Bölüm 18

1.2K 135 2


Yorumlarınızı lütfen esirgemeyin arkadaşlar...



Rhys, bir süre durduktan sonra Galatriel'in arkasından koşmaya başladı. Nereye gitmiş olabileceğini hiç bilmiyordu doğrusu. Sadece içgüdüsel olarak ilerliyordu. Bir süre sonra durdu. Kaşlarını çatarak yavaşça ilerlemeye devam etti.

Bir gölün kenarında genç kadının kıyafetlerini buldu. Şaşkınlıkla etrafına baktı ancak tam o anda genç kadının kıpırdamayan bedeni gölün üzerine çıktı. Rhys, derin bir nefes alıp göle atladı. Gölün suyu düşündüğünden daha derindi. Hızla kadına doğru yüzdü ve onu tutup geri karaya doğru sürüklemeye çalıştı.

Galatriel'i yere yatırıp kulağını kadının göğsüne yasladı. Kalbi çok yavaş atıyordu. Erkek başını iki yana salladı. "Hayır" diye fısıldadı. "Sen ölümsüzsün" dedi. Ancak kadında hiçbir kıpırtı yoktu. Rhys, kadının burnunu sıkıca tuttu ve ciğerlerindeki bütün nefesi ağzına üfledi.

Birkaç denemeden sonra Galatriel derin bir nefes aldı ve yuttuğu bütün suyu çıkarmaya başladı. Öksürerek ciğerlerini temizledi. Şaşkınlıkla etrafına baktı. Rhys'in hafifçe gülümseyen yüzüne baktı. Genç adam gerçekten çok mutlu olmuş gibi görünüyordu.

Erkek onun yüzünü elleri arasına aldı ve sıkıca sarıldı. Galatriel hala neler olduğunu anlamaya çalışarak öylece duruyordu. Genç adam onun ıslak saçlarını okşadı. "İyi olmana sevindim" diye fısıldadı kadına. "Lütfen bunu bir daha yapma, Gala"

Genç kadının gözleri kocaman açıldı ve kendini onun sarılışından sıyırdı. Erkekten bir kol mesafede durdu. Yüzü tekrar hiddetlenmişti. "Bana o isimle seslenme" diye hırladı. "Benim adım Galatriel"

Rhys, başını iki yana salladı ve ona doğru ilerledi ancak genç kadın geri geri kaçmaya devam etti. "Umurumda değil" dedi Rhys. "Bu gece neler olduğunu bilmiyorum. Anılarını nasıl işgal ettiğimi bilmiyorum. Umurumda da değil. Dün gece yaralandığımdan beri doğru düzgün dinlenemedim. Üç gündür doğru düzgün yemek yeme şansımız olmadı ve hayatımda ilk defa bir sevişmeyi yarım bıraktım. Ayrıca inan bana histeri geçiren bir kadınla ne yapmam gerektiğini bilemiyorum. Tek bildiğim ikimizin ortak bir amacı var. Camelot'a ulaşmak. Ondan sonra neler planladığını bilmiyorum ama en azından oraya ulaşana kadar sana güvenebileceğimi biliyorum." Elini kadına doğru uzattı. "Kampa dönelim, Gala" dedi. "Gidip yemek yiyip uyuyalım"

Galatriel, tedirgin bir şekilde bir süre ona baktı. Sonra titreyen avucunu onun eline uzattı. Rhys, onu kendine doğru çekti. Genç adam yerdeki kıyafetlerini aldı ve kadının omuzlarına örtüp önünü kapadı ardından da onu kucağına alıp kamp yerine doğru yürümeye başladı.

Genç kadın o kadar uzun zamandır böyle iyi bir tavır görmemişti. Gerçekten yorulduğunu hissedebiliyordu. Harap olmuş sinirleri artık onu zorluyordu. Galatriel, gözlerini kapadı ve derin bir nefes aldı. Erkeğin kendisiyle karışmış kokusu burun deliklerine doldu.

Rhys, artık uyumaya başlamış olan kadını çimenlerin üzerine yatırdı. Elbisesini kadının başının altına koyup pelerinini üzerine örttü. Ardından sönmekte olan ateşin başına geri döndü. Açıkçası bugünün yorgunluğuyla artık aç hissetmiyordu. Galatriel'in büyüsü olmadığı sürece tavşanları da hemen pişiremezdi.

Erkek yüzünü sıvazladı ve derin bir nefes aldı. Marin, tam o anda koşarak ona doğru geldi. Meraklı bir şekilde önce efendisine baktı. Sonrada Rhys'e doğru bir şeyler söyledi. Rhys, hafifçe gülümsedi. "Sorun yok, Marin" dedi. "Sadece biraz yoruldu"

Camelot PrensiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!