2. Bölüm - Alışma Süreci

2M 36.8K 5.6K

​Ankara.

​Hayatımın köreldiği büyük şehir. İnsanın doğduğundan beri edindiği alışkanlıklarını bir anda bırakıp, yeni bir hayata yatay geçiş yapması zor bir şey. Yeni evimize karşı kendimi o kadar yabancı hissediyorum ki, bu his beni boğuyor. Sanki her günüm kötü geçecekmiş gibi geliyor. Bu kesinlikle normal değil, belki de eskisi gibi yaşayamayacağımı kabullenemiyorum.

​Sıkıntılı bir nefes alırken müzik dinlemenin iyi olacağını düşünerek son ses Metallica - Nothing Else Matters'ı açıp yatağıma oturdum. Bakışlarım köşede duran ve hâlâ açılmamış olan bavullara kaydı. Şimdilik sadece gerekli olan bavulları boşaltmıştım. Sanki benim gibi onlar da buraya yerleşmemek için isyan ediyordu.

​Yeni odamın kirli beyaz rengindeki duvarlarını süzerken eski, devasa büyüklükteki odam zihnimde canlandı. Geçen yaz bir anda kafama esmiş ve odamı yeni baştan dekore etmiştim. Tüm duvarlar özel olarak yurt dışından getirttiğimiz pembe-gri çizgili duvar kağıtlarıyla döşenmişti. Odamın ortasında bulunan geniş yatağımın üstü aynı tonlarda saf ipekle kaplanmıştı. Nevresim takımlarımı annemle birlikte seçmiştik. Bir duvarıma boydan boya sekiz kapılı gömme dolap yapılmıştı. Zenginliğin en iyi tarafı da istediğinizi anında yapabilme olanağıydı.

Şimdi ise kutu gibi küçücük bir odaya sıkışmıştım. İkinci el eşyalar satan bir dükkandan alınmış baza üzerinde ucuz ama yeni yatağım, suntadan yapıldığı  için ayakta zar zor duran küçücük elbise dolabım, bilgisayarımı, kitaplarımı üzerine koyabileceğim minik ders çalışma masam ve sandalyem hepsi bu kadar. Tüm eşyalarımın detaylı listesinin nadide parçaları bunlar. Duvarların kirli renginden mi sürekli ilerleyen rutubetten mi kestiremediğim kasvet sürekli ruhumu da sarıyordu.

​Yatağıma uzandım ve odamı dolduran harika şarkının melodisini içimde hissederek karşımdaki tavanı boş boş izlemeye başladım, tavanda oluşmuş çatlaklara, rutubet izlerine bakmamaya çalışıyordum. Çünkü zaman hayıflanma, sürekli dertlenme zamanı değildi, bir an önce kendimi toplayarak moralimi geri kazanmam gerekiyordu, bunun farkındaydım ama bazı şeylerin farkında olmak, başarabilmek için yeterli gelmiyormuş, bunu da yeni yeni öğreniyordum. Tüm bunları düşünürken yine içim daraldı. Derinlerde bir yerlerde tarif edemeyeceğim bir boşluk vardı sanki. Hiç dolmayacak olan, kocaman bir boşluk. Bunu nasıl dolduracağıma dair en ufak bir fikrim yoktu.

​Nothing Else Matters bittiğinde yeniden başa almıştım ki annemin bana seslendiğini duydum. Birkaç kez seslendi, aldırmadım, ısrarla adımı söylemeye devam edince istemeden de olsa yatağımdan kalkıp odamdan çıktım. Koridorda yürürken neden beni rahat bırakmıyor ki diye düşünerek yanına gittim. Bugün yaşamak için fazla bıkkındım.

​"Efendim" dedim yorgun bir sesle ve kapının kenarına yaslanıp kollarımı göğsümde kavuşturdum.

​Annem "Akşam için yemek hazırlıyorum. Birkaç şey lazım dışarı çıkman gerek tatlım. Bir sokak aşağıda market görmüştüm, kolayca bulabilirsin sanırım," derken tezgaha eğilmiş yemek hazırlıyordu.

İster istemez annemin eski ev halini düşündüm. Çalışanımız Nimet Teyze ve iki yardımcısı evin her ihtiyacıyla ilgilenirdi, annem hiç ev işi yapmazdı, hatta mutfağa girdiğini bile hiç görmemiştim. Şimdiyse annemin yemek yaptığını görmek beni hem şaşırtıyor hem üzüyordu. Annem de benim gibi rahat bir yaşama alışıktı.

Eskiden olsa makyajsız dolaşmayan, saçını yaptırmadan bir gün geçirmeyen, her an dışarı çıkacakmış gibi şık giyinen annem çok değişmişti. Şimdi, saçları dağınık bir şekilde omuzlarına dökülmüş, kıyafetleri ise bayağı günlük ve sıradandı. Üstündeki mutfak önlüğünü saymıyorum bile.

PsikopatBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!