7

1.3K 142 17

Multimedia:Venüs.

Gözlerimi kapatıyorum.

‘’Keşke Korku gelip benimle uğraşsaydı.’’ Diyorum içimden.

Mars’ı beklerken ölmemden korkuyorum. Bu düşünceyle gülüyorum. Zaten öleceğim.

Babamın dedikleri aklıma geliyor.

‘’Şeytan, Dünya’nın yıkılması için bir şey yarattı. Ona, kendinden bir parça verdi. Sana cezaların en acısını vereceğim Venüs, böylece yaptığının karşılığını alacaksın. Sana kendimden bir parça vereceğim, bu şekilde ona karşı savaşacaksın. Dünya’yı her seferinde kurtaracaksın, onu her seferinde öldüreceksin, tabii ki o da seni öldürecek. Sonra yeniden doğacaksınız ve yeniden öleceksiniz. Ama asla tam olarak değil.’’

Özümü çıkarması aklıma geldiğinde çığlık atarak gözlerimi açıyorum, ardından yatakta doğruluyorum.

O acı artık yok.

O acı, artık yok.

O acı…          

O acı var.

Her zaman, boğazımın tam ortasında.

Mars’ı aniden hücrede görünce hızlıca yataktan kalkıyorum, artık kolları arasındayım. Siyah giymiş, bu demektir ki savaş yakın. Kolları arasından ayrılmadan konuşuyorum. ‘’Seni babamız mı gönderdi?’’

Cennette yaptığı gibi, sakinleşmem için parmaklarını tenimde gezdiriyor. ‘’Venüs… Babamız, gitti.’’

Başımı kaldırıp ona bakıyorum. ‘’Nasıl yani?’’

‘’Pers, ona görevlerini tamamladığını söylemeye gittiğinde fark etti. Gitti, Venüs.’’

Kahkaha atıyorum. ‘’Doğru, yoksa neden yanıma gelesin ki? Diğer yüzyıllarda, ölürken acı çekmemi bile engellemedin.’’ Onu ittiriyorum, ancak o zaman acı dolu ifadesini görebiliyorum.

Aniden bağırıyor. ‘’Acı meleği ben değilim!’’

‘’Bağırma!’’ diye sert bir şekilde fısıldıyorum. ‘’Bizi duyacaklar.’’ Nefesimin aniden kesilmesi ile çoktan duyduklarını anlıyorum. Korku geliyor.

‘’Korku geliyor.’’

Gözleri kararlı bir hale bürünüyor, normalde ateşin tüm renklerini barındıran, sürekli parıldayan gözleri bu bedende… Değişik. Tarif edemeyeceğim kadar güzel. ‘’Gitmeyeceğim.’’

İlk başta duraksasam da, ben ondan daha kararlıyım. Fısıldıyor olmam, sözcüklerin gücünü etkilemiyor. ‘’Vade!’’*

Aniden yok oluşunu izlemek kötü geliyor, ama Korku benim ezeli düşmanım. Onun değil. Sürgülerin çekilmesi beni bir daha uyarıyor.

Korku içeri girdiğinden beri, sadece camdan görebildiğim özgürlüğün renginde gözleri bende. ‘’Söyle bakalım, hangi melek sana yardıma gelecek kadar arsız?’’

Bu sözlerin bana ne getireceğini biliyorum, ama kimin umrunda? ‘’Senden kurtulmak için cennetin işaretini çizdim.’’

Çenesi gerginleşiyor, hala bana hükmedemeyeceğini anlayamayacak kadar aptal. ‘’Ve, kim geldi?’’

‘’Kimse.’’

Kahkaha atıyor. ‘’Bir daha o melek buraya geldiğinde, ikinizi de yakalacağım. Ve cennete dönmek için ne kanınız, ne özünüz kalacak.’’Oturduğu yatağımdan kalkıp yanıma yürüyor, çömeldiğim köşeye doğru eğilip çenemi tutuyor, aramızda bir meleğin kanatının tüyü kadar az bir mesafe var. ‘’Belki, bana iyi davranırsan, sana kıyamam.’’ Bir süre bekleyip ayağa kalkıyor. ‘’Aşkım.’’

O arkasını dönmüş yürürken, yerinde olmayan babama dua ediyorum.

UyanışBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!