Bölüm 16: Hırsız

36 4 0
                                                  

Birkaç günün ardından, sonunda ihtişamlı elf başkentine yetiştiler. Şehir oldukça iyi dizayn edilmişti. Elf kralı, Tharen Yeşilkulak'ın neredeyse İnsan Diyarı'nın kralı, Narba Yanankılıç'ın sarayı kadar büyük ve ihtişamlı bir yapı yaptırmıştı. Eski elf kraliyet sarayı oldukça eskimişti. Bu nedenle Elf Kralı Tharen, Usta Mimar Beldean Tezkaya'dan büyük ve ihtişamlı diyarlarına yaraşır bir saray yapmasını istemişti. Beldean Tezkaya, yaklaşık on iki yıllık bir süreden sonra, yapıyı tamamlamıştı. Sarayın içinde tam bin oda vardı. Aslında daha büyük yapılabilirdi ancak Kral Theran, çökmek üzere olan eski saraydan hızla ayrılmak istediği için bu büyüklükle yetinmişlerdi.

Sarayın duvarları en kuvvetli cevherlerin taşla karıştırılması sonucu yapılmıştı. Duvarların yeşil renkli olması ise, doğaya olan bağlılıkları ve Tanrıça Leli'ye aşklarından dolayıydı. Elfler tanrıçalarını çok seviyordu. Çünkü Tanrıça, onları bu muazzam kıtaya getirmiş ve Brekil Ormanı'nı onlara hediye etmişti.

Neredeyse saray kadar büyük bir kaç yapı olsa da, hiçbiri bu devasa yapıya  tam olarak yetişemiyordu. Elf diyarında, hanlar oldukça önemliydi. Diğer diyarlardan daha az sayıda hanlara sahip olsalar da, elflerin hanları daha büyük, daha kaliteli ve daha sıcaktı. Diğer büyük yapılar ise, şehrin dört bir yanına yerleştirilmiş olan tapınaklar ve şehrin tam ortasındaki bankaydı. Geriye kalan yapılar genellikle küçüktü ve çoğunluğu evler kaplıyordu.

Keanexl, Dodeik ve Masline şehre girip, diyarın en büyük hanlarından biri olan, Devgözü Hanında konakladılar.

Şehir oldukça hareketliydi. Savaşın durmayan korkusu ve elflerin yaşam arzuları birbirleri ile durmadan savaşıyordu.

Sabah olduğunda, Keanexl hızla Dodeik'in odasının kapısını çaldı. İri yarı adam zorla da olsa uyandı ve ahşaptan yapılmış kapıyı açtı.

"Şehri araştırmalıyız," diye açıkladı Keanexl kapı açılır açılmaz. "Yüce Ağaç hakkında toplayabildiğimiz kadar bilgi toplamalıyız."

"Yataklar çok yumuşaktı," diye cevap verdi Dodeik uykulu gözlerle. "Daha vaktimiz var, biraz daha yatamaz mıyız?"

"Vaktimiz mi var?" diye sertçe bir soru yöneltti Keanexl, Dodeik'e. "İnsanlarımız, orklarla, druktelilerle, rukonlarla ve daha niceleriyle savaşıp ölüyor. Neden mi? Diyarımızı korumak ve yüceltmek için. Vaktimiz yok. Hızla yola koyulup, ağacı bulmak için elimizden geleni yapmalıyız."

Dodeik bu sözleri dinlerken,  kendine gelmişti. Gerçekten de vakitleri yoktu ve sırf uyumak için, birçok insanın ölmesini istemezdi. Hızla çelikten yapılma zırhını giydi ve kılıcını kuşandı. Ardından Keanexl'ın yanına indi.

Keanexl, handa oturmuş, birasını yudumluyordu. Bu sırada etrafını gözlüyor, bilgi bulması için ne yapması gerektiğini düşünüyordu. Sağ tarafındaki masalarda poker oynayan adamlar vardı. Sol tarafındakiler ise, biralarını içip, birbirleri ile tartışıyor, hatta bazıları dövüşüyordu.

Keanexl, elflerin özel içkisinden bir yudum daha aldı. Bu sırada Dodeik aşağı inmişti. Üstünde parlak ve gösterişli zırhı, elinde uzun kılıcı ve ayaklarında oldukça ses çıkaran çizmesi vardı. Keanexl'ın yanına doğru ilerledi. Çizmesi yere çarptıkça, insanlar dönüp ona bakıyordu. Birkaç adımın ardından, Keanexl'ın yanına ulaştı. İnsan ona oldukça öfkeli bir şekilde bakıyordu.

"Gerçekten," dedi Keanexl sessizce. "Aptal mısın?"

Dodeik neyi yanlış yaptığını anlamak için düşündü.

"Sence biz burada ne yapıyoruz? İlgiyi üzerimize mi çekmek istiyoruz? Yoksa gizli bir şekilde, Yüce Ağaç hakkında bilgi mi toplamaya çalışıyoruz?"

Yüce Ağaç: ArayışHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin