67 "Hata"

67.5K 3.3K 1.2K

ASYA

Hep beraber eve geldiğimizde yorgunca üstümü değiştirdim ve mutfağa indim.

"Asya?" Yiğit'in bana seslenmesiyle birlikte ona baktım. "Açım yavrum." Göz devirdim.

"Bana ne!" Buzdolabını açtım ve ne yapabileceğimi düşündüm.

En sonunda buzluktan et çıkardım ve güzel bir yemek yapmaya karar verdim.

Yiğit kollarını arkamdan belime sardığında gülümsedim.

"Yiğit çok yorgunum!" Alayla güldü.

"Ulan sanki bir iş yaptın! Gün boyu kucağımda oturdun zaten, nasıl yoruldun kızım?" Ofladım.

"Ay sana hesap mı vereceğim, sana ne be! Hödük seni, dağ ayısı!" Yiğit kahkaha attı.

Yavaşça saçlarımı arkaya attı ve yaklaşıp burnunu boynuma sürttü.

"Özledim." Diye mırıldandı.

"Beni Menderes'in asistanı yapmadan önce düşünecektin hayatım." Dedim.

"Benim asistanımsın sen, hiçbir iş yapmasan bile! Hiçkimselere vermem seni." Kalçamı ona sürttüm.

"Ama ben Menderes'in asistanı olmak istiyorum." Yiğit belimi sıktı.

"Sus kızım yemin ediyorum sana bir hafta boyunca bir şeycikler cezası veririm!" Dedi.

Kaşlarımı çattım ve ona döndüm.

"Bu cezayı bana mı yoksa kendine mi veriyorsun?" Güldü.

"Ulan haydi ben azgın bir adamım, sen de benden çok farklı değilsin ki!" Ona kötü kötü baktım.

"İyi!" Dedim. "Oysaki ben de bu gece kırmızı jartiyerimi giymek istiyordum... Her neyse artık, başka bir zaman giyerim." Yiğit kaşlarını çattı.

"Kırmızı mı?" Ona gülümsedim ve yeniden arkamı döndüm. "Asya?!" Gülmemek için kendimi sıktım.

"Aşkım?" Ellerini yavaşça göğüslerimde gezdirdi.

"Odamıza çıkalım mı?" Sırıttım.

"Bir hafta bir şeycikler yok!" Ofladı.

"Hay ben böyle işin ta!" Sinirle bana baktı. "Şaka yapmıştım güzelim, haydi odamıza çıkalım." Yiğit kendisini bana bastırdığında ben de kalçamı ona bastırdım.

"Olmaz ki, yemek yapıyorum." Yiğit inledi.

"Bırak şimdi yemeği falan!" Bir anda beni kucağına almasıyla birlikte düşmemek için omuzlarından tutundum.

"Yiğit manyak mısın? Geceyi beklemen gerekiyor!" Omuz silkti.

"Gece de yaparız yavrum. Hamile kalmadan önce günde kaç kez yaptığımızı hatırlıyor olmalısın." Dedi ve kalçama vurdu.

"Popomu acıttın hayvan!" Diye kızdım.

"Ay çok mu acıdı?" Alaylı tavrıyla birlikte göz devirdim.

"Pislik adam!" Dedim ve saçını çektim.

Yiğit güldü ve zorlukla beni saçlarından ayırdı.

"Mahvettin değil mi?" Sorusuyla birlikte kıkırdadım.

"Evet." Yolduğum saçlarına baktığımda dağıldığını gördüm.

Yiğit beni sıkıca tuttu ve yavaşça merdivenleri çıkmaya başladı.

"Artık seni taşıyamıyorum!" Dedi.

"Yiğit!" Sinirle ona baktığımda kahkaha attı.

"Şaka şaka, kuş tüyü kadar hafifsin." Göz devirdim.

Serseri Patronum Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!