Yıldırım Nikahı

1.6K 60 1

Merhaba artık bilgisayardan yazmaya başladım :D ve bide bi günde iki bölüm yapıyım dedim bunu arasıra yapıcam ; )

resim Mert

-Mert Bey, Selin Hanım'ı bugün taburcu etmeyi düşünüyoruz. İsterseniz şimdi görebilirsiniz.

hemşire bunu dedikten sonra koşar adımlarla Selin'in yanına gittim. Bitanem benim nasıl da yatıyodu.

-Mert sen mi geldin?

-Evet bitanem ben geldim. Nasılsın iyi misin?

-İyiyim. Mert bana her şeyi anlat ŞİMDİ!

-Şimdi mi? Burda mı?

-Evet burda.

-Tamam bitanem. O gün seni orada tek başına bıraktım çünkü kardeşimi kurtarmam gerekiyodu. Kardeşim bi mafya babasının elindeydi. Üvey babam kardeşimi kumar oynarken ortaya koymuştu. Mafya babasıda kazandığı için kardeşimi almıştı. Adamın niyeti belliydi ona tecavüz edicekti. O zamanlar kardeşim daha küçüktü bu yüzden ona hiçbir şey yapmamıştı. Ama o gün kardeşi 18 yaşına girecekti. Tatile gitmemizin nedenide yine o adamdı. Hem ona yakındı hem de senin peşindeydi.

-Peki kardeşini kurtarabildin mi?

-Bitanem o nasıl soru onu kurtarmamış olsaydım burda işim ne? İki ay onu sakladım. Mafya babasının öldüğünü öğrendim. Kardeşimi babamın, gerçek babamın yanına yolladım. Şimdi ikiside Fransadalar.

Selin doğrulup bana yaklaştı. Ynağıma bi buse kondurup;

-İyi ki beni o gün orda bırakıp gitmişsin bitanem. Seni seviyorum.

-Bende seni seviyorum.

##

Selin'in ağzından;

Mert'e boşuna celallenmişim o sadece kardeşini korumak istemişti ama ben ona tokat atmıştım. Hastahaneden çıktığımızda aklıma Nergis Hanım geldi.

-Annen?

-Annem...annem öldü Selin. demesiyle gözümden damla damla yaşlar akmaya başladı.

-Lütfen ağlama bitanem iyi oldu iyi ki o kadından kurtulduk. Her şey onun yüzünden oldu. Şu an mutluyum o gitti. O çok sevdiği kocasının yanına, öz kızını satan kocasının yanına...Bu dünya ikisinden de kurtuldu. Düşünüyorumda boşuna üzülmüşüm. Neyse biz şimdi bu konuyu kapatalım.

Arabaya sessizlik çökmüştü. Benim bu sessizliği bozmam lazım.

-Nerde benim yüzüğüm? :)

-Hahaha yüzüğünü mü istiyosun git kuyumcudan al.

-Ne kuyumcusu ya sattın mı?  Nasıl yapasın Mert o benim yüzüğümdü.

-Ama bana geri verdin tabi bide ardından tokat attın.

Tokat attın dedikten sonra suratım iyice düşmüştü. Pis pis sırıtıyodu. Yola bakmaya karar verdim. Çünkü onun o sırıtan yüzünü görünce daha çok sinirleniyodum.

Uzun zaman sonra orman gibi bi yere geldik. Neresiydi ki burası? Büyük bi binanın önünde durduk. Mert arabadan inince bende indim. Binanın üstünde "Evlendirme Dairesi" yazıyodu. Mert yanıma gelip cebinden bi kutu çıkardı. Önümde diz çöküp;

-Benimle burda yıldırım nikahıla evlenir misin Selin?

-Şi...şi...şimdi mi? Burda mı?

-Evett burda.

-Tabi kide seninle ŞİMDİ burda evlenirim.

Yüzüğü parmağıma taktı. Arabanın arka koltuğundan bi duvak çıkardı bir de gelin çiçeği. Duvağı saçıma taktı. Yüzümü örttü. Çiçeğide elime verdi. İçeri girdik.

##

Nikah masasına oturdğumuzda çok heyecanlıydım. İlk defa evlenecektim. Ne saçmalıyorum ben evlilik hafta sonu gezmesine benzemez Selin. Nikah memuru geldiğinde elim ayağım iyice titremeye başladı. Mert elimi tutup;

-Sakin ol bitanem. Şimdi heyecanlanma asıl heyecan nikahtan sonra... ;)

Nikahtan sonra mı? Bu neden imalı imalı konuşuyodu?

-Öncelikle hoşgeldiniz. Sanırım şahitleniz yok. dedikten sonra orada görevli olan iki kişiyi çağırıp şahitlik yapmalarını söyledi.

Adımızı falan sorduktan sonra sıra asıl soruya gelmişti.

-Selin Hanım, Mert Yıldırım'ı hiçbir baskı altında kalmadan kendi özgür iradenizle iyi günde kötü günde eş olarak kabul ediyo musunuz?

-Eveeeeeeeeeeeeet!!! diye haykırmıştım resmen.

-Mert Bey sizde Selin Türkmen'i hiçbir baskı altında kalmadan kendi özgür iradenizle iyi günde kötü günde eş olarak kabul ediyo musunuz?

Mert bana bakarak;

-Sonsuza kadar evet!

Nikah memuru bize imzaları atırdıktan sonra "Evlilik Cüzdanı" nı bana verdi.

-Şimdi gelini öpebilirsiniz. dediğinde Mert dudaklarıma yapıştı. Otururken yapmam gereken şeyi şimdi yapmaya karar verdim ve ayağına bastım. Mert'in canı yanınca geri çekildi. Nikah memuruda hafif bir tebessümle salodan çıktı. Ardından bizde çıktık.

Diğer gelinlere nazaran daha kolay ve çabuk hareket ediyodum. Çünkü ben dünyada ki tek şortlu gelinim. :D

Hemen arabaya bindik.

-Ee KOCACIMM nereye gidiyoruz?

-Silivriye bizi kimsenin rahatsız edemeyeceği bi yere gidiyoruz KARICIĞIM.

Korkmadım değil. Yok ya oraya gidip o şeyi yapmayacaktık.

-Hayır hayatım oraya gidip o şeyi yapıcaz yani daha kibar adıyla oraya gidip minik bi Yıldırım Ailesi üyesi yapacağız.

Beni duymuşmudu?

-Hayatım bence artık içinden düşünsen iyi olucak. . ;)

Kafasına çiçeği geçirmiştim.

-Heyy kaza yapıcam!

Susup oturmaya devam ettim. Ben minik bi Yıldırım Aile üyesi yapmaya hazır değildim.

Umarım hikayenin bu bölümünü beğenmişsinizdir :)

Benimsin SevgilimBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!