Yüzümü gömdüm kaçarken, örtündüm. Neyden kaçıyordum? Nedendi bu örtünme amacım? Yüzümü mü, ruhumu mu saklıyordum? Ya da saklamaktan ziyade sakınmak mıydı bu? Yüzümü çirkinliklere gömdüm, çünkü çirkindim, sivilceler, siyah noktalar, çarpık kentleşme mağduru dişler, gülemeyen gözler, ağlayamayan dudaklar. Örtünmem şarttı, kendisini kaybederdi insan bu ağır ve yoğun maskenin altında, kendimi kaybederdim, hem de öyle şiddetli olurduki bu, yeminlerim olsun kana toprağa, ulaşamazdım bir daha.
"Pardon neye ulaşamazdın, kaçırdım orayı tatlım."
Boş ver onu, anımsaması zor iki saniye öncesinin duygusunu telaşını. Kaçtığım sizdi, örtündüğüm sizdi. Yavaş düşünür geç anlardım ama bilir misin geçen zaman içinde bir sanat yarattım kendime. Dövüş sanatı, savunma sanatı. İnsanlar edebiyat diyor, ama bu sadece dövüş sanatı. Yavaş düşünüp güç anlamanın basit sanatı. Sizden kaçtım hep! Ne gelse sizden geldi çünkü, ben fani doğmadım. Anlama bu dediklerimi ben egoistin tekiyim diye. Değilim vallaha. Ama ne gelse sizden geldi be. Ben insan doğdum belki ama ruhum insan doğmadı. Kimsenin ruhu insan doğmaz. Hepimiz siyahız beyazız, hepimizin dudağımızın yanında kolumuzun altında elbet, bak elbet bir beni vardır.
"Yok bende."
Anlamıyorsun. Hepimiz bir bedenle doğduk, soyuldu, kesildi, işkence edildi, okşandı bu bedenler. Hepimiz insan doğduk sonunda, sen de ki ona Allah'ın işi. Ama bu ruh kimsede aynı değil. Bu ruh yanan mumun birikmiş suyu gibi. Mum soğudukça ruh da insana dönüşüyor. Hepimiz insan doğduk ama bir o kadar da sonradan insanlaştık be.
"Elindekini bırak Neslihan, şakası yok bak bunun"
Sen dur hele, bir dinle bak. Ne diyordum.
Ha, hepimiz insanlaştık falan. Ben de sizi örtündüm bütün bu suratıma. Çünkü, insanların bir huyu vardır, fıtratından gelir de sen ona: insan her şeyi eleştirir, sever, söver. Bir kendi çirkinliklerine koyamaz bilir misin? Ben de sizi ve kusmuklarınızı giydim. Midemdeki asiti yükseltecek kadar yoğun ve kanımı bozacak kadar ağır çirkinliklerinizi. Neydi soru, başa dönelim hele. Kimden kaçtım? Sizden, diye cevap verdik ona. Size örtündüm falan, ikinci soru da tamam.
"Neslihan, sana kahveni koyayım, bir sakinleş, sağlıklı düşünemiyorsun canımın içi."
Hah üçüncü soru! Aferin kız, oldun olalı bir şeye yaradın, ben neyden kaçtım bilemiyorum ama kaçarken bir sağlıklı olmaya ulaşamadım anasını satayım. Yok yani, hiç ulaşmayıdüşünme- ki sen de o tipi de göremedim ama- yani düşünme hiç, cık. Olmuyor o işler öyle. Ben şikedir, hiledir, modern insan sorunu sanardım, bak şu Allah'ın işine gitmesin, az dönmüyor yoluna giden sokaklarda. Pulsuz sefasız benim çektiklerimi görüyor musun? Kayıp oldum, çıkmaz sokağı birine vardım, her gece rüyalarımda sokağın ucundaki sokak lambasına bakıyorum. Yürüyemiyorum ama ayaklarım gitmiyor.
Yoksa hissediyorum mumum ne denli yanıyor. Alev alevim be. Biraz evvel seni bizde kahveye davet ederken çaktı fikir aklıma, dedim ulan bu muydu kalbimi kemiren cevap. Sanırım sahiden de dediğiniz gibi oynattım. Kulaklarımı açtım, şimdi her şey daha temiz, duru. Bir saat duyuyorum, bir nehir sesi. Şu şehrin ambulansları çok uzakta artık. Sokak lambası var ya şu bahsettiğim, hah onu duyuyorum artık. Kes ipini diyor, aklıma şu komedyen gelmiyor değil, kesin ip var amınakoyim diyip az güldürmemişti. Neyse işte, o ipi keseceğim ayaklarıma bağlı olanını. Sonra ışığa gideceğim. Arzuluyorum, bir şeyi bu kadar büyük bir heyecanla, sevinçle arzulamam sence de garip değil mi? Gözlerimden akan bu yaşlar bu bedenin sonu için değil, sönmeyecek mumum için. İradesizce mutluyum, hadsizce. Bilinçsiz bir ergen gibi.
"Canım yarın öğle ertesi arayacağım seni, kendine gel, camı kapat, elindeki makası bırak, açık da bırakma, uğursuzluk getirir derler. Öptüm, iyi geceler kuzum."
( Kapı açıldı, kapandı. Odada sadece neslihan ve makası kaldı. )
( Neslihan ağzının ucunda kalan son kelimelere üzüldü, yutkundu. Kapalı makasa baktı bir, balkona gitti, yarımadaya baktı, derin bir nefes aldı, hıçkırdı son kez, ve makası açtı. )
( Makas yere, Neslihan ışığa düştü. Özgürdü, artık. )
ght
ŞİMDİ OKUDUĞUN
çıkmaz sokak & sokak lambası & makas
Short StoryMakas yere, Neslihan ışığa düştü. Özgürdü, artık.
