16.Bölüm

2.4K 168 7

Hoşunuza gitmesi dileğimle. Lütfen oy ve yorum yapmayı unutmayın. Sizi seviyorum. İyi okumalar.:)

Harika! Yine revirdeyim. Bu iğrenç hastane kokusundan ve rahatsız, sedye tipli yataktan bir türlü kurtulamayacak mıyım ben?

Dekoltesi fazlasıyla açık beyaz bir hemşire kıyafeti giyen sarı saçlı safkan hemşire elinde ki soğuk merhemi karnımdaki morluğa değdirdiği anda ağzımdan tutamadığım bir inleme kaçırdım.

"Bu şey çok soğuk ve acıtıyor!" diye cırladım, hemşireye.

Hemşirenin asık suratı daha da asıldı ve gözlerini koca koca açarak bana baktı. Ellerinden biri omzumun üst kısmını kavradı ve canımı yakmak istercesine sıktı.

"Kıpırdama melez!"

Yüzündeki tiksinç bakış ve küçümseme onun da ırk kastını desteklediğinin kanıtıydı.

Başımı kaldırdım ve daha dik durdum. Şimdi hemşireye neredeyse tepeden bakıyordum. Tabi boyumun uzun olduğundan falan değildi sadece yatakta oturduğum içindi. Bu sedye benzeri yataktan insem safkanın omzuna ancak yetişirdim herhalde.

Düşüncelerden sıyrılıp hemşirenin yaptığının tam tersi şekilde gözlerimi açmak yerine kıstım.

"Ben bir melez değilim seni, ukâlâ. Ben Apoll..."

Birden bire ne dediğimi farkına varınca elimle ağzımı kapatmam bir oldu.

Lanet olsun!
Az kalsın ona Apollyon olduğumu söylüyordum.

Hemşirenin şaşkınlıktan fal taşı gibi açılmış gözleri daha da gerilmeme sebep olmuştu. Lafı dolandırım kendime bir kurtuluş yolu bulmaya çalıştım.

"Yani...Sadece bir melez değilim demek istedim. Safkanlar kadar hak sahibiyim ve güçlüyüm." diye bir şeyler saçmaladım.

Hemşirenin yüzünden verdiğim cevabı mantıklı bulduğu ve daha fazla laf dalaşı yapmak istemediği belli oluyordu.

Ve öyle de yaptı. Hiç birşey demeden soğuk merhemi sürmeye devam etti.

Bu aralar kafam öyle meşguldü ki düşünmeden konuşuyordum. Moralim hâlâ Carter ve öpücük meselesi yüzünden yerlerde sürünüyordu. Zaten çalışmalarımız sırasında da bunu düşündüğüm için Carter'ın tekmesine bodoslama dalmıştım ve şimdi de buradaydım.

Bir dakika! Ben neden kendimi suçluyorum ki? Herşey Carter'ın suçuydu nede olsa. Ormanda beni takip eden oydu beni öpen de oydu ve daha sonra sırf ben geri döneyim diye beni öptüğünü söyleyen de oydu. Oydu oydu oydu! En başından beri bu hâle gelmemi sağlayan da ondan başkası değildi. Tanrım! Bana binlerce özür borcu vardı!

Tabi ki ona gidip bana borcun var gibi bir şey demeyecektim. Ama belki de...

Birden kapının açılmasıyla bakışlarımı çevirmem bir oldu.

Carter içeri adım attığı anda temposunu hızlandıran kalp atışlarımı kulaklarımda duyuyordum.

Ah! Neden heyecanlandığımı bile bilmiyordum ama artık bundan vazgeçmem lazımdı.

Tanrılar aşkına o bir safkandı! Ve zaten benle olmak istemediğinide açıkça söyledi.

Annen ve baban bunu umursamamışlardı.

Birden kafamda yankılanan bu cümle ürpermeme sebep oldu.

Akaşaya hakimiyetimi kaybettiğim gün Carter bana sarıldığında bunu söylemişti. O gün içimi öyle bir umut kaplamıştı ki. Ama madem benle olmak istemiyordu neden o gün böyle söylemişti?

Melezin GölgesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!