Birinci Bölüm

37.6K 1.5K 189
                                    

Multimedia: Lysa Chandler.

"Beynim çığlık çığlığa.. deniyorum ancak çoğu zaman onu zapt edemiyorum. Yardım isteyebileceğim kimse yok. 17 yaşında bir kızın söyleyeceği birkaç cümleye inanacak insan da öyle." Keskin bir çığlık daha atıyorum..elimde değil. "Lysa! O aptal çeneni kapat yoksa bir akşamı daha ışıklar kapalı geçirirsin!" bu üvey babamın sesi. Üst kattan bile kısılan gözlerinin şişman yüzünde kaybolduğunu görebiliyorum sanki. Işıklar zaten çok keskin.. Ancak umurumda değil çünkü şu lanet baş ağrıları her geçen gün daha da beter oluyor. Etrafımdaki kıyafetlerin, kalemlerin, çerçevelerin havalandığını hissediyorum...gözlerimin üzerinden birçok barkod yazısı geçiyor adeta, neredeyse görüşüm yok oluyor. Bunun tarifi imkansız. Kendime bile.

Gözlerimi tekrar açtığımda yerde uzanıyordum, bayılmış mıydım? Ne kadar süreliğine? Üvey babamın ikazlarının artmasıyla ister istemez kendime geldim..Tanrım, bu adam hiç mi susmaz? Neler olduğunu anlamam birkaç saniyemi aldı. Neredeyse tüm kıyafetlerim dolaptaki yerlerini terk etmiş zeminde uzanıyorlar.

"Bana bir şişe bira uzat!"

"Geliyorum."

Beni duymadığına eminim ama gücüm sadece bu kadarına yetiyor. Ahşap merdivenlerden aşağı yalpalayarak indim, elim buzdolabına uzandı, birayı aldı hatta açacağı bile bir şekilde bulup şişeyi kapağından kurtarmıştım. Ama aklım tamamen farklı bir yerdeydi. İnce, uzun ellerime baktım, yer yer çizikler vardı. Her zaman onlardan nefret ettim. Diğer özelliklerimden ettiğim gibi. Sorun ellerimde mi? Eh, pekala onlardan kurtulabilirdim. Peki ya sorun beynimdeyse? İşte ondan kurtulmam o kadar kolay olmayabilir diye düşündüm, tabi beni çoktan terk etmediyse. Sessizce iç çektim. Ben de her küçük çocuk gibi klişe hikayeler ile büyüdüm. Yedi cücesi olan bir prenses, ormanda yolunu kaybeden kardeşler, burnu kolum kadar uzayan aptal bir kukla. Hepsinin de büyü yapan karakterleri vardı. Büyü. Kendi kendime güldüm. Gerçekten bunu düşünüyor olamam değil mi? Ne yani şimdi de Harry Potter mıyım? Sadece baş ağrısı. Baş ağrısı. Ben çoğu zaman halüsinasyon gören migren hastasının tekiyim.

"Lysa!" İrkildim.

Elimdeki şişeyle öylece durduğumun farkında bile değildim. Hızlı hareketlerle birayı üvey babama uzattım.

"Al bakalım Frank."

Ona hep böyle seslenirdim. Gülümseyerek bana bakınca gözleri yine şişman yüzünde yok oldu. Gülümsemesi bile sinir bozucu.. Tanrım. Bununla bir sorunum olduğundan değil. Beni alan yedinci kişi mi kimbilir? Saymayı bıraktım. Her koruyucu aile beni "deli" kategorisine koyarak kapı dışarı etti. En azından Frank, ne kadar "deli" olduğumla değil ne kadar "hizmetkar" olduğumla ilgileniyor. Hem kim bilir..deli olmak bir peri masalındaki cin olmaktan çok daha akla yatkın gelmiyor mu? Ayaklarımı sürüyerek odama geri döndüm, yorgunluktan ölüyordum. Yaz yarın resmi olarak bitiyor ve ben yedinci.. evet yedinci yeni okuluma başlayacağım. Yeni kız klişelerine daha fazla gelemiyordum o yüzden ses çıkarmadığım sürece insanların beni görmezden gelmesini ummak tek çaremdi. Eskimiş çantama birkaç kalem ve kağıt atarken kendi kendime gülüyorum. 

"Evet Lysa, bu sefer lanet olası sıra arkadaşını havaya uçurmamaya çalış."

CerebrumHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin