Bölüm 18: Gerçekler

25 2 1

"Cüce Bruma, tüm ırkdaşlarının en fazla saygı duyduğu kişidir. Fvern Yıkımından sonra kıtalar ayrılmış ve cüceler onlarca yıl yiyecek bir şeyler aramıştır. Cüce Diyarı'nın bulunduğu bölge tüm Brotah'taki en verimsiz topraklardır. Bu nedenle cüce ırkı yok olmaya bile yaklaşmıştır ancak bundan yaklaşık üç bin yıl önce, Bruma denen bir cüce ortaya çıkmış ve cücelerin neslinin devam etmesinde büyük bir rol oynamıştır."

"Bruma hakkında bilgiler çok az," dedi Dodeik, Keanexl kitaptan bir bölüm okurken. "Şimdilik önemli elf kişilerini araştırmak daha çok işimize yarayacaktır çünkü en fazla bilgi onlar hakkında var. Cücelerin efsaneleri için direk olarak diyarlarına gitmemiz gerekecek."

"O zaman şurayı dinle," dedi Keanexl başka bir kitabı karıştırırken. "Büyük Elf Kralı Aleran, KIA zamanı daha başlamadan önce yaşamış, görkemli bir kraldı. Kıtaların ayrılmadığı bu devirde elflerin bulunduğu topraklar pek bereketli değildi. Elf Kralı Aleran, ırkının daha iyi bir yaşam sürmesi için, diğer ırklarla savaşıp bir şeyler kazanmaya çalışsa da pek başaralı olamıyordu. Bu durumu düşünmek için yürüyüşe çıktığı bir gecede, gökyüzünde, parlayan bir cisim gördü. Bu cisim ne bir gezegendi ne de bir yıldız. İkisinden de daha parlak ve daha güzeldi. Cisim Aleran'ın üstüne bir ışık saçtı ve Aleranla psişik bir bağ kurdu.

Elf kralı, parıltıların anlamını anlamış ve onlardan istediğini yerine getirmeye karar vermişti. Göç edeceklerdi. Işığın onlara gösterdiği yoldan gidip, bereketli topraklara ulaşacaklardı.

Bu yolculuk oldukça uzun sürdü. Eski Brotah parçalanmadan önce oldukça büyüktü ve daha fazla ırka sahipti. Şimdi ise çoğu evrenden silindi ve geri kalanları ise yeraltına girip saklandı. Zamanında diğer ırklara karşı aşılamaz bir üstünlük gösterenler bile o muazzam felaket yüzünden, en dibe düştüler.

Yaklaşık bir asır süren bu yolculuk, attıkları her adımda başka bir düşmanla karşılaşmalarından dolayı bu kadar uzamıştı. Bin dört yüz kişilik kafileden yolculuğun sonunda sadece yüz yirmi kişi kalmıştı.

Yol boyunca nice genç vahşi yaratıklar tarafından katledilmiş, onlarca sivri kulaklı çocuk susuzluktan kuruyup gitmişti. Elflerin yolculuğu okyanusla ksrşılaştıklarında son bulmuştu. Onlarca bereketli vatandan geçmişler ancak ışık onlara bir mesaj göndermediği için orada konaklamamışlardı, şimdi ise oldukça kurak bir ovadaydılar. Etrafta bir ağaç bile yoktu. Tüm yolculuklarının boşuna olduğunu düşünürlerken, cismin kaybolduğunu gördüler. Daha da büyük bir umutsuzluğa düşüp, ırklarının sonunun geldiğini düşündüler. Birkaç dakika sonra, gördükleri cisimden kat kat parlak bir kadının gökyüzünde süzüldüğünü gördüler.

Kadının yüzü bakanların gözlerini kör edecek derecede parlak ve güzeldi. Hızla elf halkından uzakta bir düzlüğe iniş yaptı. İndiği gibi, yerden fidanlar yükselmeye başladı, birkaç saniye içindeyse Brotah'ta ki en büyük orman ortaya çıkmıştı.

Kadın tekrar yükseldi ve elf halkının yanına gitti. Halk gözlerini kadının yüzüne bir türlü yetiştiremeselerde, onun güzelliğini görmeden bile hissedebiliyorlardı. Büyük Aleran uzun yolculukta, sonsuza dek gözlerini yummuştu ve yerine oğlu Dollem halkın başına geçmişti.

Elf halkı onlara bir vatan bulan ve büyük bir orman hediye eden bu kadına bir hediye vermek istiyorlardı. Ancak hiçbiri onun yakınına bile yaklaşamıyordu.

Birkaç başarısız denemeden sonra, Dollem tacını aldı ve dikkatli bir şekilde kadının yanına gitti. Oldukça zorlansa da, yanına yaklaşabildi. Kadının yüzüne bakmadan ona tacı uzattı.

"Sen Aleran'ın oğlusun değil mi?" diye sordu kadın büyüleyici sesiyle. "Ben sizin tanrıçanızım, size yaşam verdim ve kullarımın daha iyi bir vatanda yaşaması için şimdi de size bir orman veriyorum. Benim adım Leli'dir. Diğer ırklardan üstün olun ve sonsuzlukta benimle buluşun."

Yüce Ağaç: ArayışBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!