Hızla evden çıkıp gitti, bende sinirle salona geçip bi koltuğa kıvrıldım, Matt'de karşı koltukta yatıyordu.
'Neden böyle yapıyor anlamış değilim'
'Bende Jess, bir şeyler yolunda gitmiyor ama ne bilmiyorum'
'Evet, onu tanıyamıyorum'
'Bende'
Derince nefes alıp yüzümü tavana döndüm, bi süre öyle yattım, hissizleşmiştim.
'Orada uyuyacaksan üzerine bi şey getireyim'
'Çok iyi olur Matt'
Ardından gitti ve battaniyeyle geri dönüp beni sıkıca örttü. Ardından anlımdan öptü ve kendi koltuğuna gitti.
'İyi geceler Matt'
'İyi geceler Jess'
Sabah annemin seslenmesiyle uyandım, kalkıp gerindim ve doğruldum. Herkes masanın etrafına kahvaltıya oturmuştu. Herkese günaydın dedikten sonra elimi yüzümü yıkayıp bende oturdum. Annesi yanımda oturuyordu,
'Jamie nerede?'
'Bilmiyoruz, sabah uyandığımızda da yoktu'
Harika, klasik Jamie, hiç kimseye hiçbir şey söyleme ve ortadan kaybol. Harika.
Karnımı doyurdum, çayımı yudumlarken birden kapı açıldı ve içeri Jamie girdi. Bi anda tüm kafalar ona çevrilmişti. Yorgun görünüyordu, elinde bi tane poşet ve bir çift gül vardı. Yanımıza gelip hepimize günaydın diledi.
'Şey öncelikle, dün olanlardan dolayı özür dilemek istiyorum, yani hepinizden ama özellikle anne ve Bay Carter, sert çıkıştığım ve tatsız olaylar yaşanmasına sebebiyet verdiğim için çok üzgünüm, özür dilerim, belki affetmezsiniz ama size bi hediyem var'
Önce elindeki küçük poşeti annesine verdi ve gülün bi tanesini de öyle. Ardından kollarını açtı, annesi gülümsedi ve ona sarıldı.
'Kabalık ettiğimin farkındayım, tekrar olmaz, söz'
'Sorun değil'
Birbirlerini öptüler ardından annesi hediyeyi açtı, küçük bi kutunun içinde muhteşem bi kolye vardı, tam onun tarzıydı. Onu annesine taktı ve tekrar sarıldılar.
'Ve Bay Carter, umuyorum ki beğenirsiniz'
Babama da küçük bi kutu verdi. Babam ayağa kalkıp onu açtı ve Jamie'ye baktı. İçinde araba anahtarı vardı.
'Şaka yapıyorsun herhalde, değil mi?'
'Hayır çok ciddiyim, dışarıda sizi bekliyor'
'Şaka yapıyorsun'
Güldü, 'Hayır'
Babam hızla dışarı çıktı, bizde arkasından gittik. Şaka yapmıyordu, evin önünde kocaman bir arazi arabası duruyordu, yanılmıyorsam bu araba babamın hep bize bahsettiği arabanın yeni modeliydi, bu arabayı yıllardan beri istiyordu ama tabii ki alacak paramız yoktu ve şu an tam kapımızın önünde duruyordu.

 Şaka yapmıyordu, evin önünde kocaman bir arazi arabası duruyordu, yanılmıyorsam bu araba babamın hep bize bahsettiği arabanın yeni modeliydi, bu arabayı yıllardan beri istiyordu ama tabii ki alacak paramız yoktu ve şu an tam kapımızın önünde duru...

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

(Porsche 911 Safari Rally)

'Jamie hadi şaka yaptığını söyle ne olur bak kalbime inecek'
'Hayır Bay Carter, tamamıyla sizin'
Arabanın yanına gitti ve dokundu, ağlayacak gibi gözüküyordu, güldük. Jamie'yi yanına çağırdı ve sarıldı.
'Teşekkür ederim'
'Rica ederim, ve tekrar özür dilerim'
'Yani her defasında böyle güzel hediyeler alacaksan her gün kavga edebiliriz'
Güldük, ardından hepimiz içeri girdik ama babam, babası, Anne'in babası ve Matt dışarıda araba ile birlikte kalmayı tercih ettiler.
'Jamie çok pahalı bu araba, sen emin misin, neden böyle bi şey yaptın?'
'Bu konu tartışmaya kapalıdır Bayan Carter'
Gülümsedi, ardından elindeki gülü bana uzattı, alıp kokladım.
'Biraz yürüyelim mi?'
Başımı salladım, birlikte dışarı çıktık ve sokakta yürümeye başladık. Elini uzattı, tuttum.
'Özür dilerim, çok özür dilerim'
'Sen en büyük şeyi annen ve babamdan özür dileyerek yaptın zaten Jamie, benden özür dileme'
'Öyle deme, Matt'e de bağırdığım için kötü hissettim zaten çok, onunla da konuşacaktım aslında ama hemen arabaya gitti.'
Güldüm ve ona belinden sarıldım, o da omzuma kolunu doladı.
'Teşekkür ederim, bugün seni neden sevdiğimi tekrar anladım'
Başımdan öptü kenardaki banklardan birine oturduk.
'Akşam seni yemeğe çıkartabilir miyim?'
'Tabii, nereye gidiyoruz?'
'Henüz bilmiyorum, ama güzel giyin'
Gülümsedim ve ona sarıldım. Omzumu sıvazladı.
'Erken gidip erken dönelim, çünkü bu gece...'
Kulağına eğildim ve fısıldadım '...ben seni inleteceğim'
'Siktir Jess, ne diyorsun tanrım'
'Duydun işte'
Sırıttım ve ayağa kalkıp ona elimi uzattım, sıkıca kavradı ve ayağa kalktı, eve doğru yürümeye başladık.
'Jess ciddi misin'
'Çok'
Güldü, bende güldüm. Sarmaşdolaş yürümeye devam ettik.
'Ama her şeyden önce dün olanları anlatman gerekiyor'
'Ah tabii, önemli şeyler değil biliyorsun sıradan Sam ve sıradan sorunları. Kız arkadaşı ve ailesiyle ilgili sorunları vardı oturup konuştuk uzun uzun. Jess gerçekten yanında olmam gerekmeseydi gider miydim seni bırakıp. Buraya senin için döndüm ben, başka biri için değil.'
'Biliyorum, ama benimde hiç hoşuma giden bi durum değildi, öylece bıraktın hevesimde kalmadı zaten'
'Biliyorum, üzgünüm. Bi daha telefonlarımızı kapatacağız o zaman, anlaşalım mı?'
'Anlaştık bile'
Gülümsedi ve elimi öptü, zaten çok geçmeden evin sokağına döndük. Matt ve babası kapının önünde konuşuyorlardı. Yanlarına gidip selam verdik.
'Diğerleri nerde'
'Yahu sorma adamı öyle mutlu ettin ki deliricek. Hemen sürmeye gitti'
Güldüm ve Jamie'ye sıkıca sarıldım.
'Siz neden gitmediniz?'
'Almadı arabaya kirletirsiniz diyor'
Küçük bi kahkaha patlattım, Jamie Matt'in omzuna vurdu.
'Bi ara takılalım'
'Yarın?'
'Anlaştık'
Gülümsediler, bende öyle. İçeri girip gülü bir kitabın arasına koydum. Kuruyunca daha güzel olurdu. Ardından annemlere bulaşıkları toplamalarında yardım ettim. Ellerimi yıkarken Jamie birden arkamdan belime sarıldı. İrkildim. Daha sıkı sarılıp kendini yasladı ve boynuma gömüldü.
'Jess, bana kızmayacağına söz verirsen bi şey söyleyeceğim'
'Söyle'
'Biraz işim var gitmem gerekiyor, şehir merkezinde olacağım, akşam seni evden alırım sende hazırlanırsın yavaş yavaş olur mu?'
'Ne işi'
'Fakslamam gereken bi kaç şey var sonra da alacaklarım var'
'İyi peki tamam'
'Kızgın mısın?'
'Hayır, kaçta hazır olayım'
'Yedi nasıl?'
'Tamam'
'Görüşürüz'
Başımdan öptü ve gitti. Bende o saate kadar anca hazır olurdum zaten. Ellerimi kurulayıp babamı aradım.
'Alo baba'
'Efendim Jess, bi şey mi oldu'
'Hayır, beni o güzel yeni arabanla eve kadar bırakabilir misin diyecektim'
'İki dakikaya oradayım dışarı çık hadi'
'Tamamdır'
Kapattım. Annemlere döneceğimi söyleyip dışarı çıktım ve arabaya bindim. Cidden çok güzeldi.
'Neden eve gidiyoruz'
'Üzerimi değiştirmem gerek, beni beklersin değil mi?'
'Beklerim'
'Melek kesildin başımıza, araban yüzünden mi hayırdır?'
'Ondan galiba Jess, baksana ne güzel kayıyor yolda yağ gibi'
Güldüm, çok mutluydu ve o mutlu olunca bende mutlu oluyordum. Eve vardığımızda hemen arabadan indim ve eve girip odama çıktım. İçime dantelli bir tanga giyip südyen giymemeyi tercih ettim. Kırmızı askılı elbisemi üzerime geçirdikten sonra yanıma makyaj malzemelerimi alıp evden çıktım.

Deli (+18)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!