8.İKİ DELİ (TEKRAR)

10.5K 678 105
                                    

Bölümü okuyamayanlar için tekrar yayınladık. İnşallah bu defa olur.

Açıklamayı uzun tutmayacağım. Biricik okuyucularım,ciğerlerim. Söz verdiğimiz gibi haftaiçi bölüm yayınladık,bu saate ancak yetişti. Kusura bakmayın.

Biz pek pop dinlemeyiz ama bir okuyucumuz bu şarkıyı kitaba uygun görmüş. Biz de onun için bu şarkıyı bölüm şarkısı yapalım dedik. Hem de gayet uydu 😄😄

Neyse bizden bu kadar,keyifli okumalar. Yorumlarda görüşmek üzere😘😘😘

~~~~~~~~~~~~~~~~

Reislik kimine göre havalı,kimine göre saçma,kimine göre ayrıcalık,kimine göre de sadece bir görev veya sorumluluktu. Alp içinse ülküsü uğrunda bir araçtı.

Askerleri düşünün. Mesleklerini vatan için yaparlar,çıktıkları her rütbeyi sadece vatana daha iyi hizmet edebilmek için bir araç olarak görürler. Aldıkları her emri sorgusuz sualsiz,milletinin refahı için yaparlar. Alp için de durum bundan farksızdı. Onun için reisliğin hiçbir önemi yoktu,ülküsüne daha iyi hizmet edebilmek için fırsat olması dışında.

O yüzden şimdi gerçek bir ülkücü,gerçek bir sebep sunarak "Alp sen bu iş için uygun değilsin,sen bırak senden daha iyi birini alacağız bu göreve."diyecek olsa tek kelime etmeden bırakırdı reisliği. Daha iyisi varken kendisini zaten o,uygun görmezdi.

Ama şimdi teşkilat için hiçbir şey yapmayan,ülküyü;ülkeyi Kürt'lerden temizlemek sanan,ülkeye hizmeti;kürt veya solcu birilerini dövmek sanan birkaç parazitin reisliğini sorgulamasını kaldıramıyordu.

Tam 2 haftadır;fısır fısır dönen dedikodular,ardından söylenen laflar haddini aşmıştı. O ve Yavuz seslerini çıkarmadıkça üyeler sınırı aşmış,coşmuş da coşmuştu. Başlarda onlar duymasın diye kısık sesle konuşanlar şimdi duymalarını umursamadan aynı ortamda yüksek sesle söyleniyorlardı.

Batak'ta her zamanki masasında Yavuz ile otururken masanın üzerindeki elleri içiçe geçmiş yumruk halindeydi. Yüzü sinirden kıpkırmızıyken kumral genç,onun patlama noktasında olduğunu bildiğinden tedirgin bakışlarla reisi süzüyordu. Sadece bardağı taşıracak son damlayı bekliyorlardı. Ne yazık ki o damla çok geçmeden sele neden olacaktı.

"Sınıfımızda sürekli kürtlüğüyle övünen bir köpek var. Neymiş efendim,kürtler her zaman bize haddimizi bildirirmiş."

Alp'lerin hemen iki masa ilerisinde yükselen sesin sahibi yüzünü onlara dönüp devam etmişti.

"İki hafta önce olsa ben ona haddi de hududu da gösterirdim. Ama şimdi öyle bir haldeyiz ki hiçbir kürde karışamıyoruz. İtibarımız yerle bir oldu."

Esmer genci,Alp tanıyordu. Tıp fakültesi 5.sınıf öğrencisi Fatih'ti. Önceki reisin köpekliğini yapmış,her boş kavgada bulunmuş boş adamın tekiydi. Kara gözleri,kara saçları ve orta boyuyla bi halta yaramazken kendini halt sanan biriydi.

Lafları Alp'in sessizce masasından kalkmasına neden olurken bunu fark eden sadece Yavuz'du. Heybetli vücudu kalabalık ve gürültülü ortamda usulca ilerlerken kumral genç yutkunarak olacakları izliyordu. Bunca yıllık dostluklarından öğrendiği bir şey varsa o da sessiz ve sinirli bu kurttan böyle anlarda uzak durması gerektiğiydi.

Reis 4 kişinin goygoya devam ettiği masada Fatih denen gencin yanıbaşında dikilip tek kelime etmeden saçına asıldı. Genç adam beklemediği acının etkisiyle saçlarını kurtarmak için Alp'in bileklerini tutmuştu. Küçük bir haykırış dudaklarından koparken saç dipleri gerilmiş genç saçlarının çekilmesinin de etkisiyle oturduğu sandalyeden bir miktar havalanmıştı.

YAKAMOZHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin