you will save me

132 14 13


Cas ve Dean mutfağı birlikte topladılar. Cas Dean'le geçirdiği zamandan gitgide daha çok zevk alıyordu. Tüm bunların bir plan olarak başladığını biliyordu ama elinde değildi, olaylara Dean yönünden baktığında bazı konularda ona hak vermekten kendini alıkoyamıyordu.

İşleri tamamen bittiğinde Dean "Yukarı çıkalım," dedi. "Sana şarkı söylemek istiyorum. "

Cas kaşlarını kaldırarak sordu: "Demek sesin güzel?"

"Eh işte." Dean omuz silkti. Ardından Cas'in elinden tutup onu yukarı çıkardı. Birlikte yatağa uzandılar. Cas yine başını avcısının göğsüne dayadı, Dean yine kurbanına sarıldı.

"İlk tanıştığımız zamanı hatırlıyor musun?" diye sordu Cas, aklına gelen anıya gülümseyerek.

Dean "Tabiki" dedi. "Nefes nefese gelmiş ve hemen bir kahve istediğini söylemiştin. Tabi ben senin mavilerinde kaybolmuştum o sırada."

"Benimde pek kendimde olduğum söylenemezdi," diyerek bir itirafta bulundu Cas. Bunu ilk defa sesli dile getiriyordu. Evet, tüm bu seri katil olayından önce Dean'den hoşlanmıştı. Hep oraya gitmesinin sebebi de buydu.

"Farklı olduğunu ilk görüşte anlamıştım" dedi Dean. "Sen özelsin Castiel. Benim gerçek ruh eşim sensin."

Cas ses etmedi ama içten içe söylediklerinde dürüst olmasını istedi. Ve üzülerek farketti ki, yaptığı plan saçmalıktan başka bir şey değildi. Sadece duygularını ifade etme şekliydi, bunu plan olarak düşünüp kendini avutmuştu sadece.
Ne kadar da zayıftı. Ne kadar da çaresiz. Avcısına aşık olan bir kurbandı.

Gözlerinin dolduğunu hissetti. Çünkü biliyordu, birlikte olma ihtimalleri yoktu. Öleceklerdi, ikiside.

"Şarkı söyle," dedi çatallı çıkan sesiyle. "Duymak istiyorum."

Dean kısık sesiyle söylemeye başladı, Cas'in kulağına yaklaşarak.

I'm so tired of being here suppressed by all my childish fears
Burada, çocukça korkularım tarafından bastırılmış halde bulunmaktan çok yoruldum

And if you have to leave
Ve eğer gitmek zorundaysan

I wish that you would just leave
Hemen gitmeni dilerim

Cause your presence still lingers here
Çünkü varlığının hala burada oyalanıyor(takılıp kalıyor)

And it won't leave me alone
Ve beni yalnız bırakmayacak

These wounds won't seem to heal
Bu yaralar iyileşecek gibi gözükmüyor.

This pain is just too real
Bu acı fazla gerçek

There's just too much that time cannot erase
Zamanın silemediği çok fazla şey var

Dean sustuğunda, ağlıyor olduğunu anladım. Sesi o kadar duygu yüklüydü ki. Neler yaşadığını tahmin bile edemezdim. Bende yapabileceğim tek şeyi yaptım.

"Yanındayım" dedim. "Seni terketmeyeceğim, tüm acıları tek başına üstlenmek zorunda değilsin."

"Biliyorum." Beni tutuşu daha da sıkılaştı. "Benim kurtuluşumsun, Cas. Ne zaman bilmiyorum ama, beni kurtaracaksın."

Ne dediğini pek anlamasam da başımla onayladım. Evet, onu kurtarmanın bir yolu varsa bunu kesinlikle yapacaktım.

serial killer//destielBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!