Merhaba ejderha severler,

Bu bilgilendirme notuyla karşılaştığınızda ve hikayeyi aniden yayından kaldırdığımı fark ettiğinizde bir miktar şok olacaksınız muhtemelen. Öncelikle bunun için özür diliyorum. Ama telaş yapmayın, her şeyi açıklayacağım :)

Yoğunluğumdan dolayı GR'ye uzun bir ara verdiğimi, sonrasında ise ilhamsızlıktan bir türlü bölüm yazamadığımı çoğunuz biliyorsunuz. Aylardır bu konuda sizden çok fazla mesaj alıyorum. Açıkçası bu mesajlar beni hem mutlu etti hem de mutsuz. GR'yi ve başta Berra olmak üzere tüm karakterleri bu kadar sevdiğiniz, böylesine benimsediğiniz için mutluyum. Diğer yandan sizi bu kadar fazla beklettiğim için çok üzgünüm. Çok sevdiğim hikayeme bölüm yazamadığım, yarım bıraktığım için de ayrıca üzülüyorum. Hikayeden o kadar uzaklaştım ki artık dönüş yolunu bulamıyorum. Çok şey denedim fakat bir türlü gereken enerjiyi, ilhamı ve hevesi toparlayamadım. Ama bu kadar sevdiğimiz bir hikayeyi yarım bırakmaya asla gönlüm el vermiyor. Devam etmediğim her gün Berra kafamın içinde gevezelik ediyor hatta :) Uzunca bir süre düşündükten sonra yakın zamanda kitap olan hikayemde denediğim yöntemi GR'de denemeye karar verdim.

Hikayeye en baştan başlayacağız. Berra, ben ve siz. Hep birlikte. Böylece hem siz unuttuğunuz bölümleri ve ayrıntıları hatırlayacaksınız hem de ben GR'yi yazmam için gereken enerjiye tekrar kavuşacağım. Ufak tefek düzeltmeler ve iyileştirmeler de yapacağım bazı kısımlarda. Öyle çok büyük şeyler değil ama, korkmayın. Hikayemizin ana teması ve sevdiğimiz her şey aynı kalacak. Böylece dönüş yolunu bulacağımı, birlikte bulacağımızı umuyorum.

Giriş ve ilk bölüm yarın akşam gelecek, bir de Instagram hesabımdan GR ile ilgili canlı yayın yapmak istiyorum. İster misiniz böyle bir şeyi, katılır mısınız? Buraya merak ettiklerinizi, sorularınızı ve canlı yayınla ilgili fikirlerinizi mesaj olarak bırakırsanız çok mutlu olurum.

Her zamanki yanımda olmanız ve desteğinizi benden esirgememeniz dileğiyle :)

-Tanıtım-

"Yani diyorsun ki, Balım kuleye kapatılan prenses." Çok kısa süren bir duraksamanın ardından keyifli bir ses tonuyla devam etti. Her duyduğumda kalbimi sıkıştıran sesin sahibini bir kez daha, can acıtacak kadar ilgisiz bir şekilde omuz silkerken canlandırdım gözümde. "Öyleyse Berra da kuleyi bekleyen ejderha."

Bu sözler hepsini güldürürken sindiğim yerde hafifçe kıpırdandım ve sırtımı duvara verdim. Söyledikleri kesinlikle doğruydu ama yine de canım yanmıştı işte. Hayır, canı yanmak durumumu anlatmaya yetmiyordu aslında. Kalbimin üstünde fil ailesi tepinmiş gibiydi daha çok. Uzun zamandır ağlamadığım için gözlerimin dolması beni şaşırttı. Son beş ay neler yaşamıştım da gözümden tek damla yaş dökülmemişti. Şimdi böyle saçma bir şey için mi ağlayacaktım cidden? Bunu doğrulurcasına yanaklarımdan aşağı yaşlar süzülmeye başladığında hayal meyal kahkahaların hafiflediğini fark ettim. Konuşmanın gerisini duymak istemediğimi düşünerek harekete geçtim.

Başımın duvarın altında kalmasına özen göstererek iki büklüm yürümeye -sürünmeye- başladım. Ses çıkarmamak için oldukça yavaş hareket ediyordum. Ses çıkarsam da beni duyacaklarından şüpheliydim gerçi. Öyle ya, ejderha şakaları yapmakla çok meşguldüler.

Evin diğer tarafına geçtikten sonra ayağa kalktım. Artık beni göremezlerdi. Duvarın üstüne çıkıp oturdum ve bacaklarımı aşağı uzattım. Yükseklik tahmin ettiğimden ve normalde cesaret edeceğimden daha fazlaydı ancak yine de tereddütsüz atladım.

Sert ve direkt temas yüzünden ayaklarım acımıştı. Ancak acıyı doğru düzgün hissedemiyordum bile. Çünkü o güzel ama acımasız ses kulaklarımda yankılanıyordu hala:

Balım kuleye kapatılan prenses... Öyleyse Berra da kuleyi bekleyen ejderha.

Neşesiz bir gülümsemeyle şekillendi dudaklarım. Eve giden yola saparken içten içe her zaman bildiğim şeyi onun ağzından duymanın beni neden üzdüğünü düşündüm. Şurası kesindi, tam bir çelişki yumağıydım. Ayrıca güzeller güzeli kuzeninin başını bekleyen bir korkuluktum. Sessizce tebrik ettim Eray'ı. Kuleyi bekleyen ejderha. Ben bile kendim hakkında söyleyecek daha iyi bir şey bulamazdım.

Güzel RuhBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!