|| 19. Bölüm ||

1.9K 187 327

İyi okumalar!

~

   "Peki ya bu nasıl?" 

   Levi üzerinde tutuyor olduğu pudra pembesi şeyi bana gösterdiğinde kıkırdamadan edemedim. Onu hep siyahlar içinde görmeye alışmıştım, pembe bir tişörtle çok farklı duruyordu.

   "Bunu giyer misin ki?" diye mırıldandım tişörtü elime alıp yumuşak olup olmadığına bakarken.

   "Aslında..." 

   Gözlerimi tişörtten ayırıp Levi'a baktığımda arkasından bir tane daha aynı tişörtten çıkardı. "Bunu da sana alacaktım. Beraber giyeriz diye düşündüm."

   Ağzımın otuz karış açık kaldığına emindim.

   Eski kıyafetlerimden kurtulup tamamen yeni kıyafetler almaya karar vermiştik ve soluğu bir alışveriş merkezinde almıştık. Levi çok farklı geliyordu bana, baş başa kaldığımızda hep sahip olduğu o ciddiyeti az da olsa gölgede kalıyor ve bambaşka biri gibi davranıyordu. Hala ilk zamanlarda olduğu gibi heyecanlıydım ve artık tamamen onunla kalacağım düşüncesi daha da çok heyecan veriyordu.

   Buna alışabilmek için zamana ihtiyacım olacaktı...

   O korkunç günlerin geride kaldığını bir türlü kabullenemiyordum fakat önümde durmuş bana gülümseyen bu güzel adam, her şeyin düzeleceğinin kanıtıydı.

   "Ee ne diyorsun?" elini önümde salladı.

   "Bence olur!" tutuyor olduğu o tişörtü alıp elimdekini ona verdim ve tişörte baktım. Pudra pembesi bir tişörttü, göğüs kısmının solunda beyaz renginde ufak kuşlar vardı. Başka da bir deseni yoktu.  

   Bana en küçük bedeni aldığını görünce gülümsedim. Böyle ufacık detaylara dikkat ediyor olması çok hoşuma gidiyordu, o bir Alfa'ydı ve Alfa olan insanlar benim gözümde hep korkutucu bir imaja sahip olmuştu.

   Levi çok farklıydı.

   "Ben hepsini alıyorum o zaman?"

   Ona baktım. Kenardaki sepette yığılı olan tişört ve pantolonları işaret ediyordu, hepsi benimdi. Tüm parayı ona ödetecektim ve... Bunun için suçluluk duymuyordum. Aslında önceden aşırı derecede suçluluk duyardım fakat Levi'a karşı nedense bu olmuyordu. O benim en yakın olduğum insandı, bu yüzden olmalıydı...

   O kasaya giderken ben de mağazadan çıktım ve etrafa bakınıp telefonumu kontrol ettim. Bana yeni bir telefon ve hat almıştı, arkadaşlarımın numaralarını rehberimden geçirmiştim. Armin, Jean, Marco... Hepsi beni çok merak ediyor olmalıydı. Uzun bir süredir ortalıkta yoktum ve bana hiçbir şekilde ulaşamamışlardı. Acaba Mikasa onlara haber vermiş olabilir miydi?

   Armin'in numarasını çevirip bir kenara oturdum, Levi mağazadan çıktığında onu kaçırmamak için de gözlerimi kapıya sabitlemiştim.

   Birkaç çalışın ardından açtı.

   "Efendim?"

   Ah, numaram onda yoktu tabii...

   "Armin, benim. Eren."

   "Eren... Tanrım seni ne kadar merak ettik biliyor musun!? İyi misin!? Neredesin, kiminlesin şu an!? Eren ben çok korktum en yakın dostumu kaybettim diye o kadar kork-"

   "Sakin ol Armin!"

   Sesimi hafifçe yükselttiğimde durdu, ağlıyordu. Bunu kulağıma gelen hafif burun çekme sesleri ve hıçkırıklardan anlamıştım. Ben ortadan kaybolduğumda gerçekten korkmuş olmalıydı. Keşke ona haber vermeyi aklıma getirebilseydim... Zihnimin her köşesi Levi ile dolu olduğunda diğer her şey silinip gidiyordu resmen.

Dear Diary || RirenHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin