Bölüm 13: Tanrıların Dehşeti Mar'Ank

44 6 0

Keanexl odasına çıktığı gibi kapısını kilitledi ve yatağına uzandı. Sayfaları yanına bıraktığı gibi gözlerini kapadı. Uykusu geliyordu ama sayfaları da incelemeliydi. Gözlerini zorla açtı, ilk kağıdı en alta koydu ve diğer kağıdı eline aldı.

"Ejderha hakkında elimizde çok az bilgi var. Ejderha'nın adının Mar'Ank olduğunu biliyoruz. Mar'Ank diğer ejderhalardan kat kat güçlü. Bunun nedeni bazı tanrıların güçlerini birleştirerek onu yaratması. Bilginlerden birinden Mar'Ank efsanesini yazmasını istedim çünkü bu efsane Yüce Ağaç ile doğrudan ilişkili.

Tanrılar, son bir kez daha aralarında anlaştı. Dünyaya verdikleri bu muazzam hediyeden sonra, onlara bir dehşet vermeye karar verdiler. Böylece eşitlik sağlanabilecekti. Neredeyse hepsi dünyaya indi, Sadece Leli ve Okber bu karara karşı çıktı ve yardım etmedi. Tanrılar, dünyanın tepesine çökecek olan bulutu yaratmak için uzun bir süre düşündüler, zaman onlara etki etmiyordu ancak, dünya git gide değişiyordu, bu değişimler onların fikirlerini git gide şekillendiriyordu, en sonunda Humat bir kuşu yanına çağırdı, "Bu kuşu güçlendirin," dedi. Diğer Tanrılar, "Bir kuş güçlü olsa bile ne yapabilir ki?" diye sordu. Humat, "O Sadece bir kuş olmayacak, sadece söylediğimi yapın" diye cevap verdi. Tanrılar, kuşu o kadar güçlendirdi ki, o küçük kanatlarını bir kere çırpmasıyla, dağlar tuzla buz olabilirdi. Bir ötüşü, herkesi sağır edebilirdi. Humat, kuşa bir şey yapmamasını emretti, sonrasında, yanına bir timsah çağırdı. Yine Tanrılardan bu hayvanı güçlendirmelerini istedi, hep birlikte bu hayvana muhteşem bir güç verdiler. Sonrasında ise Humat, Rukonlar'ın Tanrısı Ralfamor'u yanına çağırdı, "Bunları en iyi şekilde birleştir, Ralfamor," dedi. Ralfamor, timsahın, dişleri ve derisini, kuşla birleştirdi, bu küçük kuş artık, bir canavara benziyordu, küçücük cüssesinde koca ve güçlü bir ağzı ve korkutucu bir derisi vardı. Humat, "Bu yaratık artık eşitliği sağlayabilir," dedi. Undalar'ın Tanrısı Farf, "Bu yaratık iğrenç gözüküyor, bunu biraz güzelleştireceğim" diye haykırdı. Sonra ise, yaratığı büyüttü, yaratığın, kanatları bir dağ boyutuna ulaştığında, artık kuşa hiç benzememeye başlamıştı. Humat büyük bir kahkaha atarak, "Onu daha çirkin yaptın," dedi.

Farf, "Şimdi çok güzel olacak," dedi ve yaratığa bir özellik daha ekledi. Yaratık, ağzını açtığında, alevler etrafı sardı, soğuk kış, birden yaza döndü. Karlar eridi, bulutlar geri çekildi. Farf büyük bir kahkaha attı. Sonrasında ise, "Gitme vaktimiz geldi," diye bağırdı.

Yaratık yalnız kaldığında, uzun bir süre boyunca yerinde kaldı. Acıkmaya başlayınca, yiyecek aramaya koyuldu. Kısa bir süre, gökyüzünde dolandı, onu gören her canlı, gecenin geldiğini sanıyordu, koca bedeni güneşi kolayca kapıyordu. Bir koyun sürüsü gördüğü zaman, üstlerine çöktü. tek bir lokmada, onlarca koyunu yemeye başladı. Tüm koyunlar bittiği zamansa yine durdu, uzun bir süre boyunca bu yemyeşil arazide beklemeye başladı, günler, haftalar geçti, mevsimler durmadan değişti, ancak yaratık yerinden kalkmadı. Uzun bir zaman sonra, ki ne kadar uzun zaman olduğunu kendinin bile hatırlayamayacağı hatta neden buraya geldiğini bile unutacağı, kadar bir zaman sonra yeniden acıkmaya başladı, Yine koca kanatlarını çırptı, gökyüzünde gezmeye başladı, bir ağaç gördü. İlk kez bu kadar büyüğünü görüyordu. Neredeyse bir kanadının boyundaydı. Ağaçtan güzel kokular geliyordu. Aşağı indi ve ağacı koklamaya başladı, ağaç meyvelerle doluydu,koca ağzını açtı, ağaca zarar vermemeye çalışarak meyveleri yemeye başladı, Birkaç meyveden sonra açlık hissetmemeye başladı, birkaç tane daha yedikten sonra ise, nefes alıp vermemeye başladı, biraz daha yiyince ise, dünyaya farklı şekilde bakmaya başladı. Her şeyi anlıyor gibiydi. Belki de hiç olmayan zekası, şuanda dünyanın en büyüğüydü. Ağacı ve amacını anlamaya başladı, diğer farklı meyveleri yedi, tüm meyve türlerinden yedikten sonra, boyununun uzadığını, derisinin sertleştiğini ve daha güçlü olduğunu fark etti. Humat yarattığı ayna ile her zaman Yüce Ağaç'ı izliyordu ancak büyük bir şanssızlık ki, o an başka bir işle meşguldü. Geri döndüğünde ise aynaya baktığında, yaratığın halen meyveleri yediğini fark etti. Diğer tanrıları bu durumdan haberdar itmek için bağırdı. Sonrasında ise hızla yer yüzüne indi.

Yüce Ağaç: ArayışBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!