4. Bölüm - Yeni Okul

1.5M 33.6K 4.8K

Sabah alarmın çalmasıyla gözlerimi yavaşça aralayıp uykumun huzurlu kollarına isteksizce veda ettim. Telefonumda en sevdiğim şarkı çalıyordu, ama uyku mahmurluğundan dolayı şu an bana eziyet verici iğrenç bir müzik gibi geliyordu. Alarmı hızla kapatıp uykulu bir şekilde kendimi banyoya attım. 

Bugün yeni okulumdaki ilk günümdü, peki ben heyecanlı mıyım? Eh işte.

Henüz formamı almadığım için bugün günlük bir şeyler giymek zorundaydım. Bunun için dolabımın kapağını açıp şöyle bir göz gezdirirken ne giysem diye düşünmeye başladım. Sonunda spor giyinmenin iyi olacağına karar vererek kısa kot şortumu ve salaş duran pembe tişörtümü elime aldım.

Giyindikten sonra saçlarımı maşa yaparak uzun dalgalar halinde açık bıraktım. Siyah saçlarım düne nazaran daha iyi görünüyordu. Kahverengi gözlerimi daha belirgin yapmak için de kalem çekip bolca rimel sürdüm. Dudaklarımı da pembe rujumla hafifçe renklendirip makyajımı bitirdim. Son olarak Prada çantamı elime aldım ve aynı marka düz ayakkabılarımı giyerek odamdan çıkıp annemle babamın yanına, mutfağa gittim. Birlikte kahvaltı yapıyorlardı.

Annem beni gördüğünde dudaklarını büzerek kıyafetlerimi baştan aşağı beğeniyle süzdü. "Harika görünüyorsun," dedi sevecen bir sesle.

Gülümsedim. "Teşekkür ederim" deyip yanağına bir öpücük kondurdum ve masaya geçtim.

Babama bakıp ondan da güzel bir söz bekledim, fakat önündekileri görünce bu isteğimden vazgeçtim. Onlarca dosyayı önüne sermiş bir yandan inceliyor bir yandan da çay içiyordu. "Günaydın baba" dedim sevecen bir tavırla.

Babam başını dosyalardan kaldırmadan. "Günaydın kızım" diye cevap verdi dalgın bir sesle.

Yüzüm düştü, bakışlarımı babamdan çektiğim sırada annemle göz göze geldik, üzgün halimi yakalamıştı. Anlayışla bana bakarken hafifçe tebessüm ettiğinde ben de aynı şekilde tebessüm ederek ona karşılık verdim. İçimde bir şeyler yıkılırken annem için güçlü görünmeye çalıştım. 

Yeni hayatımı hiç sevmemiştim!

Ailemle kahvaltımı yaptıktan sonra babamla birlikte evden çıktık. Dünkü market faciasından sonra resmen babama beni okula bırakması için yalvarmıştım. 

Okulun önüne geldiğimizde babamla vedalaşıp arabadan indim. Girişten geçtikten sonra bahçede ilerlerken herkesin delici bakışlarını üzerimde hissettiğimde biraz rahatsız olmuştum. Kimin yanından geçsem konuşmalar yarıda kalıyor ve bütün yüzler bir anda bana dönüyordu. Bu noktada ünlü biri gibi mi, yoksa okula yeni gelen acınası yeni kız gibi mi hissetmeliydim emin olamadım.

Dört kişilik erkek öğrenci grubunun önünden geçerken dikkatlerini bana verdiler ve ıslık çalarak laf attıklarında gözlerimi devirdim. 'Ah hadi ama bu kadar ucuz olamazsınız' diye geçirdim içimden. 

Keşke bu kadar kısa şort giymeseydim diye kendimi azarlamayı da ihmal etmedim tabii ki. Annem de beni hiç uyarmamıştı. Ailemin davranışlarını gözden geçirdiğim zaman çok özgür bırakılmak da güzel bir şey değilmiş diye düşünmüyor değilim.

Okul binasının önüne geldiğimde durdum ve başımı kaldırıp binayı inceledim. Okul iki katlı, küçük ve dışı senelerdir boyanmamış gibi çatlaklarla doluydu. Birçok kısmın alçısı dökülmüştü. Oysaki eski okulum her sene boyanır ve her daim yepyeni dururdu. Gittiğim kolej bu okulun on katı büyüklükteydi. İçinde yüzme havuzumuz, konferans salonumuz, geniş kütüphanemiz ve spor salonumuz vardı. Hatta konser salonumuz, müzik odamız, resim atölyemiz, fen laboratuvarlarımız, sadece macbooklardan oluşan bir bilgisayar odamız bile vardı. Her yer renkliydi, insanı içine doğru çeken bir enerjisi vardı. Bu soğuk duvarlar ise ancak öğrencilerini itebilecek durumdaydı. Devlet okulları neden bu kadar saçma sapan soluk renklere boyanıyordu acaba? Hayır, yani öğrenciler daha da isteksiz gelsinler diye mi uğraşıyorlardı?

PsikopatBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!