60 "Affetmek"

63.1K 4.3K 841

ASYA

Yiğit sinirle bağırdı ve masaya sert bir tekme daha attı.

"Aşkım sakin ol ne olur!" Bana baktı ve ardından sinirle kolumdan tuttu.

"Ankara'ya dönüyoruz." Başımı salladım.

Korkuyordum...

Aylin daha çok gençti, ölmeyi asla hak etmiyordu. Ölmeyi hak edecek hiçbir şey yapmamıştı!

"A-Aylin?" Diye sordum çekinerek. "Ölmedi değil mi?" Yiğit yumruğunu sıktı.

"Ölse sence tepkim bu mu olurdu? Yıkılırdım Asya, ne olursa olsun kardeşim!" Doğruydu. "Şu anda yıkıldım ama eğer ölseydi..." Başını iki yana salladı.

Yavaşça ona sarıldım. Başım göğsüne geldiği için hızlanan kalp atışlarını duyabiliyordum.

"Ölmemiş çok şükür ki!" Yiğit'in gergin bedeni kasılıyordu.

"Aylin'in arkadaşı aradı beni. Onu görmeye gittiğinde kanlar içinde görmüş! Asya benim kardeşim kendini öldürmeye çalışmış!" Diye bağırmasıyla birlikte gözlerim dolarken zorlukla kendimi durdurdum.

"N-Neden?" Bunu neden yapmıştı ki?

"Allah kahretsin!" Dedi ve beni belimden tutup kenara çekti. "Neyse ki kız yetişmiş ve hastaneye götürmüş! Eğer daha fazla geç kalsaydı o belki de şimdi yaşamayacaktı!" Gözümden süzülen bir damla yaşı sildim.

"İtalya'ya gitmeyecek miyiz?" Yiğit bana baktı.

"Kız babamı zaten aramış! Babam özel uçakla İtalya'ya gitmiş ama bundan benim yeni haberim oluyor!" Sakinleşmesi için uzandım ve burnunun ucunu öptüm.

"Yiğit sakin olmalısın." Kaşlarını çattı.

"Sakin olamam!" Yiğit telefonunu çıkardı ve sinirle yatın içerisinde volta atmaya başladı. "Alo baba!" Kızgın sesiyle birlikte yutkundum. Bunu söyledikten sonra uzaklaştığı için ne söylediğini anlayamamıştım.

Aylin'e çok üzülmüştüm...

Yiğit yanıma geldiğinde kolumu tuttu.

"Nereye-" Kenardaki kabanı bana uzattığında hemen giydim.

Birden yeniden kolumu tuttu ve beni sürüklemeye başladı.

Arabanın yanına geldiğimizde hemen ön koltuğa bindim. O da arabaya bindiğinde gaza yüklendi.

"Nereye?" Diye yeniden sordum.

"Ankara." Başımı salladım. "Babam Aylin'i Ankara'ya getiriyor. Orada hastanede ilk müdahaleyi yapmışlar. Yanlarında iki tane doktor varmış, hemen dönmemiz gerekiyor!" Dedi.

"Arabayla mı gideceğiz?" Başını salladı.

"Şimdi uçak biletiyle uğraşamam, oraya varmamız çok sürmeyecektir." Kaşlarımı çattım.

"Eşyalarımız?" Dedim sorarcasına.

"Onları Mert sonra yollar, bir de onlarla uğraşıp vakit kaybedemem!" Yiğit'in birden gaza yüklenmesiyle birlikte hemen emniyet kemerimi taktım.

"Yiğit hamileyim ben!" Dedim uyarırcasına.

"Hiçbir şey olmayacak!" İnledim ve gözlerimi kapattım.

Korkuyordum!

***

Yiğit o kadar acele etmişti ki apar topar Ankara'ya gelmiştik.

Serseri Patronum Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!