Bölüm 7: Kahraman

83 7 5

Keanexl bu yumruktan kolayca sıyrıldı, hızla yan tarafa çekildi ve Dodeik'in kolunu kavradı. Çelik zırhla kaplı kolu kendine doğru çekerken adamın ayaklarına çelme taktı. Dodeik yere düştüğünde küfürler savurmaya başladı, "Piç herif!" diye haykırdı. "Hem beni bu yaratıklarla tek başıma bırakırsın hem de utanmadan  yere düşürürsün!"

Keanexl'ın yüzünde bir gülümseme oluştu. Sanki haykıra haykıra gülmek istiyormuş ta kendine izin vermiyormuş gibiydi, "Seni tek bıraktığımı da nereden çıkardın?" diye sordu.

"Atını dört nala sürüp gittin ya salak herif! Buradan ne çıkarmam gerekiyor?"

"Atımı ve eyerin içindeki önem-" derken avcıyı fark etti. Bu önemli bilgiyi onunla paylaşmak gibi niyeti yoktu, ancak avcıyı işkillendirmişti. "Her neyse, sonuçta geldim değil mi?"

Kadın, Keanexl'ın sözünü yarıda kesmesinin nedenini düşünmeye başladı. Eyerin içinde olabilecekleri aklına getirmeye çalıştı. Belki de onlarca altın olabilirdi.

"Senin hakkında yanılmışım," dedi avcı teşşekkür edercesine. "Gerçekten usta bir dövüşçüymüşsün."

Keanexl, kendinden emin bir tavırla, elini Dodeik'e uzattı. Adam eli tuttu ve ayağı kalktı.

"Kahramanlar hep en kötü anda yetişir değil mi?" diye dalga geçti Dodeik. Keanexl ve o gülerken, kadın ne olduğunu anlamamış bir şekilde onlara bakıyordu. "Eğitimini küçük bir kasabada yaptığını işittim. Nasıl oldu da kendini tek başına bu kadar geliştirmeyi başardın? Senin eskiden de oldukça güçlü olduğunu biliyordum, fakat bu apayrı bir seviye."

Keanexl hançerini kafasına doğru fırlattığı kurt adamın yanına doğru ilerledi. Hançeri kafasından çekti ve kılıfına koydu. Ardından ölmediğini fark ettiği, ağaca yaslanmış bir kurt adamın yanına doğru ilerlemeye başladı. Göğsündeki gümüş ok ona dayanılmaz ıstıraplar çektiriyor, bu acılar yüzünden durmadan hırlıyor ve uluyordu.

Keanexl yanına geldi ve siyah hançerini canavarın koca kafasının kafasının tam üstüne sapladı. Ardından hançeri çekti ve Dodeik'in yanına döndü, "Ne kadar geliştiğimi düşünüyorsun?" diye sordu.

"Sokaklarda, senin hakkında onlarca efsane dolaşıyor." dedi Dodeik. Ardından gümüş kılıcını yerde bıraktığını hatırladı. Kılıcı aldı ve geri döndü. "Çoğunluk öldüğünü düşünmeye başlamıştı. Ama senin kendini eğittiğini hiçbiri düşünmedi. Düşünmek te istemedi çünkü onlara göre sen zirveydin."

"Zirve kişiden kişiye değişir." dedi Keanexl. "En son nerede durduysan orası senin zirvendir."

Kadın ses çıkarmadan onları dinliyordu. Soğuk ve keskin rüzgarlar artmaya devam ediyordu. Arada bir uluma sesleri duyuluyor ancak hiçbir canavar buraya gelmeye cesaret edemiyordu. Cesetlerin hepsi dönüşümlerini tamamlamıştı. Lanet ölünce kalkardı ve kalktığı zaman yaratıklar tekrar eski hallerine dönerlerdi. Yerde  dört insan ve dört elf vardı. Hepsi erkekti.

"Halk senin kahramanlıklarını hergün anlatıyor." diye haykırdı Dodeik. "İşte senin zirven o dönemlerin. Tabi bu görevi yerine getirirsen zirve kavramı yeni değerler kazanacak."

Keanexl omuz silkti ve ölüleri incelemeye başladı. Kadın ise, Dodeik'in dediği görevi düşünmeyi başladı, görev ne olabilirdi?

"Kahramanlıklarım diye bir şey yok, hiç bir zaman kahraman olmadım ve kimsenin yardımına koşmadım. Sadece hakedenlerin bedenlerine soğuk hançerlerimle delikler açtım."

"Siz gerçekten ne hakkında konuşuyorsunuz?" dedi avcı. Gerçekten konuşmalardan pek bir şey anlamamıştı. Bir kaç insan efsanesi bilirdi ancak karşısındaki kişinin o efsanelerdeki kişilerden biri olduğunu düşünmüyordu. Kesinlikle güçlü ve yetenekliydi ama hala çok gençti. "Kahraman değilim diyorsun ancak bizi az önce kurtaran sendin değil mi?"

Yüce Ağaç: ArayışBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!