•Dokunmak•

2.3K 186 487

•••Alıntıdır

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

•••Alıntıdır...
"İçimde dağılan bir şeyler var. Toparlayamadığım bir şeyler. Tükendiğimi hissediyorum."
•••

Varlığına inandığım umudun her zaman iyileştirmediğini acı bir şekilde öğrendim. Umut bazen daha da kanatırdı. Kanadıkça kanar, dolaşımını saran kan, tükenirdi.

Kalp kururdu, dururdu.

Belime doğru uzanan siyah saçlarımın sırtımda hissettirdiği huzursuz kaşıntıyı engellemek için sağ avucuma topladım saçlarımı ve omuzun üzerine doğru bıraktım. Ayna da beliren yansımama acıyarak baktığım kaçıncı dakikaydı bu bilmiyordum. Mavi gözlerimin harelerine yerleşen hayal kırıklıklarının etrafını kırmızı ince çizgiler sarmıştı ve vücudum bir eroinmanın vücudu gibi çökmüş, zayıflamıştı.

Kollarımda değil, ruhum da delikler vardı.

Elimi usulca kaldırıp ayna da ki yansımamın yüzüne dokundum. Göz çukurlarına biriken yaşları baş parmağımın ucuyla sildim. Silinmedi. Aksine, orada küçük bir göl oluştu ve ruhum o küçük su birikintisinde boğuldu.

Ölü bir beden nasıl nefeslerini toprağa bağışlıyorsa, benimde ruhum soluklarını karanlığa bağışladı.

Bu kaçıncı yıkımdı, enkazında toza toprağa karıştığım bilmiyordum.

Parmaklarımla üzerimde ki toprağı kazıyordum, ellerim acıyordu, kalbim acıyordu, tırnak uçlarım, saç uçlarım bile acıyordu.

Acıyordum. Yine. Aynı yerlerimden.

Acımdan öpen dudakların, dişlerini şah damarıma bastıracağını nereden bilebilirdim? Kanımı değil, ruhumu emmişti. Ruhsuzdum artık, boştum, bomboştum.

Kulaklarıma aşinası olduğum ses dolmaya başladığın da, elimi aynadan ayırdım ve parmak uçlarımı avucumun içine gömerek bir adım geri attım. Gözlerim ayna da ki yansımamdan sıyrılmak istemezcesine takılı kalırken, kendimi daha önce bu kadar acınası hissetmediğimi bir kez daha anladım.

Geri geri giden adımlarımı ısrarlı telefon melodisiyle önüme doğru çevirirken, göz kapaklarımı usulca kapatıp açtım. Başımı eğerken, sıyrıldığım görüntüm zihnime kazınmıştı.

Bitik bir haldeydim. Kelimenin tam anlamıyla bitmiştim.

Telaşsız adımlarımla, komidinin üzerinde duran telefonu elime alarak, kısaca arayana baktıktan sonra kapanmak üzereyken açıp yanıtladım.

"Buyur avukat."

"İyi günler Hazel hanım."

Sessiz kalıp devam etmesini bekledim.

"Bugün saat 1'de yöneticilerle toplantınız var."

"Bunun acelesi var mıydı?" Diyerek soğuk bir sesle terslendiğim de avukat savunmaya geçti.

DAĞILMIŞ (Tamamlandı)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!