•Kelebeğin Kahramanı•

2K 162 541

•••Alıntıdır...
"Yoksuluz gecelerimiz çok kısa, dört nala sevişmek lazım."
•••

Sindirilmesi zor bir şaşkınlık gözlerimin içine tutunurken, nefes alımlık süreyi bile kendine tanımlayamayan beynim afallamışlığı tadıyordu. Kupkuru olan dudaklarımın arasından dökülemeyen nefes boğazımda duraklarken, kaskatı kesilen bedenime ince bir titreme dalgası ilişti. Birbiri ardına dizilen her kelime dilimin altına gömülürken, yıkık dökük bir tad damağıma yayıldı.

Kelebeğin kahramanı.

Görmüştü, yani gelmiş miydi? Tek bir gece sakladığım yerden çıkartıp yastığımın yanına koyduğum resmi görmesi, apaçık geldiğinin bir kanıtı olup ruhumu farklı bir kaos itti. Aklımdan geçenleri anlamış gibi gözleriyle onayladı beni.

Beklentiyle dolup taşan, heyecanın ve endişenin birbirine harmanlanıp, kavurulduğu gözlere baktım uzun uzun. Uzun kirpikleri, saniyelik bir kırpılmayı bile yasak bellerken, dalıp gittiğim derinlikten soyutlanmam gerektiğini düşünebildim sadece.

Titreyen parmaklarımı ısıran soğuk, Ares'in yanağında cana gelirken, uzanıp dokunduğum ten avucumun içine sıcağını usulca yaydı. Hafif uzayan sakallarının üzerine usulca gezinen elim, çene kemiğine ulaşırken, Ares hayran olduğum yüzünü avucumun içine yasladı.

Sertçe yutkunup, kuruyan dudaklarımı zamanı durdurmak, için araladım.

"Kelebeğin kahramanı..." Titreyen dudaklarımın arasından dökülen kelimeler, aldığım solukla canlandı. "En başından beri..." Verdiğim soluk, kalbimin atışını kelimelerime yansıttı. "...Sen zaten, kelebeğin kahramanısın Ares."

Gözlerimden gözlerine, sözlerinden sözlerime yansıyan her duygu, somut bir alevin ilk kıvılcımlarını bize usulca sundu.

Ares'in dolgun dudakları iki yana doğru kıvrılırken, son nefesim kendini onun gülüşüne astı. O güldükçe ölüyordum sanki. Gülümseyen dudaklarının arasından dökülen kelimeler, gerdanıma dolanıp, ruhumda ki düğümü açtı.

"O zaman bu yüzük artık parmağında olarak anlamını kazanmalı."

Dudaklarım iki yana kıvrılırken, baş parmağımla yüzünü hafifçe okşadım.

"Evet... Ama önce bende sana bir şey vermek istiyorum."

Ares gözlerimin içine, bir çok anlam yükleyebileceğim binbir duyguyla bakarken, elimi yüzünden çekip, gülüşümü yavaşça yüzümden sildim ve dudaklarımı araladım.

"Bu hediyemi, hem yaptıkların, hemde bundan sonra yapacakların için kabul et." Dedim ve yüzüne sağlam bir tokat attım. Ares'in yanağı sola doğru hafifçe savrulurken, kıkırdadım. İşte şimdi kendime geldiğimi hissediyordum. Üzerimden ağır bir ton kalkmıştı sanki.

Ares'in başı bana doğru dönerken, onun yüzüne beklenmedik şaşkınlık, benim yüzüme aldığım teklifin mutluluğu düştü.

Ares afallayan ifadesiyle ayağa kalkarken, yüzümde ki gülümsemeye düşen bakışlarıyla, kaşları hafifçe çatıldı. Yüzük takılı kar topunu avucunun içine sıkıştırırken, parmaklarıyla hafifçe yanağını ovuştururdu. Ardından kaşlarını düzeltip, kalın sesiyle konuştu.

"Hazel, şu yüzüğü tak da ondan sonra ağzıma sıç, valla kalbim ağzımda atıyo ya!"

Güldüm.

Ares'de güldü.

Elimi ona doğru uzatırken, neşenin hükümünü kazıdığı sesim döküldü dudaklarımdan.

DAĞILMIŞ (Tamamlandı)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!