Anacım minnoşlarım, size bomba ve uzun bir bölümle geldim :) Bölüm sonunda oha! Böyle bir yerde biter mi diyeceksiniz :) Lütfen yorum ve vote unutmayın. Çünkü yükselmemiz gerekiyor :) #Romantizm 147. Sıradayız :) Destek he mi canlarım :) Sizi seviyorum.. 

Bu sikim duygularımla baş edemiyor olmak bir yana, bu karmaşanın neden bir türlü çözülemiyor olması bir yana. Onun bana kullandığı "İlk defa biri bana bu şekilde dokunuyor." kelimesine takılı kalmam mantıklı mıydı? Neden duygudan duyguya girip, bir anda ona eziyet ederken, kendimi ona yapışmış halde buluyorum? Göğüsüme değen vücudu tamamen direncimi kaybettiriyor ve beni bambaşka bir dünyaya taşıyor. O an düşünebildiğim şeyler sınırlı oluyor. Aykut'un hala bana onu sevip sevmediğini söylememesi beni dizginleyen tek unsur! Fakat durmamı gerektirecek unsurun bu değil, ailemi hatırlamak olması gerekiyor! Kahretsin! Böyle işin anasını avradını...

Düşüncelerimden beni sıyıran şey, Aykut'un "Hamza, beni dinliyor musun?" sesi oldu. Aykut ne zamandır konuşuyordu ki? Ben kendi içimde cebelleşmekten hiçbir şeyi duymamıştım.

"Kusura bakma, dalmışım. Ne diyordun?"

"Diyorum ki, artık kamera kayıtlarını izlesek? Ayrıca Erhan'la konuştum. Araştırma yapmış. Hamza, sen de yanıldığını göreceksin. O kıza kendini nasıl affettireceksin?"

Kaşlarımı çatarak "Ona kendimi affettirme gibi bir durum olmayacağına eminim. Kalemi getirip geliyorum." dedikten sonra odama geçmek için yukarı çıktım. Kahretsin! Neden Aykut doğruyu söylüyor gibi hissediyordum?

Kalemi odadan alıp yine aynı ağırlık ile çalışma odama girdim. Aykut'un sabırsız halleri beni geriyordu! O kadını neden bu kadar önemsiyor ki?!

"Nasıl yapacağız?"

"Bekle."

Kamera kaydını açtığı zaman, kalbimin teklemeye başlaması normal bir durum muydu? Bütün hücrelerim ikimiz arasında geçecek konuşmaya odaklandı. Hastane sabahı Vedat Karadağ ile görüşmeye gitmiştim ve kahretsin ki ne olduğunu anlayamadan geri dönmüştüm. Pause düğmesine basıp, çatık kaşlarla bana bakan Aykut'a bakmaya başladım. 

◇◆◇◆◇

"Nasıl yani, Erhan? Bu ne demek oluyor?"

"Çok basit abicim, öğrendiklerim bunlarla sınırlı değil."

"Vedat Karadağ, Mirza Şehzade'nin karısına aşık olmuş ve saplantılı bir aşkla bağlıymış."

"Abicim, sen bu olayı bana baştan anlatsana."

"Bak Aykut, beni güzelce dinle abicim. Çünkü bu anlatacaklarımı tekrar etmeyeceğim ve kendimle mezara kadar götüreceğim. Çünkü büyük bir karmaşa söz konusu. Ve Vedat şerefsizi o kızın canını almakta gayet kararlı görünüyor!"

"Anlat abicim, herşeyi anlat."

Duyduklarımı hangi kefeye nasıl sığdıracağımı, bu karmaşanın daha ne kadar dolanacağını merak etmekten alamadım kendimi. Ne olurdu yani benim de hayatım doğru dürüst olsaydı? Hamza bütün bunlara inanır mıydı? Sanırım artık kamera kayıtlarını izlememiz gerekecek. Bu kargaşa bir an önce çözülmeli ve o Şerefsiz cezasını ödemeli!

Arabada bekleyen Selin'in yanına oturdum. Hamza arayıp DNA testini almamı, Selin'i getirmemi ve gelmemi söylemişti. Hamza Damla'nın saçlarından tutup sürükleyince, onu kurtarmak istemiştim ama istememişti. Aniden değişen bu ruh halinde Erhan'ın anlattıklarını Hamza'ya anlatmam, ne kadar sağlıklı olabilirdi ki? Yine de bu işi uzatma yanlısı değildim ve gider gitmez herşeyi anlatacaktım. Selin ısrarla yüzüme bakmıyordu. Bu da bozulan sinirlerimi daha çok bozuyordu. Onun üzerine gitmek istemiyordum, evet hak etmiştim ama bu kadarı bana ağır geliyordu! 

Hüsran! [Tamamlandı]Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!