Şu an 30 derece sıcaklığındaki havada güneşin altındaysanız, hiç durmadan konuşan bir anneniz varsa ve birazdan Antalya' ya yaz kampına giden bir otobüse binecekseniz ; siz benim demektir.

" Her şeyini aldın mı ?" Bunu en az bininci kez soruyordu.

"Anne."

"Sakın terli terli su içme. " Bunu küçüklüğümden beri söylüyordu.

"Anne."

"Erken yat. Geç saatlere kalma." Bunu her gün söylüyordu.

"Anne."

"Yabancılarla muhattap olma. " Bunu beraber gezerken bile söylüyordu.

"Annee !!!! "

" Bağırma bana milletin içinde. " Bunu yıllardır söylüyordu.

Ona sarıldığımda anında susmuştu. Neden daha önce aklıma gelmedi diye düşündüm. Bu tatile gerçekten ihtiyacım vardı. İstanbul'dan bir süreliğine uzaklaşmaya...

Aslında severdim ben İstanbul'u. İstanbul'u kötü hissettiren içindeki insanlardı. Ya da şöyle de diyebilirdik ; bir yeri kötü hissettiren içindekilerdi. Şehrin ne suçu vardı ki ?

Annem de 12. sınıfa başlayacağım için rahatlamam amacıyla böyle bir etkinliğe gitmemin yararlı olacağını düşünmüştü.

Onunla vedalaşmayı başarıp otobüse bindim ve 18 numaralı koltuğu bulup oturdum. Cam kenarı olduğunu görünce içimden telefonumdan halay müziği açıp halay çekmek gelmiş, ama yapmamıştım tabii.

Otobüs kalkmak için hazırlanırken başımı koltuğa yasladım ve gözlerimi kapattım. Kulaklıklarımı da takmak üzereydim ki sert ama hoş bir erkek sesi arabayı doldurdu.

" Dışarıda otobüsün arkasından su dökmeye çalışan bir kadın var. "

Herkes penceresine yönelip dışarı bakarken ben de baktım ve bahsedilen kadının annem olduğunu görüp tekrar aynı sakinlikte önüme döndüm.

Bir saniye.. Annem mi?!

Işık hızıyla tekrar arkama döndüğümde " Teyze kimin annesiyse bundan böyle, idolüm." dedi biri de arkadan.

Anne... Ne yapıyorsun sen kadın ?

Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırırken bu kez yaşlı bir teyze grubu da olaya balıklama atlayarak anneme iltifatlar yağdırmıştı.

Bu teyze grubunun yaz kampında ne işi vardı çözememiştim ama düşündüm de muhtemelen ben de böyle olacaktım.

Herkes kıkırdayıp önüne dönerken kulaklığımı takıp gözlerimi kapattım. Bütün gece uyumadığım için uyku beni yavaşça kendi içine hapsederken kendime ona teslim ettim. Daha gözlerimi kapayalı on dakika olmadığına kalıbımı basabilirdim ki omzumdaki dürtüyle gözlerimi açtım. Gözlerim karşımdaki taş varlıkla bayram ederken kulaklarım sesiyle birlikte halay çekti .

" Küçük Hanım uyandırmak istemezdim ama geldik. " dedi gülümseyerek.

"Mola yerine mi ? "

Samimi bir şekilde güldü. "Hayır Antalya'ya .. "

10 saat uyumuş olmamı sindirmeye çalışırken şaşkınca suratına bakıyordum.

"Bütün otobüsler dağılalı da yaklaşık yarım saat oldu. "

Görevli olduğunu anladığım beni uyandıran bu 20 yaşlarındaki çocuk melodik bir kahkaha atınca gözlerimi kırpıştırdım ve ben de gülümsemeye çalışarak ayaklandım.

" Bu arada ben Kerem. "

"Ben de Kumsal. Görüşmek üzere ."

Otobüsten iner inmez otele doğu koştururken bir yandan da İrem'e mesaj atmaya çalışıyordum.

KİME : İrem

"Seni uykundan hiç bir yakışıklı uyandırdı mı ?"

KİMDEN : İrem

" Beni uyandıra uyandıra annemin terliği uyandırır kanka..."

Bir kahkaha atarken bavuluma takılıp yere düşünce tiz bir çığlık attım.

" Of lanet olsun ya ! " diye söylenirken doğrulmaya çalıştım. Ben kalkmaya çalışırken, bir erkeğin olduğuna emin olduğum ayakkabılar beni önemsemeden yanımdan geçti.

Bir insan ancak bu kadar öküz olabilirdi diye düşündüm. Sadece ayakkabılarını görmüştüm ama yürüyüşü bile öküzceydi bence.

Gözlerimi devirdikten sonra kalkmaya üşenip yerde bağdaş kurdum ve telefonumu elime alıp biraz oyalandım.

Bir süre sonra gözüm telefonun şarjına kaydı.

%2

Yapma ama !!

Telefonu cebime sıkıştırdım ve düşe kalka ayağa kalktım. Bavullarımı alıp otelin içine girdiğimde hava çoktan kararmıştı. Herkes anında odasına çekilmiş, kendini yatağına zımbalamış olmalıydı. Resepsiyonda işleri hallettikten sonra oda görevlisi bavullarımı taşımayı teklif etti ama kabul etmedim. Neden ? Malım ben çünkü. Artistlik yapmasam olmaz.

Bavullarımla bir ilişkiye girmediğim kalmışken odama vardım. Işığı açmaya üşenip bavulları içeri kendimi de yatağa fırlattım. Aniden yataktan bir şey havalandı ve ışık açıldı.

EÜZÜBİLLAHİMİNEŞŞEYTANNİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM.

" Tamam yakışıklı olduğumu biliyorum ama itiraf etmeliyim ki daha ilk günden bir kızın odamı basacağını düşünmezdim. "

Karşımda üstsüz duran çocuğu görünce kafamı hayal görmüşcesine salladım. Bir saniye bu çocuk bizim okuldan değil mi ? Kesinlikle rüyadayım.

" Hâlâ uyuyor muyum ben ?" dediğimde gözünü ovuşturduğu eliyle deli işareti yaptı bana.

" Şaka mısın kızım ne işin var odamda ? "

" Ne ?"

" Ne, ne ?"

Köprücük kemiğin diyorum, güle güle kullan.

YAZ ÖKÜZÜBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!