↬First Wish↫

1.5K 105 28
                                        

Önündeki dükkanın cam kapısını yavaşça araladı siyah saçlı genç. Açılan kapının arkasında sanki onu bambaşka bir zaman dilimi karşılamıştı. Birkaç adım atarak tamamen içeriye girdi ve etrafını inceledi.

Küçük ama saniyesinde etkisi altına alan mekana, havada uçuşan küçük toz zerrecikleri bile ayrı bir gizem katıyordu. Kaç yılından kaldığını bilmediği çeşit çeşit antikalar bu atmosferin içinde büyüleyici ve sihirli görünmüştü gözüne. Sessizlik ise kelimelerle anlatılamayacak kadar huzur vermişti.

Bakışlarını eşyalardan köşedeki masada oturmuş, yıpranmış dalgalara sahip eski bir kitap okuyan, altmışına merdiven dayamış adama çevirdi. Burnunun ucuna düşmüş, küçük oval camları olan gözlüğünün üstünden baştan aşağı süzdü onu yaşlı adam. Bu soğuk duruşlu adamın karşısında ister istemez rahatsızca kımıldanmıştı ama adamın yüzünde birden oluşan samimi gülümseme içine su serpmişti.

"Hoş geldin evladım. Ne bakmıştın?" Siyah saçlarını karıştırarak etrafına bakındı ve tekrar masadaki adama döndü.

"Merhaba efendim. Anneme hediye bakmaya gelmiştim."

"Yardımcı olmamı ister misin?" Siyah saçlı olan başını olumsuz anlamda salladı, ilk izleniminin aksine sevecen olan adama karşı.

"Teşekkür ederim. Sanırım biraz gezineceğim." Yaşlı adam onaylayarak kitabına döndü ve yakın gözlüğü yardımıyla seçtiği cümleleri kaldığı yerden okumaya devam etti.

Rafların arasına doğru ilerleyerek gezmeye başladı genç. Dükkan küçük olmasının aksine bir çok antika ve eski eşyaya ev sahipliği yapıyordu. Hepsi de birbirinden güzel ve pahalı duruyordu. Ama hiçbiri aradığı ideal hediye kalıbına oturmuyordu sanki. Ona, buraya gelmesini Jimin önermişti ve aradığı şeyi burada kesin bulacağını söylemişti. Ne olursa olsun hyunguna güveniyordu. Aradığı şeyin kendisi bile ne olduğunu bilmediği halde...

Pahalı eşyalara dokunmaya korkarak uzaktan bakınmaya devam ederken küçük dükkanın içini tiz bir telefon sesi doldurdu. Genç ister istemez bu sesle başını yaşlı adama çevirmişti. Yaşlı adam, gence kısa bir bakış atıp oturduğu yeşil kadife minderli tahta sandalyeden kalkarak arkasında bulunan cam pencereli plastik sürgülü kapıyı açtı ve içeri girip kısa sürede gözden kayboldu. Siyah saçlı genç biraz olsun rahatlamıştı. İçeride başka birisi varken kendisini en kısa sürede bir şey almak zorunda gibi hissediyordu. Bu yüzden adamın gitmesi gerginliğini azaltmıştı.

Tekrar işlemeli ve süslü eşyalara döndüğü esnada fazlasıyla tozlu ve diğerlerine göre daha eski duran bir vazo çekti dikkatini. Kuytularda kalan vazoyu acuçlarının arasına alıp, dikkatli olmaya çalışarak incelemeye başladı. Dikkat ediyordu çünkü bu vazoya herhangi bir şey olması, ceplerinin boşalmasıyla sonuçlanırdı...

Vazonun üzerindeki, tozla kapandığı için okunmayan yazılardan alamadı bakışlarını. Kaşlarını çatarak çöktüğü yerden doğruldu ve vazoyu sarı ampulün ışığına tuttu. Fakat ne yaparsa yapsın okunmuyordu yazılar. Uzun kollu kazağının kolunu avuç içlerine kadar çekti ve yazıların olduğu yerdeki tozları ovarak silmeye çalıştı.

O an hiç beklemediği bir olay karşılamıştı onu. Elindeki vazo kendiliğinden titremeye başladı ve titreme şiddeti gittikçe arttı. Akabinde beyaz dumanlar yavaşça süzüldü dar boğazlı vazonun içinden. Siyah saçlı genç yanlış bir şey yapmanın telaşıyla geri çekildi. Elindeki vazonun kayıp yer çekimine eşlik etmesine de engel olamamıştı. Ama garip bir şekilde hızla yere inen vazo, zeminle arasında santimler kala yavaşlayarak bir tüymüşçesine havada süzüldü ve yumuşak bir şekilde iniş yaptı. İçinden çıkan dumanlar artarken, küçük dükkan kısa sürede bir sis bulutuna hapsolmuştu. Görüş açısı kapanan genç, refleks olarak nefesini tutarken kolunu kapalı gözlerinin üzerine örttü ve bir kaç adım daha uzaklaştı tuhaf vazodan.

❃21st Century Prince➟jjk ⊱Four Shot⊰❃Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin