52 "Test"

93.6K 3.6K 928

ASYA

Evimize geldiğimizde evimi ne kadar özlediğimi fark etmiştim.

"Banyoya gireceğim." Dedim Yiğit'e, bana sırıtarak baktı.

"Bende geleyim mi?" Güldüm.

"Tatlı sapığım benim!" Uzandım ve yanağını öptüm. "Bugünlük ikiyle yetin." Kaşlarını çattı.

"Hamileliğin ilerlediğinde sana dokunamayacağım. Bir de kırk gün lohusalık dönemi var! O günler gelince delireceğim zaten, bırak bu günlerimizi değerlendirelim." Yanağını okşadım.

"Sen nasıl dayanacaksın merak ediyorum." Üzüntüyle bana baktı.

"Keşke o günler hiç gelmese!" Gülümsedim.

Karşıdaki televizyona bakarken kaşlarımı çattım.

"Yeni televizyon mu aldın?" Diye sordum.

"Evet." Dedi. "Paramparça ettiğin televizyonu temizlettirdim." Yaklaştı ve saçımı öptü. "O koca televizyonu kaldırdın sen değil mi? Üstelik hamilesin!" Dudağımı ısırdım.

"Hamile olduğumu bilmiyordum ki!" Yavaşça karnımı okşadı.

"Bir daha ağır bir şeyi kaldırırsan bak bakalım ne yapıyorum!" Başımı salladım.

"Bir daha yok!" Dediğimde yanağımı öptü.

"Sen banyoya gir ben geliyorum." Kıkırdadım ve hızlı adımlarla banyoya gittim.

Yiğit'in de söylediği gibi sonradan birlikte olamayacaktık ve fırsatları değerlendirebilirdik.

Jakuziyi doldurmaya karar verdim ve hızla suyu açtım.

O kadar kötü günlerin üstüne birazcık kocamı mutlu edebilirdim...

Su dolunca duş jelinin yarısını suya boşalttım. Çekmeceyi açtım ve önceki sürprizimden kalan gül yapraklarını suya doldurdum.

O zamanlar işin jakuzi kısmını gerçekleştirememiştik. Güldüm ve üstümü çıkarıp suya girdim.

Yiğit'i beklerken hâlâ gülümsüyordum, tatlı sapığım...

Aradan geçen birkaç dakika sonra sıkıntıyla ofladım. Nerede kalmıştı bu adam? Böyle bir fırsatı kaçırmazdı ki!

Biraz daha beklemeye karar verdiğimde jakuzide iyice yayıldım ve gözlerimi kapattım.

Aradan geçen beş dakikanın ardından gözlerimi araladım ve etrafıma baktım.

Hâlâ gelmemişti!

Yavaşça ayağa kalktım ve üşümüş bedenimi sıcak su ile duruladım. Kenardaki havluyu vücuduma sardım ve yavaşça banyodan çıktım.

Aşağıdan gelen seslerle birlikte kaşlarımı çattım ve hızla aşağıya indim.

"Yiğit-" Gördüğüm manzara karşısında şaşkınlıktan ağzım açıldı.

Yiğit maç izliyordu!

Ben onu yukarıda beklerken o burada maç izliyordu!

Sinirle ona doğru yürüdüm ve televizyonun önüne geçtim.

"Ne yapıyorsun sen?!" Dedim.

Serseri Patronum Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!