Yanan canını gözyaşların soğutur mu ?

69 1 0

9 NİSAN

O gece hayatımın en berbat gecesi diyebiliriz. Yatağımda ölü gibi uzanıp gözyaşlarımı ve sümüklerimi her zaman ağlarken yanıma aldığım "ağlama tişörtü" adlı bez parçasına sümkürdüğüm sırada annemin odaya girişini gördüm. Ne olduğunu kısmen tahmin ediyordu zaten, daha sonrasında neler olacağını da. İnsanın sevdiği birini kaybetmesi o kadar acı ki. Acı kelimesi bile halt etmiş yanında. Canımı yakan o gecenin köründe canımın en iç kısmında olan kız kardeşimi almaya sokaklara döküldük. Evet giden her kimse canımı yakmıştı ama ona zarar verememişti. O gece, sabah olmak bilmedi. Kim bilir ya canımın acısı uyutmamıştı beni ya da verdiğim değerin karşılığının böylesine "iğrençce" olması. Ertesi sabah uyandığımda güneş yoktu, olması da beklenemezdi zaten. Giden biten şeylerin nesine güneş doğmuş ki bu zamana kadar ? O canımın yanması zaten güneşten daha çok kavuruyordu içimi. Ayrılık sonrası teselli çabalarınıza da tüküreyim ayrıca. "Geçer canım yaa sana erkek mi yok, bırak o kaybeder , ağlama değmez" miş miş. Ulan orda gözyaşlarımızdan önümüzü göremiyoruz şu dediğiniz şeylere bakın. Kimse de düşünmüyor "Ulan ben buna böyle diyorum da kızın ağlamaktan iflahı sikilmiş beni takmaz ki !" diye. Hadi öyle biri çıksın aha burda dişimi kırıcam yani.

Hissiz.Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!