Bölüm 14: Sonsuz Karanlığa

41 4 0

"Bu saçma şeyle neden vakit öldürüyorsunuz?" diye sordu Fazzen, yüzünde büyük bir öfke vardı. "Onu şimdiye kadar yüzlerce kez öldürebilirdiniz."

"Sıkıntıdan ölüyoruz, Fazzen." dedi Humat, tehditkar bir şekilde. "Ve sen bizim oyuncağımızı elimizden aldın."

"Halen yaşıyor."

"Öldürmedin mi?"

"Hayır, sahip olduğu sonsuzluk özünün gücünü ve seviyesini görmek istiyorum. Brotah ta bile onlarca öz olmasına rağmen nedense bu yaratığın sahip olduğu öz çok ilgimi çekti. Onda bir şey seziyorum."

"Ne seziyorsunuz," dedi ejderha önlerine iniş yaparken, "Tanrı."

"Özünün gücünü şimdiye anlamış olmalısın. Yediğin meyveler tüm duyularını geliştirdi."

"Anlıyorum ancak bunu sizlere söyleme niyetinde değilim, üzgünüm ancak şimdi gidiyorum."

Fazzen büyük bir kahkaha attı.

"Zaman özü değil mi?"

"Bunu nasıl bildiniz?"

"Ben senin tanrınım ve her şeyi bilirim. Şimdi git yaratık. Git ve sonsuz karanlığı keşfet ancak karanlıktan ve kötülükten başka bir şey bulamayacaksın."

Fazzen sözlerini bitirirken, Ejderha gücünün kullanmış ve çoktan sonsuz karanlığa yol almıştı. "

Keanexl kağıtları yanına koydu ve gözlerini kapadı.

"Hadi, gelin." dedi Masline önden koşarken. Uzun sarı saçları sallanırken arada bir sivri kulakları gözüküyordu. "Burada çok eğlenceli bir elf oyunu var. Sizinle oynamak istiyorum."

"Zamanımız yok, başkente gitmemiz gerek," dedi Keanexl. "Hem sende bizimle gelmelisin. Bizimle birlikte bu yolculuğa katılırsan, güçlenebilirsin."
Keanexl bu cümleleri söylerken, aklından özü geçiriyordu. O şeyi öğrenmeliydi. Belki de ağaçtan bile daha fazla işlerine yarayabilirdi.

"Zaten bende sizinle gelmeyi planlıyordum ama bu oyunu oynamadan hiçbir yere gitmeyiz."

Keanexl ve Dodeik istemeye istemeye elf kadının peşinden panayıra gittiler. Bu koca şehrin merkezinde, yılda bir kez kurulan panayırlardan birine şans eseri yetişmişlerdi. Şehrin ahşaptan yapılma evleri, durmadan Tanrıça Leli'ye dua eden yaşlıları ve çiçek kokusu atmosferi muazzam bir hale getiriyordu. Oyunun önüne geldiklerinde, elflerin sırayla keskin bir bıçağı yaklaşık altmış metre uzaktaki, bir kuş kadar küçük hedefe fırlatmaya çalıştıklarını, gördüler.

"Gerçek oyun bu değil ama bunu geçmeden ona gidemeyiz," dedi Masline heyecan dolu bir şekilde. Ardından iki insanı alıp, onlarla sıraya girdi.

Sıra Masline'e gelene kadar sadece üç kişi başarmıştı. Masline küçük bıçağı rahatça eline aldı ve rüzgarı hesapladı. Sağ ayağını öne çıkardı ve belini biraz büktü. Artık hazırdı, kolunu hızla geriye çekti ve aynı hızla ileri doğru salladı o sırada bıçağı elinden bırakmıştı. Havada süzülen bıçak, hedefi delmeyi başarmıştı.

Masline büyük bir tebessümle kazananlar tarafına geçti. Sıra Dodeik'e gelmişti. Koca cüsseye sahip adam, böyle şeyleri her zaman alıştırma olarak yapardı. Daha iyi bir asker olmak için kendini hep eğitirdi. Kendini Masline ile aynı pozisyona soktu ve bıçağı hedefine isabet ettirdi. Ardından Masline'in yanına gitti.

Keanexl neden böyle bir şey yaptıklarını anlamamıştı. Gereksiz yere vakit kaybediyorlardı. Ancak bu oyun ona da cazip gelmişti. Bıçağı aldı ve hiçbir hareket yapmadan fırlattı. Bıçak havada süzülürken ise kazananların tarafına doğru yürümeye başladı. Masline ve Dodeik büyülenmiş bir şekilde bıçağı izliyorlardı. Havaya doğru fırlatılan bu bıçak, gökyüzünden düşmeye başlamıştı. Keanexl, yanlarına yetiştiğinde ise hedefin tam üstüne saplanmıştı.

Yüce Ağaç: ArayışBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!