Bölüm 15

1.3K 145 10


Lütfen yorumlarınızı esirgemeyin... Arkadaşlar, talep azlığından hikaye silinebilir...


O kadar güçlü bir kötülüktü ki sanki kadının boğazını sıkıyor gibiydi. Galatriel, zorlukla başını kaldırdı. Bileklerinden tavana asılmıştı. Zincirlerle tutturulmuştu. Genç kadın o kadar yorgundu ki neler olup bittiğini anlamakta zorlanıyordu.

"Gerçekten güzel bir hediyeymiş" dedi bir adam. Biri onun çenesini tuttu ve başını sağa sola çevirdi. "Bu kadar beyaz bir ten daha önce hiç görmemiştim."

Galatriel zorlukla gözlerini açtı. Hemen önünde duran genç adama baktı. Zar zor netleşen görünüşünden siyah dalgalı saçlarını ve kapkara gözlerini görebiliyordu. Rhys'in yaşlarında ya var ya yoktu. Çok genç görünüyordu. Çenesindeki siyah top sakalı ona bir olgunluk katmıştı. Yanağından çenesine uzanan derin bir kesik izi vardı ancak bu yakışıklılığını bozmamıştı.

Genç kadın, derin bir nefes aldı. Bütün bu karanlık ve kötülük bu adamdan geliyordu. Onun hakkında söylentileri duymuştu. Şeytan tarafından ele geçirilmişti. Rhys'in aksine o bu lanetten kurtulmaya çalışmamış ve şeytanı kabullenmişti.

Etrafında bu insanları toplayarak bir krallık kurmuştu. Hırsızların, fahişelerin, katillerin ve haydutların hizmet ettiği bir krallık... Galatriel, başını kaldırdı ve ona baktı. "Orion" diye fısıldadı. Evet, İblis Kral Orion'un enerjisini etrafında görebiliyordu.

Adam şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı ve başını yana eğip onu inceledi. "Demek Orion'u görebiliyorsun" dedi. "Peki, sen kimsin?"

"Şeytan Cadısı Galatriel"

Hem adam hem de Galatriel şaşkınlıkla gelen sese doğru baktı. Kahverengi saçları tıpkı Galatriel'in ki gibi uzun dalgalar halinde beline inen bir kadındı. Teni onunki kadar beyaz değilse bile benzerlikler göze çarpıyordu.

Kedi gibi altın renkli gözleri parlaktı. Üzerinde sadece göğüslerini saran bir kumaş ve kalçalarına düşmüş uzun bir etek vardı. İlk görüşte onu sıradan bir fahişe sanmak çok kolaydı. Ancak o gözleri onun sıradan bir insan olmadığını belli edecek kadar korkutucu ve güzeldi.

Galatriel, elinde olmadan gülümsedi. Uzun yıllar sonunda onunla böyle bir yerde karşılaşmak çok şaşırtıcı olmuştu. "Galatea" diye fısıldadı. Çok uzun zaman önce yolları ayrılmış olsa da ne kadar değişmiş olsa da onu her yerde tanırdı.

Kadın gülümseyerek ona doğru yürüdü. "Uzun zaman oldu, Galatriel" dedi ve tekrar adama döndü. "Bu kadın yüzyıllardır yaşayan en güçlü cadılardan biri" dedi. "Onu bu şekilde hapis tutamayız"

Adam başını yana eğdi ve arkasını döndü. Galatriel, onun ne kadar uzun boylu olduğunu o zaman fark etti. Siyah pantolonun altında siyah boylar vardı. İnce siyah renkli gömleğiyle beraber sanki gecelere hükmediyormuş gibi duruyordu. "Peki, sor bakalım büyük cadımızın burada, benim krallığımda ne işi varmış?" derken canının sıkılmaya başladığı ve eğlenmek istediği belliydi.

Galatriel, zorlukla yutkundu. "Bir şeytanla beraber yolculuk yapıyorum" dedi. "Onu götürmem gereken bir yer var"

Bir şeytanla beraber olması adamın ilgisini çekmiş gibi öne eğildi. "Hangi şeytan?" diye sordu merakla.

"İblis Kral Aoda" dedi Galatriel.

Uzun süren bir sessizlik oldu. Orion'un adamın etrafında hareketlenmeye başladığını görebiliyordu genç kadın. Başını kaldırıp onu tutan zincirlere baktı. Büyü gücünü zincirlerin etrafına sardı. "Zamanla başa çıkamazsınız" diye fısıldadı. Zincirler bileklerinde paslanıp çürümeye başladı ve en sonunda kadının ağırlığını tutamaz hale gelip parçalandı.

Camelot PrensiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!