3

1.6K 189 17

Ses odaya dolunca vahşi bir hayvan gibi başım omuzlarımda kayıyor. "Artık Venüs olduğunu ikimizde biliyoruz. Az kaldı Venüs. Burada da sonumuz gelecek." Gözlerimi kapatıyorum.

Venüs değilim.

Venüs olamam.

Venüs olmamalıyım.

Ya Venüs'sem?

Küle bakıyorum. Bunu ben yapmadım.

Belki de yaptım.

Venüs olduğumu anlarken, yere yığılıyorum. Artık her şey kül gibi karanlık.

φφ

Tek bir lambanın amansızca salladığı bir odadayız. Odadayız diyorum çünkü o da burada, sesin sahibi.

Konuşunca bir adım geri atıyorum. "Gerçek Venüs müsün öğrenmem gerekiyordu. Seni o kadar çok aradım ki. Kalıcı düşmanım. Kalıcı aşkım. Venite, quisque pede.''*

Beni bedeni ve elleri arasında sıkıştırıyor. Bir elim onun eliyle birlikte yukarıda. Bir süre sadece dans ediyoruz. Gözlerinin içine bakmam için beni zorluyor ama bakmıyorum. Onun mavi gözleri gözlerimde. Aniden yukarı bakıyor. Arp melodileri kulağıma doluyor.

Vücudüm yine alarmda.

Sus!

Sus!

Sus!

Hızlıca onu itiyorum ama ondan uzaklaşamayacağım kadar hızlı. "Korkudan kaçamazsın." Elimi onunkinden çekmeye çalışınca elimi büküyor. Çığlık atıyorum.

O elini çekerken bağırıyorum. "Ex his nunc constare perditionem!"**

Duvara yapışıyor. Ben kapıya doğru koşarken arkamdan bir kahkaha sesi geliyor. "Ah Venüs'üm. Unutma, cehennemde hapis yatan sensin."

*Venite, quisque pede.: Latince. ''Gel, dans edelim.'' demek.

**Ex his nunc constare perditionem: Latince. ''Cehennem azabı seninle olsun!'' demek.

UyanışBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!