Bölüm 9: Sabahın Katil Işıkları

90 7 4

Ay ve Oru gökyüzünde birbirlerine git gide yaklaşıyor, güneş ise ayın boş bir noktasını arıyordu. Büyük binanın alt katında Keanexl, Rhelaf ve Dodeik alt katta köy halkı ile otururken, gümüş dişler üst katta, zırhlarını ve silahlarını kuşanıyorlardı. Bu hızlı ve tehlikeli planı kabul etmişlerdi. Uzun yıllar süren bu lanetin, artık ya onlar için ya da kurt adamlar için bitmelerini istiyorlardı.

El'Reth tüm yoldaşları ile birlikte mağaraya girdi. Güneş doğunca, içeride tekrar insana döndüler ve El'Reth iki kişiyi kapının önüne nöbete koydu. Geri kalanlarsa bu kocaman ve onlarca odası olan mağarada, kendi yerlerine gidip uyudular. El'Reth belini duvara yasladı ve düşüncelere daldı. Uzun yıllar boyunca durmadan elfleri ve insanları lanetledi. Ancak lanetlenenlerin hiç bundan haberi olmadı. Hepsi El'Reth'i kendi kralları olarak gördüler. El'Reth'in onları bu lanetten kurtaracağına inandılar, bu nedenle hiç itiraz etmeden, krallarının buyruklarını yerine getirdiler. El'Reth babasını hatırlamaya çalıştı ancak geçmiş çok buğuluydu. Babası ve Rhelaf arkadaştılar, bunu biliyordu peki babası neden ölmüştü? Hangi nedenden bu laneti kullanmaya başlamıştı? Bu sorular belki de cevapsız kalacaktı ancak, laneti yaymaya hep devam edecekti. Yıllardır, geceleri kurt olarak gezmek, artık onun tüm elfliğinin önüne geçmişti. Artık eski planlarını yapamıyor, bir kurt gibi düşünüyor, insan olduğu zamanlarda bile kurt gibi yemek yiyordu. Kısa zaman içinde uykuya daldı.

Keanexl, arkasında, kırk avcıyla birlikte Elf Diyarı'nda bulunan Brekil Ormanı'na ilerlemeye başladı. Gümüş Dişler, El'Reth'in mağarasının burada olduğunu, hatta bir avcının bu mağaranın içini kendi gözüyle görmüş olduğunu söylemişlerdi. Fakat bu gümüş diş, mağaradan kaçmayı başarmasına rağmen, aldığı yaralar sonrası ölmüştü. Rhelaf gibi tecrübeli bir büyücü bu avcıyı kurtarmayı başaramamıştı. Bunun nedeni, El'Reth'in muazzam büyülerinden kaynaklanıyordu.

Yarım saatlik yorucu bir yol sonrası, Başlangıç Brekil Ormanının sol tarafının derinliklerine, dalmışlardı.

Ormanın içindeki, keskin soğuk kendini yavaşça gösteriyordu. Başlangıç Brekil Ormanı kesinlikle büyük bir ormandı. Tüm Brotah içindeki, Brekil Ormanının sadece bir parçası olmasına rağmen,  en büyük ormandı. Ormanın içerisinde, karanlık kendini göstermeye başlamıştı. Güneş ışıkları bu koca ağaçları geçmekte zorlanıyordu. Keanexl arkasındaki düzenli orduyla yürürken, bir elf onun yanına gelmiş, ormanın içini ve mağaranın yerini tarif etmeye başlamıştı. Güneş doğalı neredeyse bir saat olmuştu ve lanetliler derin bir uykuya dalmıştı.

Mağaranın bulunduğu, küçük tepe görünmeye başlamıştı. Önünde, iki elf yarı uyur bir şekilde, nöbet tutuyorlardı. Tepe çimlerle doluydu ve üstünde küçük bir ağaç vardı. Altta ise, mağaraya giriş için kocaman, yuvarlak bir delik vardı. Deliğin neredeyse tamamı koca bir taşla kapatılmıştı. Ormanın bu tarafında ağaç sayısı çok azdı. Güneş, ışıklarını sivri ve güçlü bir şekilde kafalarına vuruyordu.

Bu ordu, mağaraya girmeye hazırdı ancak Keanexl onları durdurdu.

"İlk başta on kişi girecek, eğer geriye bir kişi dönüp sizi çağırırsa, hızla içeriye saldırın, fakat kimse çağırmazda bekleyin, eğer karmaşa yok olur ve etrafı sessizlik kaplarsa, kesinlikle hareket etmeyin. Olduğunuz yerde saklanın çünkü saldırma sırası onlara gelmiştir. Uzun bir süre sonra, onların hiç beklemediği bir anda, tepelerine çökün, çünkü onlar bir saldırıdan hemen sonra yeni bir saldırı bekleyeceklerdir. Ancak aynı gün içerisinde uzun saatler sonra yapılan bir saldırı onları şaşırtacaktır. Tabi bu planlara gerek bile kalmayabilir. Merak etmeyin on kişiden biri kesinlikle sizi çağıracaktır!"

Keanexl, yanına Masline ve yedi gümüş diş aldıktan sonra, Dodeik ile birlikte onlara önderlik etti. Gümüş dişlerin -Masline hariç- hepsini kılıç kullananlardan seçmişti. Geride kalan, otuz iki avcının neredeyse yarısı menzilli silahlar kullanıyordu. Tabi menzilli silah kullananlar bile yanlarında bıçaklar ve kılıçlar da bulunduruyorlardı. Ayrıca hiç birinin tam sınıfı büyücülük olmamasına rağmen, hepsi büyüde ustaydı. Masline, kolundaki kedisini, tekrar leopara dönüştürmüş ve on kişilik gruba bir kişi daha katmıştı. Diğer yedi gümüş diş ise, basit büyülerle, kendilerinin güçlerini ve hızlarını arttırmışlardı. Bu on kişi ve bir leoparlık grubun dışında kalan, gümüş dişler, yaylarını ve oklarını hazır etmiş, iki nöbetçiye nişan almışlardı. Kısa sürede iki elfin üstüne düşen ondan fazla ok, onları öldürmeye yetmişti. Keanexl ve ekibi, mağaranın girişine yetişmiş, taşı itip, mağaranın girişini açmaya başlamışlardı.

Yüce Ağaç: ArayışBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!