°Bölüm Üç。

1.5K 150 32

〜'вöℓüм üç: cєναρ'대답

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


'вöℓüм üç: cєναρ'
대답

Jungkook

Kapı çok büyük bir gürültüyle çaldığında irkildim. Yayıldığım yataktan hızla doğrulup kapıya koştum. Bambam, beni havaalanına bırakmak için gelmiş olmalıydı.

Kapıyı bir telaşla açtığımda aniden üzerime sıçrayıp beni omuzlarımdan sarsmaya başladı.

"Senin uçağın kaçtaydı Jungkook?!"

Beynim dönerken cevapladım onu, "S-saat 6'da. Neden ki?"

Omuzlarımı sarsmayı bıraktı ve gözlerini fal taşı gibi açıp dudaklarını kıpırdattı, "Senin uçağın saat 4'e alındı Jungkook!! SANA MESAJ GELMİŞ OLMALIYDI!! Görmedin mi?!"

"Hayır, telefonumun şarjı bit- BİR DAKİKA SEN CİDDİ MİSİN?!"

"Evet. Çabuk ol! Sadece yarım saat kaldı. Bavulun hazır mı?!"

"H-hazır!" Dedim kapının hemen yanındaki bavulu gösterirken. Hala şoktaydım ve üzerimi değiştirmeye vaktim yoktu. Aceleyle üzerime bir kaban geçirip telefonumu da aldıktan sonra Bambam'ı takip ederek evden çıktım.

"Tanrım! Geç kalacağız diye çok korktum." Derin bir nefes alıp verdikten sonra kıpırdattı dudaklarını Bambam.

"Neyse. Tam zamanında gelmişsin beni almaya."

Ellerini saçlarına daldırdı ve karıştırdıktan sonra çok sesli olmayan bir çığlık attı. "Bu kadar ciddiye almana gerek yok Bambam. Amcamın beni anlayışla-"

"Kes sesini Jungkook!! Bu sadece stresini yatıştırmaya çalışmak olmuyor mu?! Amcanın ne kadar aksi bir herif olduğunu sen de biliyorsun. Özellikle de... seni böyle bir durum için çağırdıysa." Sonlara doğru sesi kısılmıştı.

Aslında haklıydı Bambam. Sadece stresimi yatıştırıyor ama aslında ondan ölesiye korkuyordum. Amcamın bir hedefi vardı. Benden her ne kadar nefret etse de şirketi bana devretmek ve Jeon Şirketler Grubu'nun batmamasını sağlamak. Oğullarına da pek güvenmediğinden bana vermeye çalıştığı bu büyük göreve olan ilk adımını, beni evlendirerek atmayı planlıyor. Ben henüz okula giderken hem de...

"Amcan randevuyu hazırlamış olmalı çoktan."

Şaşkınlıkla Bambam'a döndüm. Kaşlarım duyduğum kelimeler ile çatılmış, gözüm seğirmeye başlamıştı. "Bambam, ben sana o randevuyu kabul etmeyeceğimi söylemedim mi?"

"Söyledin ama en azından bir defa görüşmek zorundasın Jungkook. Sadece amcanın sinirleri için yap bunu." Yola bakıyorken konuştu.

"Aha! Geldik!! Saat kaç?"

Kolumdaki dijital saate bakıp cevapladım onu, "3.56" Bana doğru olan ani dönüşü ile beraber bağırmaya başladı, "NE DURUYORSUN O ZAMAN?! ÇABUK OL BİRAZ!!"

Bagajdan valizi aldıktan sonra ne hızla içeri girip, ne hızla kontrollerden geçip sonrasında ise ne hızla uçağa bindiğim hakkında hiçbir fikrim yoktu.

Uçaktan indikten hemen sonra bindiğim lüks araçta bir yandan keyfime bakarken diğer yandan da Jimin hyunga mesaj atıyordum.

Kookie: Nasılsın hyung?

Umarım bana kırılmamışsındır.

Parkjm: Afedersiniz, tanımadım. Siz kimsiniz?

Kookie: Hyung, bu hiç komik değil.

Parkjm: Ciddiyim.

Sizi tanımıyorum.

Kookie: Hala inanmıyorum hyung.

Parkjm: Kendinizi tanıtır mısınız?

Aksi takdirde engellemek zorunda kalacağım.

Kookie: Niyetin beni ağlatmak mı hyung?

Parkjm: Ne?!

Dur bir saniye!

Kook, sadece şaka yaptım.

Ağlamıyorsun, değil mi?!

Kookie: Hayır, ama çok yakındı.

Yüzüme bir gülümseme yayılırken yazdım mesajı. Kaşınmıştı. Ne yapayım yani?

Parkjm: Oh, rahatladım.

Benim yüzümden ağlaman, istediğim en son şey bile değil.

Peki... sen bana ne diyecektin?

Kookie: Busan'a vardığında bana haber ver demiştin. Unuttun mu?

Parkjm: Ah! Doğru ya. Hatırladım şimdi.

Yolculuk güzel geçti mi?

Kookie: Tahminimden daha iyiydi.

Parkjm: Taciz eden falan olduysa gizleme Kookie.

Kookie: Öyle bir şey olmadı hyung!

Saçmalama.

Parkjm: Tamam o zaman.

Kookie: Hyung... sana çok önemli bir sorum var.

Parkjm: Okuyorum.

Kookie: Eğer ben...

Parkjm: Eğer sen?

Kookie: Geçerli bir nedenden dolayı...

Parkjm: Ne söyleyeceksen direkt söyle Jungkook.

Böyle şeylerin sinirlerimi bozduğunu biliyor olmalısın.

Ona göre söylemesi kolaydı tabii. Sonuçta böyle bir duruma hiç düşmemişti. Aile arasındaki kavgalara karışmanın veya zorla evlendirilmenin ne demek olduğunu bilmiyordu.

Kookie: Eğer ben Busan'dayken evlenirsem bana destek olur musun?

Titreyen ellerim ile kullanmaya çalıştığım klavyedeki işim bittiğinde derin bir nefes aldım. Telefonu kapatıp cebime koydum. Vereceği cevabı şu anda görmeyi istemiyordum.

Piercing Hole 「P.JM & J.JK」 (Düzenleniyor)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!