↬Last Wish↫

714 106 40
                                        

Gece gözüne gram uyku girmeyen siyah saçlı genç uzandığı yatağından doğrularak pencereden içeri süzülen, daha yeni yeni doğmaya başlayan gün ışığına baktı. Başı uykusuzluktan çatlasa da gözlerini kapattığı anda diken batıyormuş gibi ağrıdığı için uykusuzluğu bahane etmiş, sabaha kadar yatağın boş kısmını izlemişti. İki gündür kız vazodan çıkmamıştı ve o gün kızı dışarıda bıraktığı için tekrar çağıracak yüz bulamıyordu.

Derin bir nefes alarak gerindi ve kollarını yatağa bırakıp, altlarının morardığına emin olduğu gözlerini tavana dikti. Bu davranışlar kesinlikle ona göre değildi. Resmen bir haftadır tanıdığı kız için depresyona girmişti. Hem de bir hafta önce varlığına bile inanmadığı, insan bile olmayan bir kız...

Saatin henüz erken olmasını umursamadan yatağında doğruldu ve üzerinde fosilleşen yorganı bir kenara çekip ayaklarını yataktan sarkıtarak soğuk zemine yerleştirdi. Ardından komidinin üzerinde duran telefonunu şarjdan çekerek açtı. Sessizde olduğu için telefonuna gelen bildirimleri ve aramaları ruhu duymamıştı. Mesajlara yüzeysel olarak göz gezdirerek, ağabeyinin bıraktığı sesli mesajı açtı.

"Kookie, annemizin doğum gününe iki gün kaldı ve sen hâlâ neredesin? Bir hafta önce Busan'a geleceğini söylemiştin. Ahh, üniversite için Seul'e gitmek sana hiç yaramadı. En kısa zamanda burada ol. Ayrıca geciktiğin için annemi çok endişelendirdin. Bunu telafi edebileceğin güzel bir hediyeyle gelsen iyi edersin."

Sıkıntıyla ofladı. Bildirimlerin ve mesajların hepsini silip rehberinde Jimin'in numarasını bularak aradı ve yataktan kalkıp ağır adımlarla pencerenin yanına ilerledi. Tahmin ettiği gibi, Jimin uyuyordu ve bu yüzden telefona cevap vermesi de gecikmişti. Buna rağmen telefon açıldı ve Jimin'in uykulu sesi kulaklarını doldurdu.

"Ahh, Kook. Bu saatte. Bir sorun mu var?"

"Hyung..." diye mırıldandı çatlak sesiyle.

"Efendim Kook." Genç adam pencereyi aralayarak temiz havayı içine çekti ve pencerenin kenarına oturup telefondaki hyungunu meraklandırmamak için konuşmaya başladı.

"Hyung benim biraz moralim bozuk. Yani, biraz değil aslında. İki gündür gözüme uyku girmiyor ve biriyle dertleşmek iyi gelir diye düşünmüştüm."

"Anlıyorum Kookie. Dinliyorum, devam et." Jimin'in anlayışlı davranması onu biraz olsun mutlu ederken kuruyan dudağını yalayarak devam etti.

"Bir kız var. Ama diğer kızlar gibi değil, biraz farklı bir kız. Nasıl anlatacağımı bilmiyorum ama... sanırım her şeyi kendi gözümden anlatsam daha iyi ifade edebilirim. Diğer insanlar onu benim gibi göremez çünkü."

"Ne demeye çalışıyorsun Kook. Mutant mı bu kız?"

"Hayır hyung. Bölme ve sadece dinle."

"Ah peki. Sen ben yokmuşum gibi davran." Başını pencerenin pervazına yaslayarak dışarıdaki, dingin şehir manzarasına dikti bakışlarını. Ardından bir haftada yaşadıklarını, şu anki hisleriyle harmanlayarak tamamen kendi gözünden anlatmaya başladı manzaraya döker gibi içini.

"Çok garip bir karşılaşma olsa da, ilk bakışında sanki kalbim durmuş gibi hissettim. Ya da o kadar hızlı atıyordu ki, yavaşlayan zihnim yetişemedi hızını algılamaya. Çok güzeldi. Başkası olsa onun eksiklerini görürdü eminim ki. Ama bence o kadar güzeldi ki, güzelliğinin çokluğu kusurlarını kapatsa da yine fazla geliyordu ona. Çok garip bir şekilde o günden sonra hayatımın merkezine yerleşti. Gözümü açar açmaz ilk onu görmeye alıştım, meraklı tavırlarına alıştım, sürekli soru sormasına, çekingen olsa da yeri geldiğinde hırçınlaşabilmesine, bir suçu olmasa da özür dileyebilecek kadar erdemli olmasına, beni güldürebilmesine, canım sıkkınken iki saniyede nedenini unutturabilmesine, bazen bilerek şaşkın gibi davranmasına alıştım. Her şeyiyle kısa sürede hayatıma bir oyuk açtı ve usulca oraya taşındı sanki. Ama ben ne yaptım? Kalbini kırdım onun. Bağırdım. Sonra da onun gibi özür dileyemedim. Gururuma yenildim. Şimdi ise ne kadar yakınımda olsa da bir o kadar uzak bana. Dokunamıyorum, göremiyorum, hissedemiyorum... Ne yapmalıyım hyung? Bana ne olduğunu bile bilmiyorum. Daha önce hiç hissetmediğim şeyleri hissettirdi bu kız bana. Bu yüzden nasıl davranmalıyım bilmiyorum. Ne demeliyim bilmiyorum. Ama hep yanımda kalsın istiyorum. Beni hiç bırakıp gitmesin istiyorum. Fakat o gidecek hyung. O gitmek istiyor. Gitmesine nasıl engel olabilirim? Kırdığım kalbini nasıl onarabilirim?" Manzarada kaybolurken tüm düşüncelerini dökmüştü olduğu gibi. Bu düşüncelerinin orada bir yerde yer edindiğinden bile habersizdi halbuki. Kendisi bile yeni fark ediyordu çoğu yeni ayrıntıyı.

❃21st Century Prince➟jjk ⊱Four Shot⊰❃Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin