18. Bölüm

2.3K 170 11

Merhaba! Geç yazdıgim için özür dilerim. OYLARINIZI VE YORUMLARINIZI BEKLIYORUM. Keyifli okumalar:)

Wren, Riley ve masadaki herkes bize aval aval bakarken bana iki parmağıyla gel işareti yapıp arkasını dönen Carter'ın peşinden koşarak gittim.

Bir an kafeteryadaki herkesin gözü bizim üzerimizdeymiş gibi hissettim ama böyle bir şey olduğu yoktu.

Kafeteryanın, ağaçlık bir alana çıkan arka girişinden dışarı çıktığımızda hava kararmıştı ve gecenin ürpertici soğunu iliklerime kadar hissediyordum.

Koşsrak Carter'a yetişince ona bakmamaya büyük çaba göstererek kelimeleri zihnimde toparladım.

Lanet olsun.

Hayal kırıklığı bütün bedenimi paralıyordu ve sözcükler de boğazımda tıkanıp kalmıştı.
Bu kadar hayalperest olduğum için kendimden nefret ediyordum.

Ne bekliyordum ki baş başa romantik bir yemek falan mı yiyecektik.
Gerçekten çok aptaldım.

Derin bir nefes aldım ve ciğerlerime soğuk havayı doldurdum.

Sonra da ona bakmamaya çalışarak konuştum.

"Ne söyleyeceksen söyle." dedim sert bir sesle.

"Wren'in yanına dönmek istiyorum"

Tepkisinin ne olduğunu merak ettiğimde derin bir nefes alarak cesaretimi toplayıp yüzüne baktım.

Yüzü gerilmiş çenesinde de bir kas seyiriyordu.

Bu yüzü biliyordum. Evinin tellerini koparttığımda da yüzü bu haldeydi.

Anlayamıyordum.
Onu kızdıracak hiç bir şey de söylememiştim.

Carter nihayet bana sonsuzluk gibi gelen bie dakikanın sonunda sert sesiyle konuştu.

"O çocuk neden sürekli peşinde dolanıyor?"

Kaşlarımı çattım.

"Bu da ne demek?"

"Ne demek olduğu gayet açık değil mi?"

Sesini yükseltmesiyle usulca yerimden sıçradım.

Geri geri yürüdüğümü ve onun da üstüme yürüdüğünü ise ancak bir ağaca toslayınca fark edebildim.

Daha ben adımımı atamadan adeleli kollarını iki yanıma koyarak kaçmamı engelledi.

Kutsal iblis bebekler! Neden bunu yapıyordu? Neden sürekli bana karışıyordu? O benim neyimdi ki? Bunu yapmaya hiç bir hakkı yoktu.
Ve ben bunları düşünürken giderek sinirleniyordum.

En sonunda öfkem o kadar büyüdü ki içimden dolup taşmaya başladı. Akaşa'nın kanıma hücum ettiğini hissedebiliyordum.

Gözlerimi hemen sımsıkı yumdum.

Carter'a asla zarar vermem. Veremem. Tanrılar aşkına! Sakin olmalıyım.

"Gözlerini aç."
Carter'ın buyur eden sesini duyduğumda artık Akaşa'nın elektrikli çatırtılar halinde avcumu gıdıkladığını hissedebiliyordum.

Hayır, hayır. Lütfen benden bunu isteme, Carter lütfen...

"Aç gözlerini"

"Carter..." diye yalvardım. Bir yandan da Akaşa'yı bastırmaya çalışıyordun.

"Aç gözlerini, dedim." diye diretti.

"Yapamam!"

"Sakinleş ve hazır olduğunda gözlerini aç."

Melezin GölgesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!