini tekrar kahvelere dikti.

"Ama Alp şunu iyi biliyorum;bu senin alnının yazısı,benim gönlümün yarası."

İfadesiz gözlerde anlık bir tereddüt görünce gülümsemesini genişletti. Hissediyordu,oluyordu.

"Bu yüzden her uzvun senin olabilir ama alnın ilk andan beri orda yazılanlarla birlikte benim," alnını altındaki tene sürttü. Çam kokusunu derince solurken diğer eli de hapsine aldı. Birazdan yapacağı şeyden dolayı dayak yememek için bu ellerin tutulması gerekiyordu.

"Ve reis ben,benim olana istediğim her şeyi yapabilirim. Buna," Alp'in soru işaretleriyle dolu gözlerine bakıp başını geriye doğru çekti. Derin bir nefes aldı. "Buna öpmek de dahil."

YAKAMOZHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin