1; dekor

23.6K 1.7K 1.5K
                                    

Günümüz


"Kook?" Siyah saçları daha yeni uyandığını belli edercesine dağınık, gözleri yatağından fırladığını gösterircesine irice açılmıştı Park Jimin'in. Dakikalardır yumruklanan kapıyı açmış ve kendinden iki yaş küçük olan Jeon Jungkook'u karşısında bulmuştu, hayatı boyunca onu hiç görmediği bir şekilde, hem de.

Jeon Jungkook dağılmıştı. Çözmeye çalıştığı kravatın düğümü, ilk iki düğmesi açılmış beyaz gömleğinin ancak yarısında duruyordu. Takım elbisesinin ütüsü bozulmuş, saçları dağılmıştı. Yüzü endişe ve korku gözyaşlarıyla ıslak, kızarık ve şişti.

"Sana ne oldu?" diye sordu Jimin dehşet içinde ve uzanıp genç olanın kolunu yakaladı. "Gel, hadi, içeri gel."

Jungkook'u evin içine çekerken fark etmişti Jimin, yaşça genç olan adamın bir eli boşken – kapıyı öyle sert yumrukladığı için kızarmıştı – diğer elinde sımsıkı tuttuğu bir zarf vardı ve etrafı kırmızı boyayla kaplıydı. Jimin'in partneri ve Jungkook'un ikinci dereceden kuzeni Min Yoongi kapının arkasında, Jungkook'u içeri alan Jimin'in yanında kalıyordu. Elinde tuttuğu silahı hemen arkasına sakladı, Jungkook kapıyı öyle yumruklamıştı ki Jimin'in aklına delikten bakmak gelmese Yoongi akraba katili olacaktı.

Jungkook Yoongi'yi görür görmez titredi, başına gelen şeyi Jimin'e söyleyememişti çünkü Jimin onun hayatına Taehyung'la beraber girmişti ve Taehyung'un başına gelen şey konusunda kendini Jimin'e karşı borçlu hissediyordu. Ama Yoongi öyle değildi, Yoongi en başından beri onundu. Yoongi'nin önceliği olduğunu biliyordu. "Hyung."

Silahı belinin cebine sıkıştırmış olan Min Yoongi, Jimin kapıyı kapatırken Jungkook'a yaklaştı. "Ne oldu?"

"Taehyung." diyebildi Jungkook yalnızca, sonra boğazındaki yumru orada olduğunu belli etmek istercesine şişti ve genç adamın konuşabilme yetisini engelledi. Gözleri yine doluyordu, beklemeden elindeki zarfı Yoongi'ye uzattı.

Yoongi kırmızıya bulanmış kağıdı kuzeninin elinden alırken gözlerini şüpheyle kısmıştı, Jimin'se duyduğu isimle beraber donakaldı. Jungkook'un en yakın arkadaşının adını böyle telaffuz ettiğini daha önce hiç duymamıştı.

Yoongi mektubu okudu, sonra dikkatini vererek baştan bir daha okudu. "Neden kırmızı?"

Jungkook da anlatmaya başladı. İlk başta nasıl cidden bir oyun olduğunu sandığını, Taehyung'un Kore'ye kaçtığını düşündüğünü anlattı. Jimin küçük ellerini Yoongi'nin koluna sararken bakışlarını kaçırması gerekmişti ama anlatmaya devam edebildi, telefon görüşmesinden ve Taehyung'un sesinden, onu tehdit eden adamdan bahsetti.

Yoongi de birkaç saniye boyunca sessiz kalıp "Mutfağa geçelim." demekle yetindi.

İki küçüğü de başlarını sallayarak onayladılar, Jimin titremeye başlamıştı ve onun bu halini gören Jungkook kendine biraz daha gelmişti, ortamda ondan daha kötü hisseden biri olunca kendi duygularını kolaylıkla hiçe sayabiliyor ve mantığıyla hareket edebiliyordu. Taehyung ve Jimin lise zamanlarından beri en yakın arkadaşlardı; Taehyung'un telefondaki çığlıklarını duymuş olsaydı kim bilir Jimin ne yapardı. İşte bu yüzden Jungkook'un duygusallığı bir kenara bırakması gerekiyordu, nişanlısını duygusallıkla kurtaramazdı.

"Jimin-ah, sen bize çay yapar mısın?" diye sordu Yoongi dudaklarını sevgilisinin dudaklarının kenarına bastırmadan hemen önce ve Jungkook duvara çarpmış gibi, öylece kalakaldı.

secret little rendezvous // taekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin