Bölüm 51

3.6K 208 4
                                    

"Demir..." diye mırıldandı Neva. Genç adamın boynunu ısıtan nefesi ile huzursuz olmaya başlamıştı.

Karşılığı daha sıkı tutulmak oldu. "Birazcık daha, ne olur..." diyordu genç adam.

Neva gözlerini yakan yaşlara rağmen kendini gülümserken buldu. "Daha biraz önce de aynı şeyi söylememiş miydin sen?"

"Hımm..." derken kısacık güldü genç adam. "Öyle mi? Anesteziden olsa gerek pek net hatırlayamıyorum da..."

Neva farkında olmadan iç geçirdi. "Demek öyle..." dedi eğlenen bir sesle. "Günün kahramanı sonunda pes etti yani..."

"Etmedim..." diye homurdandı Demir. "Hem söylediğin gibi kahraman filan da değilim. Sadece karısına zamanında ulaşabildiği için şükreden sıradan bir adamım ben. Ve sana böyle sarılmak da çok iyi geliyor... Ağrım azalıyor sanki."

Genç adamın boğuk sesi o kadar keyifli çıkıyordu ki bir süre karşılık vermeye cesaret edemedi Neva. Yine de bu kadar kolay kanmaya niyeti yoktu. "Çok büyük bir tehlike atlattığın doğru ama durumdan bu şekilde faydalanman da pek hoş değil Demir."

Genç adam hafifçe kıpırdandı. Sıcak nefesi kulağının hemen arkasını ısıtınca istemeden de olsa ürpermişti Neva. Bu aşırı bir heyecanla çarpan kalbi için dayanılamayacak derecede fazlaydı. Farkında bile olmadan "Demir..." diye sızlandı.

Demir kıkır kıkır güldü. "Hiç de bile..." derken sesi de nefesi kadar sıcaktı. Sıkıca sardığı ince bedenin bir anda gerildiğini fark ettiğinde ise mest olmuştu. "Böyle küçük oyunlara ihtiyacım yok." diye mırıldandı kendinden emin bir sesle. "Beni daha iyi tanıdığını düşünmüştüm."

"Bal gibi de oynuyorsun." dedi inatla Neva. "Yarana zarar gelmeyeceğini düşünsem ne yapacağımı çok iyi biliyorum ama..." Demir birden " Oğlumu özledim..." diye fısıldayınca devamını getiremedi genç kadın.

Demir'in biraz daha zaman kazanmak için öyle söylediğini biliyordu. Ama bunu bilmek Emir'i gerçekten özlediği gerçeğini de değiştirmiyordu ne yazık ki. Çünkü kendisi de bir süre önce unuttuğu için hala suçluluk hissetmesine rağmen oğlunu çok özlemişti.

"Emir gayet iyi durumda..." dedi sesi titrerken. "Mışıl mışıl uyuyormuş."

"Endişelenmeyelim diye öyle demişlerdir... Oğlanın bizi beklediğinden adım gibi eminim..." Huysuz bir nefes verirken başını iyice yaklaşacak şekilde yeniden oynattı genç adam. Neva boynundan belkemiğine doğru yıldırım hızıyla akan yakıcı alevle irkildi birden. Bir an önce bu işe son vermezse ne olacağını kestirecek hali bile kalmamıştı. Sanki keskin bir kılıcın üstünde yürümeye çalışır gibi hissediyordu.

"Demir..." diye uyardı boğuk bir sesle. "Uzanırsan daha iyi olacak bence. Bu şekilde..." Genç adam sanki karısının kokusunu içine çekermiş gibi derin derin nefes alınca sesi titreyerek söndü. Devam edecek cesareti kalmamıştı. Ağzını açarsa çığlık çığlığa bağıracağından ya da daha da kötüsü yanlış şeyler söylemeye başlayacağından korkuyordu. Boğazında gümbürdeyen kalbi esas duruşa geçmiş, aklına ihanet etmek için uygun bir fırsat beklemeye başlamıştı bile.

"Bence de..." dedi uysal bir kabullenişle Demir. Neva şaşırarak başını genç adama dönmek istedi. Ancak ısrarla tutmaya devam eden el biraz daha sıkılaşınca başaramadı genç kadın. "Uzanıp dinlenelim... İkimiz birlikte... Ne dersin?"

Neva bezginlikle oflayınca kıkır kıkır güldü Demir. Genç kadın karşılık vermemişti ancak iyice gerilen bedeni sabrının sonuna geldiğini olduğu gibi belli ediyordu. Sessizce iç çeken Demir gönülsüz bir tavırla da olsa geri çekilmek zorunda kaldı. Karısına böyle sarılmayalı uzun bir zaman olmuştu ve henüz sıcaklığından vaz geçmek istemiyordu. Ama inat edip şansını da daha fazla zorlayamazdı. Bu kadarı bile sürpriz olmuştu aslında.

Soğuk Ateş - Neva (Tamamlandı)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin