Bölüm 13 / Cinayet

4.4K 252 191
                                    

Uzun, ceviz ağacından yapılma yemek masamızın baş kısımlarındaki sandalyelerden birine oturdum

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Uzun, ceviz ağacından yapılma yemek masamızın baş kısımlarındaki sandalyelerden birine oturdum. Tabağımın üzerine özenli bir şekil verilerek bırakılmış olan büyük kumaş peçeteyi alıp açarken etrafıma bakındım.

Yeni evimizde ilk akşamımızdı. Evin henüz, bulunduğumuz en alt katındaki odaları, içinde olduğumuz bu salonu ve yine bu kattaki mutfağı tamamlanmıştı. Bu nedenle; hala tadilatta olan üst kata çıkan merdivenlerin önü üst üste yığılı malzemeler ve kolilerle doluydu. Kabadan aldığımız bu evin tamamen hazır olmasına, çalıştığımız mimarlık firmasıyla olan anlaşmaya göre iki hafta vardı.

İki kısa hafta, iki ömürlük hafta ya da.

Güvenlikli bir site içinde, iki katlı, büyük bahçeli bir evdi. Bir evden istenebilecek her şeye sahipti; açık ve kapalı havuz, sauna, hamam, büyük odalar, sitenin otelvari housekeeping hizmetleri, güzel bir manzara...

Bir evden istenebilecek maddi her şeye sahipti. Manevi olan kısmı ise artık benim için fazlasıyla eksikti. Dün gördüğüm fotoğraflardan sonra, haftalara yayılan tüm o anların ardında olduğunu düşünmek zorunda kaldığım isimden sonra ve hala şiddetli yaşadığım psikolojik travmamla... içinde bulunduğumuz bu ev, tüm güzelliğine rağmen, benim için bu anda ne yazık ki fazlasıyla anlamsızdı.

Barlas benim aksime evin tüm işleriyle özenle ilgileniyordu. Benim ve bizim için mi yoksa benden sonrası için mi... bunu düşünmek dahi istemiyordum. Ama akşam üzeri onun sipariş vermesiyle buraya getirilen ve geri döndürdüğüm turuncu renkli abajurlardan; bu hummalı hazırlığın benim için olmadığını, benden, beni delirtip kurtulduktan sonrası için olduğunu sezebilmiştim. Turuncudan nefret ederdim çünkü. Ve ne tesadüftü ki; eski asistanım Ilgın turuncuya bayılırdı.

Bu evimizde yeniden bizimle çalışmaya başlayan yardımcımız Belkız tarafından tabağıma bırakılan dana bonfileye düşüncelerimi askıya alıp baktım. En dış kısımdaki bıçak ve çatalı elime alıp eti kestiğimde, çatala batan kısmı dudaklarıma götürmeden önce tabaktaki etin iç kısmındaki kırmızılığa baktım. En sevdiğim haliyle yarı pişmişti. Hala kanlı sayılabilirdi.

Gözlerim baskı uyguladığım etten; beyaz, yuvarlak tabağa akan koyu renkli kana takılı kaldı. Eti yemeden biraz daha kestim ve bundan daha önce fark etmediğim, şimdi anlamadığım kadar büyük zevk aldım. O an tabağımdakini sıradan bir ızgara bonfile yerine gerçek bir kişi olarak görmeyi engelleyemedim. Parçalamaya devam ettim ve her bir parçayı dişlerimle ezerek yedim. Büyük bir hazla.

"Dünden bu yana alışık olmadığım kadar çok sessizsin."

Uzun masanın karşı tarafında oturan Barlas konuştuğunda çatal ve bıçağımı durdurdum, gözlerimi tabağımdan kaldırdım. Şamdan ışıkları ve loş spotlarla aydınlanan koyu renkli salonda ona baktım. Gözleri, tabağımda parça pinçik ettiğim etten kalan artıklara değip yeniden bana doğru kalktı. "Artık konuşmak istersen," dedi arkasına yaslanıp bana ciddiyetle bakarak. "Dinleyebilirim Sahra."

AltÜst Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin