Bölüm 12: Ufuk Yansımaları

51 5 0

Güneşin kavurucu sıcağı, narin tenlerini yakarken, Keanexl ve ekibi çoktan uzun bir yol katetmişti. Geceden beri gittikleri bu büyük ve endamlı ağaçlarla, taze ve canlı çimlerle ve en önemlisi muazzam kokan çiçeklerle dolu bu yolda, kesinlikle diğer yolculuklarına göre daha güvenli yolculuk yapmışlardı. Çiçeklerin kokuları her adımda burunlarına doluyor, onlara, elflerin başkentine gittikleri bu uzun yolda, kolaylık sağlıyordu. Saatlerdir konuşmamışlardı. Sadece Elf Diyarı'nın muazzamlığını seyrediyorlardı. Yaklaşık yedi günlük yolları vardı ve bu yolculuk boyunca onlara yetecek yiyecekleri yoktu, bundan dolayı rotalarını daha yakında bulunan, -ki bu yol bile üç gün sürüyordu- Refbiz şehrine çevirdiler. 

Aslında Masline tüm olasılıkları düşünmüş ve yanına yiyecek almıştı lakin bu yiyecek onlara en fazla üç gün daha dayanabilirdi.

Yaklaşık bir gün boyunca hiç durmadan ilerlemişlerdi ve bu onları çok yormuştu. Güneşin tekrar ortadan kaybolmaya başladığı, gökyüzünün ise turuncu bir renge büründüğü bir anda, çiçeklerle dolu, yemyeşil çimlere sahip bir ovada, kamp yapmaya karar verdiler. Elf Diyarında olduklarından dolayı, gece için ateş yakmalarına pek gerek yoktu. Elf Diyarı bu aylarda, Brotah'ın en sıcak yerlerinden biri olurdu. Masline'in köyden aldığı örtüsünü yere serdi ve üstünde uzanmaya başladı.

"Gerçekten yoruldum," dedi Masline, arkadaşlarına. "Sanırım hepimiz bir uykuyu hak ettik."

"Evet," diye haykırdı Dodeik, uyuma fikri, evet bu fikir gerçekten hoşuna gitmişti,  vücudunu dinlendirmesi gerekiyordu. "Uyumalıyız, hatta şimdi uyuyorum."

Son kelimesini de söyledikten sonra kendini çimenlerin üstüne attı ve gözünü kapayıp, düşler alemine girdi.

Masline de gözlerini kapamıştı ancak halen uyumamıştı. Keanexl ise gözlerini ufka dikti, Elf Diyarı'na geldiği zamanı hatırladı. Razal, onu gerçekten çok kötü durumlara düşürmüştü, önce ailesini katletmiş sonra da onu bu aptalca intikam arayışına koymuştu. Ona karşı büyük bir öfke besliyordu.

Rhelaf'ı hatırladı. O gece ormandan kaçmayı başarıp, açık bir arazide yere yığılmıştı. Yaşlı bir adam, yanına gelip bir şeyler fısıldamış ve ayağa kalkmasını sağlamıştı.

"Ben Rhelaf, bir büyücüyüm, benim evime gel," demişti yaşlı adam. "Orada iyileşmeni sağlayabilirim."

"Hayır," diye haykırmıştı Keanexl. "İntikamımı almam gerek ve intikamımı alana kadar durmayacağım."

"İntikamını bu halde alamazsın, senin iyileşmeni sağlayabilirim. Hem sen, bu ormandan geçmeyi nasıl başardın?"

"Bir kurt adam öldürmem gerekti," dedi Keanexl sakin bir şekilde, büyü etkisini kaybetmiş, omzunun ağrısı tekrar başlamıştı. "Bana bir büyü daha yapamaz mısın, ihtiyar?"

"Gerçekten evime gelmelisin, adın ne bilmiyorum ama gerçekten ölebilirsin genç adam."

"Adım Keanexl ve evine gelemem ihtiyar. Bana hemen burada bir büyü yapmalısın ve intikamımı almak için hızla yola koyulmalıyım."

Rhelaf biraz düşündü, üşümeye başlamıştı. Brekil Ormanın'dan Elf Diyarı'na doğru soğuk bir rüzgar esiyordu. Etraf git gide kararıyor, ay bazen büyük bulutların arkasına saklanıyor, bazen ise tüm parlaklığı ile dünyaya umut saçıyordu. Karanlığın içindeki tek parlaklık, işte onlara umut sağlayan buydu gece korku saçıyordu ve ay geceyi yenmeye çalışıyordu.

"Ölebilirsin, Keanexl," dedi Rhelaf bir kaç dakika sonra. "Ancak, intikam büyük bir meseledir ve buna engel olmayacağım."

Bunları duyduktan sonra, Keanexl'ın yüzünde şeytani bir gülümseme belirdi. Sonunda intikamını almak için yola koyulabilecekti. Rhelaf, elbisesine astığı keselerden birini aldı ve içinden bir kaç yaprak çıkardı. Bu yapraklar pembe renkteydiler ve oldukça canlı gözüküyorlardı. Rhelaf, yaprakları, elinin içinde ezdi ve bir şeyler söylemeye başladı. Rhelaf bir şeyler söyledikçe, yapraklar havalanıyor, daha fazla parçaya ayrılıyor ve git gide daha canlı gözükmeye başlıyordu. Keanexl'ın ise ağrısı daha da artıyordu. Rhelaf'ın eski büyüsünün etkisi tamamen ortadan kalkmıştı.

Yüce Ağaç: ArayışBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!