"Merhaba, Jessica burada mı acaba?"
"Merhaba da, siz kimsiniz?"
"Ben abisiyim"
İlk hissettiğim şey şaşkınlık, ardından sinir oldu. Kapının arkasında öylece durup, neler olduğunu algılamaya çalıştım.
'Abisi mi? Sana nasıl inanabilirim?'
'Eğer onu çağırırsan inanabilirsin mesela'
'Görüşemezsin onunla, diyelim ki sana inandım, bu zamana kadar neredeydin?'
'Bak kimsin nesin bilmiyorum, çağır Jessica'yı, sana hesap verecek halim yok benim'
'Öyle mi beyefendi, beni sinirlendirmeye devam edersen olan sana olur, git burdan'
O sırada olayların kızışacağını anlayıp Jamie'nin kolundan tuttum ve kapıda duran 'abime' baktım. Gerçi abim demeye bin şahit ister, yıllar önce bizi bırakıp gitmesini biliyordu, şimdi hangi yüzle geliyordu buraya bilmiyorum.
'Jessica...'
'Senin ne işin var burada?'
'Seninle konuşmam gerekiyor'
'Benim seninle konuşacak hiçbir şeyim yok'
'Bana kızgın olduğunu biliyorum, ama yapma, beni bi dinle lütfen'
'Git burdan seni görmek istemiyorum'
'Jessica, lütfen'
'Ne söyleceksin ha? Ne söyleyeceksin? Hangi yüzle buraya geldin ki, bunca yıl ne yapıyordun!?'
Suratına öylece bağırdım, şaşırmış görünüyordu, Jamie kolumdan tutup beni geriye çekti.
'Bak kardeşim, hemen burdan uza yoksa kendimi tutamayacağım, kız istemiyor seninle konuşmak anlıyor musun? Bunu yıllar önce siktirip gitmeden önce düşünecektin, git çabuk burdan, şerefsiz herif'
'Sen kim oluyorsun da bana şerefsiz diyorsun? Ayağını denk alsan iyi olur, konuşmadan hiçbir yere gitmeyeceğim'
'Yok canım öyle mi ya?'
Onun üzerine yürüdü, ikisininde birbirine zarar vermesini istemiyordum, Jamie'yi geri çektim.
'Tamam Jamie, sakin ol'
'Sen geride dur Jessica'
'Jamie hayır gelir misin'
Onu sertçe geriye çektim ve derince nefes aldım.
'Söyle ne söyleyeceksen, sonra da git'
'Özel konuşmamız gerek'
'Yok öyle bi dünya, Jessica benim yanımda kalacak, ya söyle ya git, acele etsen iyi olur'
'Jessica evden ayrılmam istediğim bir şey değildi, zorundaydın'
'Öyle mi? Neden o zaman annem ve babam acıdan kıvranırken beni yalnız başıma bıraktın? Daha önemli neyin olabilirdi ki? Sen kolay olanı seçtin, zorluklara baş etmeyi değil, beni yalnız başıma bırakıp gittin sen iğrenç bi insansın, iğrençsin'
'Jessica eğer gitmeseydim beni öldüreceklerdi'
'Keşke ölseydin'
'Jessica yapma'
'Git burdan, görmek istemiyorum seni'
Hiçbi şey demedi ve hızla adımlarla arabasına binip uzaklaştı. Kapıyı kapattığımızda Jamie'nin göğüsüne yaslandım, ben kollarıyla sıkıca sardı ve başımı okşayıp öptü.
'Canını sıkma bebeğim sakın'
'Nasıl sıkmayayım Jamie, kaç zaman sonra gelmiş burda bana neler diyor'
'Şş tamam, gerzek herif, bıraksaydın ağzının payını verecektim'
'Hayır yapma, sana zarar gelsin istemiyorum'
'Gelmezdi merak etme'
Başımdan öptü ardından suratımı ellerinin arasına alıp anlıma nemli dudaklarını bastırdı, ona sarılıp yanağından hafifçe öptüm.
'Odaya çık, bende sana çay yapıp geleyim olur mu?'
Başımı salladım, ardından ben yukarı çıktım o da mutfağa gitti, yatağın üzerine öylece uzanıp tavanı izledim, çok geçmeden Jamie'de içeri girdi ve kapıyı kapatıp çayımı kenara koydu, ardından o da uzandı.
'Moral bozmak yok anlaştık mı'
'Anlaştık..'
Sarıldık, doğrulup çayımı yudumladım ve geri kenara koydum, o sırada Jamie'nin telefonu çalmaya başladı.
'Kim arıyor?'
'Annen'
Açtı, ardından doğruldu ve odadan dışarı çıktı. Çok ilginçti, annem neden beni aramamıştı ve Jamie konuşmak için dışarı çıkıyordu ki? Çok geçmeden döndüğünde suratına anlamsızca baktım.
'Ne diyormuş'
'Hiçbi şey ne desin'
'Neden aramış Jamie'
'Sizin eve çağırdı da, akşam yemek için, olur dedim bir saate çıkarız tamam mı'
'Peki tamam'
Yanağımdan öptü, bende çayımı içtim ve onun kucağına oturdum. Sırtını yatak başlığına dayamıştı, hafifçe eğilip onu öptüm.
'Çok tehlikeli bi yerde oturuyorsun'
'Öyle mi'
Kendimi daha fazla ona bastırdım, gözlerini yumdu ve derince nefes aldı.
'Jess, bebeğim, dayanamıyorum zaten, yapma nolur'
'Dayanma zaten, dayanmanı söyleyen kim'
'Boşalırsam, doymam, tekrar isterim'
'Yaa öyle mi'
Ona hafif hafif sürtünmeye başladım, hafifçe inledi.
'Jess'
'Jamie'
'Bebeğim dayanamam'
'Becer beni o zaman'
'Ah, nolur bak, zamanımız yok, hiç sırası değil'
'Hadi ama bebeğim, seni istiyorum ben'
Çok sertleşmişti ve kendini zor tuttuğunu biliyordum.
'Sen yandın Jess'
'Hadi boşalt beni'
'Durmamı istersen durmayacağım haberin olsun, arkanı dönüp otur bakalım'
Güldüm ve sırtımı ona dönüp oturdum, doğruldu ve dik oturdu ardından sırtımı göğüsüme yaslayıp elleriyle bacaklarımı iki yana açtı.
'Annene geleceğiz dedim o yüzden hızlı yapacağım anlaştık mı'
'Anlaştık'
Tek koluyla belime sıkıca sarılıp beni iyice kendine yasladı, diğer elinide pantolonumun ardından kilodumun içine soktu ve yavaş yavaş okşadı, derince nefes alıp başımı omzuna dayadım ve bacaklarımı daha çok açtım.
Birden çok hızlı oynamaya başladı, içim çekilir gibi oldu ve derince inledim, boynumu emerken hızlıca oynuyordu. Nefesim kesilmişti ki durdu, homurdandım.
'Devam et'
'Olmaz, kalk hadi gidiyoruz'
'Dinleneyim bari biraz'
Güldü ve belime sıkıca sarılıp boynumdan öptü
'Ya Jamie lütfen'
'Olmaz, daha geniş bi zamanda gelmene izin verebilirim'
Ofladım ve kalkıp kalan çayımı yudumladım ardından montumu giydim, o da kalkıp arabanın anahtarlarını aldı.
'Kızma bana bunun için'
'Yok zaten alıştım artık'
'Hadi ama Jess, sonra yapınca daha çok zevk alacağını sende biliyorsun'
'Evet ama şimdi de yapsan fena olmazdı, zaten sabah gidiyorsun...'
'Biliyorum bebeğim, ama sabaha saatler var, değil mi?'
Başımı salladım, gülüp başımdan öptü ardından beraber arabaya bindik ve yola çıktık..

Jamie'nin Ağzından

Gözlerimi yola diktim ve düşüncelerimin bedenimi ele geçirmemesi için çabaladım. Güzeller güzeli bebeğim yanımda, hiçbir şeyden habersiz oturuyordu. Ona olanları çaktırmamak için elimden geleni yapacaktım. Sessizce uzun yolda ilerledik, kalbim ona içimden geçen tüm her şeyi anlatmak için bana yalvarıyor, beynim ise susması için kalbimi dizginlemeye çalışıyordu, zihnimde düşünmekten kendimi alıkoyamadığım konuları güçlükle de olsa rafa kaldırdım. Sakin kalmam gerekiyordu, Jessica anlamamalıydı, yoksa abisi denilen şerefsizi öldüremezdim. Duruşumu korudum ve biraz daha gaza bastım, zaten çok geçmeden varmıştık. İndik, arabayı kilitleyip elimi Jess'e uzattım, yumuşacık parmaklarıyla kavradı benimkileri, ardından taptığım dudaklarıyla yanağıma ıslak bir öpücük kondurdu, gülümseyip başından öptüm mis kokulumu, birlikte kapıyı çaldık ardından, annesi açtığında yüzünde hafif bir tebessümle bizi içeri aldı. Salona geçip, babam ve babasının yanına gittim, oysa mutfakta annemlerleydi, babasının suratında buruk bir ifade vardı, haklıydı da, kızım tehlikede olsa bende bu kadar sakin kalamazdım.
'Jamie, ne zaman dönüyorsun işe?'
'Sabah, uçağım sekiz'de'
'Jessica'yı da götürsen daha iyi olmaz mı? Ne diyorsun?'
'Bende öyle düşünüyordum, yalnız bildiğiniz üzere er ya da geç dönmek zorunda kalacağız, o zaman ne olacak?'
'Bilmiyorum, hiçbir fikrim yok lanet olsun'
Babam onun sırtını sıvazlarken Paul'ü aradım, birkaç çalışta açtı.
'Merhaba efendim, nasılsınız?'
'İyiyim Paul, umarım sende iyisindir, nasıl gidiyor dostum, neredesin?'
'Bildiğiniz gibi, evimdeyim efendim.'
'Senden küçük bir şey rica edebilir miyim?'
'Tabii ki, sizin için buradayım'
'Yarın sabah saat 8'de olan uçağa bir bilet daha bulabilme şansın nedir?'
'Alabama'ya giden başka uçak bulsam sorun olur mu? Yanlış hatırlamıyorsam sizin biletinizi alırken son birkaç koltuk kalmıştı, yine de kontrol ederim efendim.'
'Sorun olmaz, yeter ki yarın en erken saatte Alabama'ya iki bilet bul, ve bana haber ver lütfen'
'Tamamdır, bir sorun yok, öyle değil mi?'
'Hayır merak etme her şey yolunda, dönünce konuşuruz, olur mu?'
'Peki efendim, size döneceğim, iyi akşamlar.'
'Teşekkürler'
Telefonu kapattım, Paul'e güveniyordum, umarım ki bulacaktı.
'Jamie o sana emanet tamam mı, lütfen dikkat et, lütfen'
'Merak etmeyin, gerekirse kendimi tehlikeye atarım ama onun kılına zarar gelmez.'
'Kendine de dikkat et Jamie, sinirlerine hakim ol'
'Tamam baba, çalışacağım, ama o herif tekrar karşıma çıksın, tüm kemiklerini kıracağım onun, acı içinde geberecek şerefsiz'
'Sakın öyle bir şey yapma, başına dert alırsın'
'Başımıza dert olarak kalmasından iyidir, adi herif, umarım çıkar karşıma da öldüresiye kadar döverim onu'
'Jamie saçmalama'
'Karışmayın bana, ben ne yaptığımı biliyorum, eğer canı acıyacak biri varsa bu ne ben ne de Jessica olur, o adamın canı çıkacak. Sizden özür diliyorum Bay Carter ama oğlum dediğiniz herif pisliğin teki'
'Oğlum falan değil o sus, yüzünü bile görmek istemiyorum, ne güzel gitmişti nereden çıktı karşımıza yeniden bilmiyorum, bundan sonra eğer oğlum diyeceğim biri olacaksa, o da senden başkası olmayacaktır Jamie.'
Söylediği son şey kalbimi okşadı. Bir kadının babasının gözünde bu denli önemli bir değere sahip olduğumu bilmek az da olsa gurur vermiyor değildi. Bu güveni herkes kazanamazdı, ama ben başarmıştım. Derince nefes aldım, o sırada Jess mutfaktan gelmem için seslendi. Yanına gittim, annemler yoktu.
'Bebeğim yardım eder misin tabakları götürmeye, annemlerde geliyor şimdi'
Başımı salladım, elime tabakları tutuşturdu ardından bende içeri gidip onları bıraktım. Birlikte hızlıca masayı kurduktan sonra hep beraber oturduk ve yemeğimizi yedik.
'Jess yemekten sonra hazırlan istersen, sabah Jamie'yle Alabama'ya gidiyorsun'
Dedi babası gür sesiyle. Bunu beklemediğini biliyordum, kaç kez bana ısrar ettiğinde ona milyonlarca kez hayır diyen bendim.
'Ciddi misiniz? Jamie?'
'Evet bebeğim, babandan izin çıktığına göre bir sorun yok gibi gözüküyor'
Gülümsedim, sırıttı. Yanağıma küçücük bi öpücük kondururken sevincini içinde yaşadığını anladım, ailemiz olmasa üzerime atlayacağına adım gibi emindim. Küçük meleğim, nasıl da saf ve güzel kalplisin... bir bilsen seni oraya neden götürmek zorunda kaldığımı...

Tekrar merhaba hepinizee, biliyorum uzun zaman oldu, biliyorum çok beklediniz, hepinize çok teşekkür ederim anlayışınızdan dolayı. Bu bölümde bir değişiklik yapıp biraz da Jamie'nin ağzından anlatayım dedim, sevip sevmediğinizi yorumlarda belirtebilirseniz çok iyi olur, bende ona göre tekrar Jamie üzerinden yazarım biraz hikayeyi. Sizi çok seviyorum, kendinize iyi bakın... 💙

Deli (+18)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!